Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

Papa’ya mektup

Katolik Kilisesi lideri Sayın Papa Francesco,  her Pazar günü düzenlenen Angelus duasının ardından Ayasofya’nın müzeden camiye çevrilmesi ile ilgili olarak yaptığın yorumu okudum. Şöyle diyorsun: “Ayasofya’yı düşünüyorum ve büyük acı duyuyorum!”

Dünya Kiliseler Birliği de Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a yazdığı mektubunda aynı beyanda bulunarak, Ayasofya kararından dolayı “acı ve dehşet” duyduklarını ifade etti.

Birliğin Genel Sekreter Vekili Ioan Sauca, ayrıca şunları söyledi: “Ayasofya, 1934 yılından bu yana her ülkeden ve inançtan insan için açıklık, karşılaşma ve ilham mekânı olmuştur. Yaklaşık 1500 yıl önce manastır olarak inşa edilen Ayasofya, Hristiyanlık inancına mensup kişiler için kutsal bir mekân olarak görülüyor.”

 Sayın Papa, müsaadenizle size birkaç soru soracağım:

Birincisi, yaklaşık 1500 yıl önce manastır olarak inşa edilen Ayasofya’nın 1934 yılında müzeye çevrilmesi manastır itikadı ve felsefesi ile bağdaşır mı?

 Başka bir ifade ile münzevi (hermitic) hayat biçimini seçmiş Hristiyan din adamlarının en meşhuru “keşişlerin babası” olarak da bilinen Aziz Antony (ö. 355)  Hristiyan mükemmelliği idealini aramak için veya ferdî kurtuluşa erme çabaları için yola çıkmıştır. Bunun doktrini ile bağdaşır mı?

 İkincisi, Ayasofya’nın statüsü değiştirilerek 1934 yılında müzeye çevrildikten sonra Ayasofya’da bale tiyatro gösterisi sergilenmesi Aziz Antony’nin ülküsü ve ilkeleri ve mefkûresi ile bağdaşır mı?

Üçüncüsü, Yunanistan’da bazı camilerin meyhaneye çevrilmesinden dolayı başta Aziz Antony’nin, keşiş hayatını düzenli ve kilise otoritesiyle bağlantılı bir cemaat haline getiren Aziz Pachomius’in  (ö. 346 ve patrik Tentyra’nın münzevi zâhid (anchorite/hermit) geleneğinden cemaat hayatına dayanan manastır (coenobite) geleneği ile bağdaşır mı?

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: Andolsun ki, Yahudilerle müşrikleri, müminlere düşmanlık bakımından, insanların en şiddetlisi bulacaksın. Sevgi bakımından müminlere en yakın olanlarını da “Biz Hristiyan’ız.” diyenleri bulacaksın. Bunun sebebi şu: Çünkü onların içinde bilgin Keşişler ve dünyayı terk eden Rahipler vardır. Hakikaten onlar, hakkı kabul hususunda büyüklenmez ve kibretmezler.” (Maide,82)

Sayın Papa, sekülerleşme,  kapitalistleşme ve modernleşme sonucu Keşiş ve Rahiplerin düşüncesinden sıyrılmanız Yahudilerle müşrikler gibi müminlere düşmanlık bakımından en şiddetli hale geldiğiniz için Ayasofya’nın aslına dönüştürülmesinden acı duyuyorsunuz. Öyle değil mi?

İçimizdeki sekülerleşen, kapitalistleşen ve modernleşen bazı ilahiyatçılar ve Mısır, BAE gibi bazı İslam ülkeleri liderleri ve mele’in (seçkinleri) de aynı sebepten dolayı  Ayasofya’nın aslına dönüştürülmesinden büyük  acı duymaktadırlar.

Size tavsiyem, Aziz Antony Aziz Pachomius’in ve patrik Tentyra’nın, Hristiyanlığın mükemmelliği idealini aramak için veya ferdî kurtuluşa erme çabaları için yola çıktığı gibi çıkın ki hakkı kabul etmen hususunda büyüklenmekten ve kibirlenmekten kurtulmuş olursun.

Sayın Papa, yeryüzünde Müslümanlar sekülerleşir, kapitalistleşir ve modernleşir de üzerine düşen görevi yapmazlarsa yeryüzünde ne manastır ne havra ve ne de mescit kalır. İbadet yerleri ve ayin yapılan yerler ya müze olur veya meyhane olur yahut bale tiyatro gösterisi sahası olur yahut ticaret mekânına dönüştürülür yahut yıkılır gider.

 Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Onlar, haksız yere, sırf, “Rabbimiz Allah’tır” demelerinden dolayı yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah’ın, insanların bir kısmını bir kısmıyla defetmesi olmasaydı, içlerinde Allah’ın adı çok anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescitler muhakkak yerle bir edilirdi. Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Şüphesiz ki Allah, çok kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir.” (Hac,40)

 Sayın Papa, sonuç olarak diyoruz ki Ayasofya, her ülkeden ve inançtan insan için açıklık, karşılaşma ve ilham mekânı olması için  o kutsal mekanın aslına dönüştürülmesi gerekir. Türkiye’nin yaptığı budur.  Çünkü Roma’nın varisi Fatih Sultan Mehmet’tir. Ayasofya fethin sembolü ve fetih hakkıdır ve Fatih’in vakfiyesidir. Bu sebeple Ayasofya’nın müzeye çevrilmesi bir hakkın gaspıdır.

Bundan sonra Hilal, 1. Dünya harbinde olduğu gibi zaafa uğramazsa hiçbir güç ve otorite Ayasofya’nın statüsünü kıyamete kadar değiştiremez; Allah’ın izniyle.

 Selam hidayete tabi olanların üzerine olsun. Hoşça kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.