Özgür Kudüs yürüyüşü

Özgür Kudüs yürüyüşü
Halk Eğitim Dayanışma ve Araştırma Derneği (HEDADER) Kudüs özgür olsun diye 2. yürüyüşünü gerçekleştirdi

Halk Eğitim Dayanışma ve Araştırma Derneği (HEDADER) Kudüs özgür olsun diye 2. yürüyüşünü gerçekleştirdi. HEDADER üyeleri Kudüs’ün özgürlüğü için Şerafettin Cami’nden Alâeddin Tepesi’ne kadar ellerinde fenerler ile yürüdü

HEDADER Kudüs’ün özgür olmasını istediklerini göstermek için yaptıkları yürüyüşü geçtiğimiz akşam Şerafettin Cami’den Alâeddin Tepesi’ne kadar yürüyerek gerçekleştirdi. Temsili Mescidi Aksa Camii’nin silueti ve ellerindeki meşaleler ile yürüyüş yapan kalabalık Filistin, Suriye ve diğer zulüm altında bulunan Müslümanların özgürlüğü için sloganlar attı. Yürüyüş sırasında konuşan HEDADER Yönetim Kurulu Üyesi Musa Kazım Yılmaz, Kudüs’ün tüm Müslümanlar için önemli olduğuna değinerek, “İnancımız gereği Kudüs’ün özgür olması gerekir. Buranın özgür olmasının gerekliliğinin bir başka nedeni de,  Allah’ın hem Mescidi Aksa’yı, hem de çevresini bereketli kılmış olmasındandır. Bu işgallerin sona ermesi Müslümanların üzerine dini vecibedir. Biz de bir araya gelerek, Kudüs’ün özgür olmasını istediğimizi yürüyerek göstermek istiyoruz” dedi.

İŞGAL ALTINDAKİ KUDÜS KABUL EDİLEMEZ

Yürüyüşün ardından Alaeddin Tepesine gelen grup burada Atasoy Müftüoğlu’nun konferansını dinledi. Açılış konuşmalarının ardından konuşan Atasoy müftüoğlu, Kudüs’ün özgür olması için çalışmaların yapıldığına dikkat çekerek, “Kudüs’ün işgal edilmesi Mescidi Aksa’nın Yahudileştirilmeye çalışılmasının bir göstergesidir. Ama buna imkân yoktur. Kudüs’e ilişkin bağımsızlık isteklerimizi çeşitli vesileler ile ortaya koyduk ve koymaya da devam edeceğiz” dedi.

ÖZ ELEŞTİRİ YAPAMIYORUZ

Müslümanların gündeminin başkaları tarafından oluşturulduğuna dikkat çeken Müftüoğlu, “Kendi gündemimize neyi alacağımıza, neyi isteyeceğimize, ne yapacağımıza ilişkin çerçeveler bize dışardan aktarılıyor. Bizler Müslümanlar olarak, modern tarih boyunca, kültürel, düşünsel anlamda hep soykırıma maruz kaldık. Her gün yeni bir soykırım ile karşı karşıya kalıyoruz. Soykırım insan hayatının en dramatik tezahürüdür. Soykırımdan daha büyük akıbet söz konusu olamaz. Biz en büyük soykırıma maruz kaldık. Bizler karşı karşıya kaldığımız gerçekler ile yüzleşemiyoruz. Öz eleştiri yapamıyoruz. Öz eleştiri kavramını kendimiz kültürümüzden çıkardık” diye konuştu.  

GERÇEKLERLE MEŞGUL OLUNMALI

Müslümanların küçük sorunlar ile uğraştığını söyleyen Atasoy Müftüoğlu, “Müslüman olmak demek, gerçeklerin hepsi ile meşgul olmak demektir. Ama biz küçük parçalar ile kendimizi büyülüyoruz. Bizim varlığımız kimsenin üzerinde caydırıcı etki yapmıyor” ifadelerini kullandı. İslam’ın içeriğinin boşaltıldığını iddia eden Müftüoğlu, “100 yıldan beri İslam içeriğini bir aile, gelenek ve görenek şeklinde ifade ettiriyor. İslam’ı önceleri evlerimizde temsil ediyorduk, şimdilerde evlerde de temsil edemiyoruz. Televizyon programları, reklâmları temsil etmemize izin vermiyor. Kimileri bir kapitalist, kimileri bir liberalist olmak üzere çeşitli saatler televizyonda görünmeye başladı. Bu çelişkilerden kendimizi kurtarmamız lazım” dedi. Müftüoğlu konuşmasının sonunda, İslam’ın ve Kur-an’ın referans olmaktan çıktığını, marjinal olana mahkum edildiğini belirtti. Müslümanların yeni şeyler üretmediğini, başkalarına karşı muhalefet etmediğini, kabullenmeci bir anlayış içerisinde olunduğunu sözlerine ekledi.

MUSTAFA ÖZÇELİK

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.