Özele ‘global’ darbe

Özele ‘global’ darbe
Sağlıkta global bütçe uygulamasını doğru bulmayan Dr. Seyit Karaca, kamunun özel sektörü kısıtlayıcı kurallar koymak yerine denetim yapmasını istedi

ÖZEL SAĞLIĞA GLOBAL BÜTÇE DARBESİ

Vatandaşın sağlık harcamalarına sınırlama getirecek olan global bütçe 2010 yılında devreye girecek. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) tasarruf gerekçesi ile hayata geçireceği uygulamaya göre sağlık harcamalarının bütçesi önceden belirlenecek, özel sağlık kuruluşlarından bu bütçe ile hizmet vermeleri istenecek. Maliyetler bütçenin üzerinde çıkarsa, kamu ödeme yapmayacak.

2010 İÇİN SUNULAN TEKLİF 2009’UN BİR MİKTAR ARTIŞI

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Sağlık Kurumları Meclis Başkanı ve Özel Selçuklu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Seyit Karaca, 2010 sağlık bütçesi için kendilerine sunulan teklifin 2009’un bir miktar artışı gibi öngörüldüğüne dikkat çekti. Seyit Karaca, global bütçe uygulamasının yanında özel hastanelerin kendi kendilerini düşürdükleri zor şartlar olduğuna da işaret etti.

GLOBAL BÜTÇE AZ HİZMETE YÖNLENDİRİYOR

Global bütçenin mantık olarak insanları daha az hizmet vermeye yönlendireceğini de belirten Seyit Karaca, özel sağlık kuruluşlarının bütçe az diye sağlık hizmeti vermeme gibi bir anlayış içinde olacaklarını düşünmediğini şu sözlerle ifade etti: “Özel sağlık kuruluşlarının daha az para alıyoruz, şunu yapmayalım mantığı içinde olacağını sanmıyorum. Böyle dersek özel sektörün bugüne kadar para saiki ile hareket ettiğini söyleriz. Bu doğru yaklaşım olmaz.”

 

 

Devlet denetim yapmalı

 

Sağlıkta global bütçe uygulamasını doğru bulmayan Dr. Seyit Karaca, kamunun özel sektörü kısıtlayıcı kurallar koymak yerine denetim ve sektörün olması gereken şartları gözeterek, ayakta kalmasını temin etmesi gerektiğini vurguladı

 

Vatandaşın sağlık harcamalarına sınırlama getirecek olan global bütçenin 2010 yılında devreye girecek. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) tasarruf gerekçesi ile hayata geçireceği uygulamaya göre sağlık harcamalarının bütçesi önceden belirlenecek, özel sağlık kuruluşlarından bu bütçe ile hizmet vermeleri istenecek. Maliyetler bütçenin üzerinde çıkarsa, kamu ödeme yapmayacak. Yani belirlenen bütçenin dışındaki harcamalar özel hastanelerin cebinden çıkacak.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Sağlık Kurumları Meclis Başkanı ve Özel Selçuklu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Seyit Karaca, global bütçe görüşmeleri ve özel sağlık sektörüyle ilgili gelinen son noktayı değerlendirdi.

2010 sağlık bütçesine ilişkin ilgili Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz ve Çalışma Bakanı Ömer Dinçer’den oluşan 5 Bakanla 2 defa toplantı yaptıklarını anlatan Dr. Seyit Karaca, devamında da bu bakanlıkların müsteşar ve diğer bürokratlarıyla 6 toplantı daha gerçekleştirdiklerini aktardı.

Hükümetin, 2010 bütçesiyle ilgili belki IMF protokolüne de hazırlık olmak üzere, “2009 bütçesi sıkıntıya girdi, 2010 ile ilgili tedbirleri şimdiden alalım” mantığıyla hareket ettiğine işaret eden Dr. Seyit Karaca, bu çerçevede 2010 sağlık bütçesi için kendilerine sunulan teklifin 2009’un bir miktar artışı gibi öngörüldüğüne dikkat çekti. Bu teklifin içeriğinde kilit cümleler olduğunun altını çizen Seyit Karaca, şöyle devam etti: “Özel sağlık sektörü, özellikle yüzde 30 fark sınırından bu yana, feryat ediyor. Hastalardan alınan bu fark reel değil, bizim maliyetlerimizi bile karşılamıyor. Doğru tespit edilmiş bir fark değil. Bunun ötesinde bütçe uygulama (BUT) veya sağlık uygulama tebliği (SUT) dediğimiz fiyatlar çok düşük rakamlar. “Bunları revize edin” diye talep ettiğimizde, “bütçe imkanları müsaade etmiyor” denilmişti ve “hastalardan alınan farklarla siz finansman açıklarınızı telafi edersiniz” denilmişti. Fakat o noktada yaşanan sıkıntılar, uzun vadede o kulvarın da yüzde 30’luk fark sınırıyla kapatılmasıyla neticelendi. Sektör 2 yıldır yüzde 30’a itirazlarını yaparken, şimdi sınıflandırma gibi bir ön şarta bağlı yüzde 30’un 40-60-70 gibi derecelendirileceği söylendi. Biz bu ön şarta bağlı olmaksızın bu farkın yüzde 100 sınırına çekilmesini talep ettik. Bunda dayandığımız temel noktalardan birisi şu; fark sınırı belirlenirken sektör ve sağlık bakanlığı müsteşar yardımcısının da içinde bulunduğu bir maliyet analiz çalışması yapılmıştı. Bu maliyet analiz çalışmasının altında, bugün her ne kadar sağlık bakanı ben bu rakamları kabul etmiyorum dese de, hastadan alınması gereken farkın en düşük yüzdesi, yüzde 105 ile bazı kalemlerde yüzde 300’e varan oranlar çıkmıştı. Her halükarda en düşük rakam yüzde 100’den yüksekti. Bana göre siyasi bir hesapla, “Vatandaşa karşı özel hastanelerden de en ucuza hizmet alacaksınız” mantığıyla fark sınırı düşük belirlenmişti. Şimdi bu yüzde 100’lük sınırı genişletmeyi kabul etmiyor. Ancak basamaklı yükseltme olabilir diyor. Teklifte asıl garip olan, 2009 bütçesinin bir miktar artırılması sonrasında, yüzde 30-70 arasında özel hastanelerin vatandaştan alacağı fark miktarının kamu bütçesinden düşülecek olmasıydı. Bu, özel sağlık sektörü açısından kabul edilebilir bir teklif değil. Neticede özel hastanelere de doğrudan “kamu hastanesi” levhası asmadan dolaylı olarak devlet hastanesi gibi finansal anlamda iş ve işlem görün anlamına gelen bir teklif. Kamu hastanelerine yapılan her türlü destek ve sübvansiyonlarla kamu hastanesi gibi çalışmaya da hazır olduğumuzu da ayrıca dile getirdik. Sektör sınıflandırmaya da karşı olduğunu, bu tarz bir finans yöntemine ve kaynağına da karşı olduğunu ifade ederek toplantıdan ayrıldı. Bizim arzumuz mutabık kalarak ayrılmaktı, bir mutabakat sağlanamadı.”

SUİSTİMAL DURUMUNDA HAK EDENE EN AĞIR CEZA VERİLİR

Gelinen noktada kendilerine göre özel sağlık sektörü açısından kamu bütçesini harcamak noktasında savurganlık ve israf diye bir şeyden söz etmenin mümkün olmadığını vurgulayan Seyit Karaca, “Hizmetlerin çoğu zaten “paket fiyat” adı altında hizmet paketlerine dönüştürülmüş durumda. Sizin bu paket dışında yaptığınız ve yapmak durumunda kaldığınız işlemler için kamu ek bir bedel ödemiyor. Sizin, muayeneye gelen vatandaş için, 5 tahlil daha yaptım, onun parasını da bana ver, deme gibi bir şansınız yok. Hizmetler büyük ölçüde böyle paketlendiği için kamunun özel sektör için ayırdığı bütçenin savurgan harcanması gibi bir şey söz konusu değil. Verilmeyen hizmeti faturalandırmak şeklinde suiistimaller mümkündür olabilir, ama bunun yolu da radikal, irrasyonel çözümler yerine denetleyerek ve hak edene gereken cezayı en ağır şekilde vermekten geçer. Şu anda özel sağlık sektörü, denetlemekten kaçınan bir anlayışla genel anlamda sektöre koyduğu kurallarla ceza verir noktaya geldi. Bu açıdan global bütçe çalışmalarını çok doğru bulmadığımızı ifade etmek istiyorum” dedi.

2009 yılı özel sağlık bütçesi açısından her ne kadar bütçe açığının büyüdüğü, bunda önemli payın sağlık giderleri olduğu ifade edilse ve Başbakan, ‘sağlıktan dolayı bütçe açık verirse versin, önemli değil’ gibi bir yaklaşım sergilese de, özel sağlık sektöründe bütçeyi aşmamak ve biraz altında kalmak gibi bir beklenti olduğunu ifade eden Seyit Karaca, 2009 için durum böyleyken, 2010 için tekrar bir kısıntıya gidildiğine dikkat çekti. Belli başlı kalemlerde özel sektörün kamuya göre ağırlığının daha fazla olduğunu anlatan Karaca, şöyle devam etti: “Maliyeti yüksek operasyonel hizmetler, organ nakli ve yoğun bakım gibi hizmetler… Zaten bu hizmetlerde devlet 2 yıldır hastadan fark alınmasını yasaklamıştı. Bu hizmetleri veren özel hastaneler hastalardan ek bir ücret talep etmeden hizmet veriyorlar. O yüzden kamu açısından aslında hastaların lehine önemli tedbirler bu şekilde alınmıştı. Üzerine ilave edilecek ek tedbirler insanımızı rahatlatmaktan ziyade özel sağlık kuruluşlarının ve insanımızın dolaylı sıkıntıya girmesine neden olacak.”

Global bütçenin sadece adının global bütçe olduğunun da altını çizen Seyit Karaca, “Risk yönetimi dense buna varız. Risk yönetiminde olay nedir? Bizim 10 bin kayıtlı hastamız var, ona 10 bin lira veriyorum bir yıl için. Bu hastayla ilgili bir lira fazla vermem denilse ve sistem hastane tarafından geriye doğru koruyucu sağlık bütçesini ve ilaç giderini daha aşağıda tutacak bir anlayış, budur global bütçe” diye konuştu.

ÖZEL SEKTÖR KAMUNUN YÜKÜNÜ AZALTIYOR

Global bütçenin mantık olarak insanları daha az hizmet vermeye yönlendireceğini de belirten Seyit Karaca, özel sağlık kuruluşlarının bütçe az diye sağlık hizmeti vermeme gibi bir anlayış içinde olacaklarını düşünmediğine şu sözlerle ifade etti: “Özel sağlık kuruluşlarının daha az para alıyoruz, şunu yapmayalım mantığı içinde olacağını sanmıyorum. Böyle dersek özel sektörün bugüne kadar para saiki ile hareket ettiğini söyleriz. Bu doğru yaklaşım olmaz.”

Özel sektörün bugün 4-5 kalemde kamu hizmet yükünün ağırlığını çektiğini anlatan Seyit Karaca, “Bugün kalp damar ameliyatları, organ nakli, diyaliz ve yoğun bakım hizmetleri ağırlıklı olarak özel sektörde yapılıyor. Özel sektöre, kamu artık sizden hizmet alacak, denildi. 2 yıldır özel hastane yatırımı izni verilmiyor. Planlama gerekçe gösteriliyor. Sadece özel sektöre getirilen planlama modeli sağlıklı değil. Özel sektörün hizmet yüzdesi itibariyle yüzde 30’dan fazla pay alması öngörülmüyor. Bizim bir önerimiz de şu; Sağlık Bakanlığı bu yapı içinde kural koyan ve denetleyen olmalı ama şimdi kural koyan ve denetleyen olmasının yanında önemli bir hizmet veren kurum. Bu açıdan sağlık bakanlığı kaptan pozisyonuna çekilmeli” ifadelerini kullandı.

Global bütçe uygulamasının yanında özel hastanelerin kendi kendilerini düşürdükleri zor şartlar olduğuna da işaret eden Seyit Karaca, bu duruma, hasta bulamama endişesiyle yüzde 30 fark almayan kurumların bile olduğunu örnek verdi.

Bu noktada tüm kamu bütçesi harcamalarında olduğu gibi sağlık bütçesine yaklaşımda da bir zihniyet devrimine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Seyit Karaca, “Siyaseten, vatandaş cepten para ödeyince çok doğru olmuyor, mantığıyla vatandaşın cepten ödediği bedeller yüzde 30 ile sınırlandırıldı. Ödeme gücü olandan bile bu miktar alındı ve bu açık dışarıdan faizle alınan kredilerle kapatılmaya çalışıldı. Herkes alınan krediler neticesinde dolaylı olarak faiz ödedi. İnsanlara hoş gelmese de, ödeme gücü olan insanlardan katkı payı alınmalı” dedi. Ancak, katkı payı uygulamasında da kamu-özel sektör arasında dengesizliğin olmaması gerektiğini ifade eden Karaca, 1 Ekim itibariyle bu konu ile ilgili uygulamaya konulacak asimetrik katkı payı uygulamasının özel sektör aleyhine çalışan ayrı bir mekanizma olduğunu vurguladı.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.