Oryantalizmden Emperyalizme

Ortadoğu’da emperyalizmin cenaze namazı kılınmaya başlandı. Zamanın gerisine atılan Ortadoğu halkları bir kalkış, silkinme, titreme ve kendine gelme, zamanını yakalama ve değişim demokrasi talepleri ile meydanlarda.
Flaubert’in doğuyu bir romanla aşağılamasıyla başlayan, Ernest Rena ve Silverste Scay’ın “Arap Edebiyatından Seçmeler” Lane’nin ‘Çağdaş Mısırlıların Örf ve Teamülleri’ Disraeli, Lamartine, Burton Nerval ve bu yazarların eserleriyle Avrupalı’nın kafasında oluşan Çocuksu, hoppa on cümlede kendi ile çelişen düşünme melekeleri gelişmemiş ademiyetçi sanayi inkılabını yaşamamış bir doğu ve doğulu profili.
Oryantalizmin, yazıyla başlayan hastalığı diğer yandan emperyalizme dönüşmesiyle, sömürge hareketleri başlar. Sömürge kurma politikası Fransız, İngilizlerin 19. Yüzyılın sonunda 20. yüz yılın başlarında Fransız ve İngiliz sömürüsü ve iki kanlı savaşın yaşanması. Daha sonra ABD’nin emperyalist saldırıları.
Batılı yazarlar doğuyu tasvir onu teşbih ederek roman, öykü, gezi, seyahat doğu edebiyatından iktibaslar yazılar ve eserler vermeye başlarlar. Kendi milletlerine karşı kendisinde doğu hakkında konuşma yetkisi bulur. Doğuyu küçümseme atıfta bulunma kendini doğulular hakkında konuşma. Şahsına vazifeler çıkarma kendi yaşadığı toplumda doğu bilgisi ona üstünlük kazandırır.
Doğulu kendini anlatamaz, anlatamadığı gibi birilerinin anlatması gereklidir diyerek kendine vazifeler çıkarır. Konuyu sömürgeye getirir; Marx’ın Louis Loneparte’in 18. Burumair’e yazdığı gibi doğulular kendini temsil edemez, temsil edilmeleri gerekir.
Tabiî ki bütün yazarların sömürge emperyalist sömürgeci olduğunu düşünemezsiniz, aşağıda anlatacağımız gibi doğuyu ilham kaynağı alan yazarlarda;
Foucault’ un ‘Nesnelerin Eşyanın Nizamı’ adlı eserinde gösterdiği gibi; Backford, Byron Geothe ve Hugo yazı ve yazı sanatlarıyla doğuyu, doğuya gitmeden inşa etmeye başlamış. Kendi sanatlarına sanat katmışlardır doğuyu sadece ilham kaynağı görmüşlerdir. Bunlara bir diyeceğimiz yoktur. Bunların hakkını da vermek gerekir         
Goethe’in “Doğu Batı Divanı” Schlegel’in “Hint Dili Bilgeliği” Shaffer eseri “Kubla Han ve Kudüs’ün Düşüşü” gibi eserler.
Mısır işgalini yapan ve Mısırlı’ya kan ağlatan Loru Cromer’i 1907 yılında Avam Kamarasında öven Balfour, akıl almaz bir teori ortaya atar ‘Bir batılılar vardır bir de doğulular vardır. Birinciler hükmeder, ikinciler hükmedilenler ve hüküm altında olmalıdırlar.’ diyerek; Mısır’ın İngilizlerce işgali İngilizler için bir canlı sömürge laboratuarı olarak Mısır’da ilk uygulamalarını ortaya koyarlar.
1914 yılında Avrupa’nın sömürge hâkimiyeti yeryüzü karalarında 100/35 inden yüzde 100/85 çıkar. Afrika ve Asya kıtaları emperyalizm altında can çekişir. Düşünmeden konuşan Lort Salisbury ‘Sömürüde tekelleşmeye gitmek kendi aramızda savaş sebebi olur diye pay etmeye karar verdiklerini açıklar’.
Emperyalizm girdiği yerlere düşünce akımlarını da berberinde götürür, şer tohumlarını eker, toplumların kendi düşünce üretme yeteneklerini de elinden alır. Pozitivizim, ütopicilik, Darvinsizim, Markisizim, Spenglerizm, Irkçılık, Freudculuk.
Cromer’e göre Avrupa büyük Asya ile güreşecek ona şekil ve mana verecektir. Cromer ‘Vesayet altındaki Ulusların Yönetimi’ Kitabında nasıl yöneteceklerini anlatır. Kipling’den bir satır alır, emir zinciri komutasında doğuluların yönetileceğini anlatır.
Oryantalizm Hıristiyan Batıda resmi varlığını 1312 yılında Viyana Kilise Konseyinin Paris Oxford, Bolonya, Avinyon, Salamanka’da Arapça, Yunanca İbranice ve Süryanice hakkında bir dizi kürsü kurulmasıyla ilişkili kararı ile ortaya çıkmış olduğu kabul edilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi