Müslüman nasıl bakmalı?

Müslüman nasıl bakmalı?

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Erdem, Gazzede yapılan katliamların ardından Yahudi milletinin özellikleri ve Müslümanların Yahudiler

Prof. Dr. Hüsamettin ERDEM
SÜ İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı
   
Museviliğin kutsal kitabı Tevrat’ta “On Emir” diye bilinen ve Allah’ın Hz. Musa’ya özel ve yazılı olarak verdiği bu emirler Allah ile Yahudiler arasında ilahi nitelikli bir sözleşme maiyetindedir. On Emir’de yapılması ve yapılmaması gereken bazı buyruklar vardır. Yahudiler bu on buyruğun hangileri ne şekilde işlerine geliyorsa o şekilde uygularlar. Çünkü Kur’an onların Allah’ın hükümlerini eğip büktüklerini ve işlerine geldiği gibi anladıklarına vurgu yapmakta (Al-i İmran 3/78) ve yine onların Tevrat’ın hükümlerine arka çevirdiğini ve hakikatlerden yüz çevirip işlerine geleni yapmayı adet edindiklerini belirtir. (Al-i İmran 3/23) Onlar Kutsal kitabı ve Allahın ayetlerini inkarda oldukça ün kazanmışlardır. (Al-i İmran 3/112,184)
TEHLİKELİ İDEOLOJİ’NİN ALTYAPISI
YAHUDİ İNANCI İNSANLARA NASIL BAKIYOR?
Mesela On Emir'de “çalmayacaksın” direktifi olduğu halde, Yahudilerin yüce Tanrı'sı Yahova, mukaddes milletini diğer milletlerin mallarını yemeğe, şerefine sahip olmaya çağırmaktadır; ve şöyle diyor: “Her kadın komşusundan, misafirinden gümüş, altın gibi şeyler ve elbiseler isteyecek ve Mısırlıları soyacaksınız…”( Çıkış 3/21-22; 12/35-36) “Milletlerin sütünü, kralların memesini emeceksiniz…” (İşaye 60/16) “Milletlerin servetlerini yiyeceksiniz, onların şerefine malik olacaksınız.” (İşaye 61/6) Evet bu gün dünya piyasasına, ekonomik dünyaya baktığımızda ya Yahudi şirketlerinin ürettiği mallarla veya ortağı bulunduğu firmaların mallarıyla dolduğunu görürsünüz. Bugün ünlü marka adına ne piyasaya çıkarılmışsa bir şekilde bunların altında Yahudi sermayesinin bulunduğu görülür. Bu firmalardan bir kısmı Yahudilere doğrudan yardımda bulunur... Kimileri de bizim yerli üretimde onların ürettiğinin aynısı veya dengi ürünler olmasına rağmen onların ürettikleri Lewis, İntel, Dell, Kiwi, Nokia, Nestle, Caprissun, Vichy, Mc. Donald’s, L’Oriel, Boss, Coca Cola, Milka, Fanta, Sprite, Schweppes, Danone, Polo, IBM, Carrefour, Jacobs, Toysrus, Tang, Dkny, Philip Morris vb. gibi ürünlerini satın almak suretiyle onlara destek vermektedir. Yapılan her desteğin İsrail’e can alan bir mermi, öldürücü ve zulme aracı olan bir silah olarak gittiğini unutmamak gerekir. Şu unutulmamalıdır ki Yahudi ürünlerini kullanmaya devam etmek demek, Müslümanlara karşı sıkılan kurşunlara destek vermeye devam etmek demektir.
Bu nedenledir ki, Yahudi inancına göre, dünyanın bütün mal ve mülkü, altın ve gümüşleri, yalnız onların Rabbı, ilâhı Yahova'nındır, dolaylı olarak da Yahudilerindir. Yahudilikte, insan haklarından maksat, Yahudi milletinin yeryüzündeki hakları, hürriyetten maksat da Yahudilerin kuvvet ve kudret üstünlüğüdür. Bunlara ulaşmak için de her şeye, her çareye başvurmak mubah karşılanmıştır. Çünkü onlara göre, gerçek insan sadece kendileridir; diğerleri ise pis ve aşağılık yaratıklar/hayvanlardır.
VAAT EDİLEN TOPRAKLARA KADAR!
İsrail oğullarının Tevrat’ta sayılıp dökülen bütün hile ve ahlâksızlıklarına rağmen Rab “Yahova” kavmini bırakmamıştır. Netice olarak –onlara göre- Tanrı Yahova onlara vermiş olduğu sözü tutacak ve vaadini gerçekleştirecek, dünya saltanatını onlara sağlayacaktır. Çünkü Rab onlara vaad ettiği ülkede onların güvenliğini sağlayacak ve onları oradan dünyaya hakim kılacaktır. “O gün Rab Abrahamla and edip dedi ki: Mısır ırmağından, büyük ırmağa (Fırat’a) kadar senin zürriyetine verdim.” (Tekvin 18) Bir gün mutlaka kendilerine Tanrı tarafından vaat edilen bu topraklara gelecekler. Bugün Filistin’e geldikleri gibi, Lübnan’a girdikleri gibi, yarın da sıra Suriye’de, daha sonra bir başkasında ve bu böyle devam edip gidecek, nereye kadar? Vaat edilen toprakları elde edinceye kadar!
Neden İsrail Ortadoğu’ya geldiği günden beri o topraklarda savaş, ölüm, katliam, gözyaşı, acı vb. dinmiyor? Neden komşularıyla diğer milletler gibi iyi komşuluk ilişkileri içinde değil? Çünkü bunlar Kur’an’ın da belirttiği gibi: Onlar insanları Allah yolundan çevirirler (Nisa 4/160) “Onlardan birçoğu, günaha girmekte, düşmanlık etmekte, haram yemekte birbirleriyle yarışırlar…” (Maide 5/62) Yine onlar müminlere karşı düşmanlıkta insanların en gaddarı ve en şiddetlileridir.(Maide 5/82)
BİZ KUR’AN’DAKİ BUYRUKLARA KULAK ASMADIKÇA…
Bizzat kendi Tanrıları Yahova diğer milletlerden İsrail’in intikamı alacağını İsrail’i soyanların soyulacağını, sıkıştıranların sıkıştırılacağını ve onları yok edeceğini (Yoel 3/2-21) belirtmektedir. Öyle bir gün gelecek ki Yahudilerin oğulları ve kızları peygamberlik edecekler. Din ve milliyet ayrılıkları ortadan kalkacak, bütün insanlar yalnız “İNSANLIK” adı altında birleşecekler. Bu birliği de Yahudilerin erkekleri ile kadınları idare edecekler ve her biri bir peygamber gibi olacak.
Tevrat’a göre, milletler dinlerini, dillerini, milliyetlerini, düşüncelerini bırakacaklar; silahlarını ziraat aleti yapacaklar, harbi unutacaklar, Yahudilere işçi ve köle olacaklardır. Yahudiler de bu kalabalığa başkanlık ve peygamberlik edeceklerdir, devlet ve saltanat sahibi olarak yaşayacaklar ve dünyada da, ilk günahtan önceki cennet haline gelecek… Milletler silahlarını saban demiri yaparken, Yahudiler de saban demirini silah yapacaklar (Yoel 3/9-13). Neticede kendilerine itaat etmeyen ve Yahova kanunlarına karşı gelenleri yok edecekler veya zorla itaat altına alacaklardır. Bugün Filistin’de, Gazze’de yapmaya çalıştıkları bu. Biz Müslümanlar kendi kutsal kitabımızdaki buyruklara kulak asmadığımız sürece yarın yapılacaklar da buna benzer şeyler olacaktır. Ne diyor Allah Kur’an’da: “Ey İman edenler! Yahudilerle Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır (birbirlerinin tarafını tutarlar). İçinizden kim onları dost ve yardımcı edinirse, o da onlardandır. Allah düşmana dostluk etmekle nefislerine zulmedenleri hak yoluna eriştirmez”(Maide 5/51) Çünkü Yahudileri, Hıristiyanları ve yandaşlarını birleştiren ve Müslümanlara karşı azgınlaştıran Allah’ın indirdiği son din İslam’dır, Müslümanlıktır. Kur’an bunu şöyle ifade etmektedir: “Andolsun ki sana Rabbinden indirilen, onlardan çoğunun azgınlığını ve küfrünü artırır. Aralarına Kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin soktuk. Ne zaman savaş için bir ateş yakmışlarsa (fitne uyandırmışlarsa) Allah onu sündürmüştür. Onlar yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar; Allah da bozguncuları sevmez.”(Maide 5/64)
İSLAM’A KARŞI SAVAŞ VE FİTNE İÇERİSİNDELER
İslam düşmanlarının savaş ve fitne ateşi yakma teşebbüsleri hiçbir zaman eksik olmamıştır ve olmayacaktır da. Asırlarca hem kendi aralarında savaşmışlar, hem de birleşerek Müslümanlarla savaşmışlardır. Ayrıca Müslümanları birbirlerine düşürmek için yüzlerce, binlerce planlar yapmışlar, tertip ve düzenler hazırlamışlardır. Bütün bunlara rağmen Allah’ın nurunu söndürmeye güçleri yetmemiştir. Dinleri aynı olanlar bile, sanki ayrı dinlerdenmiş gibi mezheplere, bloklara ve gruplara ayrılmışlar, birbirlerine karşı kin ve düşmanlık duyguları beslemişler, korku ve endişe içinde yaşamışlar ve zaman zaman da birbirleriyle savaşmışlardır.
Kendilerine göre bir ahlâk ve fazilet anlayışı geliştiren Yahudilerin, en çok işledikleri ahlâksızlıklar arasında sahtekârlık, hilekârlık, hırsızlık vb. sayılabilir, istifçilik ve karaborsacılık da onlardan öğrenilmiştir. Onlarla ticaret yaparken çok dikkatli olmak gerekir. Kur’an onların dünya hayatı üzerindeki hırslarına dikkat çekmekte ve müşrikler ve Yahudilerin dünya hayatı üzerine en haris insanlar olduğunu belirtmektedir.(Bakara 2/96)
Yahudilerin kutsal kitabı Tevrat'ta hırsızlık ve tamahkarlıkla (Bkz Çıkış 22/1-14) ilgili birçok ağır hükümler getirmesine rağmen, yine de bu ahlâk dışı davranışların ve dünya malına, dünyaya tamahın en çok yaygın olduğu millet, Yahudi milletidir.
Müslümanlıkta ise hırsızlığın hiçbir şekli hoş görülmemiştir. Çünkü hırsızlık, insanı her türlü rezalet ve pişmanlığa götürür. Bundan dolayı da, hırsızlık, hem günah hem haram, hem de en büyük ahlâksızlıktır,
Yahudilerin Tanrı'sı Yahova, sadece kendi milleti arasında yardımlaşmayı emretmiştir.(Bkz. Tensiye 15/1,7) Ve 'Rab Yahova Tevrat'ta şöyle buyuruyor: “Allah'ın Rab, sana vaat etmiş olduğu gibi, seni bereketlendirecektir. Birçok millete ödünç vereceksin; fakat sen ödünç almayacaksın ve çok milletlere saltanat edeceksin, fakat onlar sana saltanat etmeyecekler.” (Tesniye 15/6; 28/12) “Kardeşin fakir düşer de senin yanında kudretsiz kalırsa, ona yardım edeceksin; ondan faiz ve kâr alma, Allah'tan kork” (Leviller 25/35-36)
MÜSLÜMANLAR ARTIK UYANMALI
Tevrat'a göre,  hiçbir Yahudi,  başka bir Yahudi’ye  faizle  para  veya herhangi bir şey veremez, ancak diğer hususlarda olduğu gibi, Yahudi olmayanlara verebilir, (Bkz Tesniye 25/19) hem de fazlasıyla. Her ne kadar Tevrat’ta kendi aralarında faiz yasağı olsa da, buna, onların uyduğunu söylemek pek zordur. Bu uygulama kendi aralarında da oldukça yaygınlaşmıştır. Onların, Tanrı Yahova'nın emri doğrultusunda, birbirlerine yardımı şöyle dursun: “Allah fakirdir, biz zenginiz” (Al-i İmran 3/181 ) “Allah'ın eli bağlıdır (cömert değildir)” (Maide 5/64) diyecek kadar ileri gitmişler ve Allah'a bile iftira etme cüreti göstermişlerdir. İsrail oğullarının bu iftiraları üzerine, Allah şöyle buyurmuştur “Bu söyledikleri söz sebebiyle elleri hayır yapmak hususunda bağlandı ve lanetlendiler. Doğrusu, Allah'ın kudret eli acıktır dilediği gibi ihsan eder.” (Maide 5/64). Allah onların arasına Kıyamete kadar sürecek kin ve düşmanlık bırakmıştır. Onlar yer yüzünde fesat çıkarmak için koşar dururlar.(Maide 5/64) Bu zillet ve hor görülmüşlükleri nedeniyle, “nihayet arkalarından, bozuk bir toplum bunların yerine geçmiştir ki, bunlar kitaba (Tevrat'a varis oldular; şu alçak dünya malını rüşvet olarak irtikap ettiler...” (A’raf 7/169; Al-i İmran 3/112) Yahudilerin dünya malı için yapmayacakları kötülük ve ahlaksızlık yoktur. Tefecilerin, kumarhanelerin, fuhuş ve uyuşturucu yerlerinin büyük bir çoğununun patronları Yahudilerdir. Bu eskiden de böyleydi, hala bugün de böyle. Müslümanlar artık uyanmalı ve aklını başına alıp hiçbir zaman bunların tuzağına düşmemelidir. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da birbirlerine yardım etmelidirler.
Hayırda ve iyilikte yardımlaşma, İslâm ahlâkının en temel esaslarından birisidir. İnsan, her şeyde yardıma muhtaçtır. Kâinat bile yardımlaşma (Teavün) üzerine kurulmuştur. Kâinatın kuruluşunda, tabiat kanunlarının işleyişinde, insan ve hayvanların yaşayışında, hep teavün esas alınmıştır.
İşte bizce, cemiyetteki ihtikârın, stokçuluk ve karaborsa gibi ahlâk dışı faaliyetlerin gerçek sebebi yardımlaşmanın olmayışıdır. Çünkü yardımlaşma olmayınca, mal ve kapital belli ellerde toplanmakta, neticede piyasada malî, iktisadî ve hayatî hareketlilik kaybolmakladır. Tabiî ki, ferdin ekonomisi ile cemiyetin ekonomisi uzlaşamayınca, huzursuzluk, güvensizlik, haset, kin ve nefret başı çekmektedir.
YALNIZCA YAHUDİ OLANLARA İNSAN GÖZÜYLE BAKARLAR!
Yardımlaşma ortadan kalkınca, yerini ölüm ve vahşete terk etmekte, bu da, yokluk ve mahrumiyet anlamına gelmektedir. Böylesi bir felaketi de Tevrat bizzat teşvik etmektedir: “...Rabbin miras olarak sana vermekte olduğu bu kavimlerin şehirlerinden nefes alan kimseyi sağ bırakmayacaksın… Rabbin sana emrettiği gibi tamamen yok edeceksin.” (Tesniye 10-17)“...Onları kasaplık koyunlar gibi ayır ve öldürme günü için hazırla.” (Yeremya  3) “...Onların her şeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme; erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür.” I.Samuel 3) Bırakınız sıradan insanları, kadın ve çocukları öldürmeyi, bu vahşi ve cani millet peygamber öldürmede oldukça mahir bir millettir. Hz. Yahya ve Zekeriya’yı bizzat öldürmüşler, Hazreti İsa ile Hz. Peygamber efendimize yapmadıklarını bırakmamışlardır. Yüzbinlerce insanı ise hiç gözlerini kırpmadan öldürebileceklerini ise her zaman göstermektedirler.
Yahudiliğin yasa kabul ettiği TALMUD’dan kendi dışındaki insanlara yapılabilecek birkaç hatırlatma yapalım: “Yalnız Yahudi olanlara insan gözüyle bakılır. Yahudilerden gerisi sadece birer hayvandır.”“Yahudi olmayanın kanını akıtmak Allah’a kurban sunmaktır.” “Yahudi olmayan bir insana, ancak ona dost görünmek ve çatışmalardan kaçınmak için selam verilir.”
İlâhî dinlerde adam öldürmek (Çıkı 20/13; 21/12; Tensiye 5/17) ana-babaya asi olmak ve dövmek, (Çıkış 21/15,17; Leviller 20/9) garibe, komşuya haksızlık ve zülüm etmek, yalan söylemek ve yalancı şahitlik, (Çıkış 23/7-8) dul ve yetimi incitmek, (Çıkış 22/21-22; 23/9) rüşvet, (Çıkış 23/7-8) vb gibi, On Emir'de yer alan birçok ahlâk esasları ile ilgili Tevrat, İncil ve Kur'ân'da kesin hükümler bulunmaktadır.
İslâm ahlâkında ise her insanın şahsî hürriyetine, şahsiyet ve hayatına saygı göstermek en temel vazifelerdendir. Zira insanın hayatı aziz ve mukaddestir. Ve bu hayat, bize Allah'ın bir emanetidir. Onu iyi korumazsak emanete hıyanet etmiş ve ilâhî binayı yıkmış oluruz. Bunun içindir ki Kur'an'da kasten adam öldürmek yasaklanmış ve bir kişiyi öldüren bütün insanları öldürmüş gibi kabul edilmiştir. (Nisa 4/29; İsra 17/33) Böyle bir hukuk ve ahlâk dışı fiili kasten işleyenler için KISAS cezası, (Bakara 2/178) yanlışlıkla öldürenler için ise köle azat etme ve diyetini (kan bedelini) ödeme (Nisa 4/92) gibi maddi cezalar; “Kim bir mü'mini kasten öldürürse, onun cezası, içinde devamlı kalmak üzere Cehennemdir...” (Nisa 4/93) “Orada hakir olarak ebedî kalır, azabı da katmerleşir.” (Furkan 25/69) gibi âyetlerde belirtilen manevi cezalar takdir edilmiştir. Modern hukukta da hayat ve şahsî hürriyete kast edenlere karşı, çeşitli hapis cezalarından tutunuz da, ölüm cezasına kadar varan cezalar verilmektedir,
İslam ahlâkında,  İnsanın kendisini öldürmesi (İntihar) da başkasını öldürmesi gibidir; intihar da cinayettir. Bu ve benzeri diğer çeşitli cinayetlerin sebepleri arasında, ahlâkî ve fikri terbiyenin olmayışı, kibir, haset, mevki, makam ve dünya hırsı, menfaat ve ihtiras gibi ahlâk dışı etkenler zikredilebilir
İSRAİL OĞULLARINDA YASAKLARA KARŞI AŞIRI İSTEK
Öldürmeyeceksin emri bütün ilâhi dinlerde yer almış ve de bu meselenin üzerinde İslâm dini çok durmuştur. Çünkü insanlığın birlik ve beraberliği, huzur ve sükûnu, nesillerini sürdürmesi, yeryüzünün en şerefli ve üstün varlığının sonunun gelmemesi, bu emrin uygulanmasına bağlıdır. “Öldürmeyeceksin» denildiği halde, en çok bozulan yasaklardan birisinin de, adam öldürmek olduğunu görmekteyiz. Çeşitli ülkelerde savaşların hala yıllarca sürmesi, özellikle bunların nükleer savaklara dönüşmesi birlik ve beraberliği bozmakta, nesilleri tehdit, hatta yok etmektedir.
Yukarıda da belirttiğimiz gibi, İsrail oğulları yasaklara karşı, aşırı bir istek eğilimi göstermektedirler. Allah, onların bu aşırı tutkularını bildiği için, Hz. Musa'ya emirlerini ve yasaklarını yazılı olarak, vermiştir. Bir de bilindiği gibi, ilâhî dinlerde asıl olan ibâhe (yasaksızlık)dır. Yasaklar, normal davranmasını bilmeyen ve anormal davranan insanlar için konulmuştur. Paul Tımothy bu hususta şöyle demektedir: “...Kanun dürüst olana değil, dürüst olmayan, Allahsız, itaatsiz, günahkâr olana, ana-baba katillerine karşı yapılır” (I. Timeteosa 1/8-10) İşte On Emir'de yer alan, Allah'tan başka Tanrı edinmeyeceksin, öldürmeyeceksin, çalmayacaksın, zina etmeyeceksin, hemcinsine karşı yalancı şahitlik etmeyeceksin, komşunun evine tamah gözüyle bakmayacaksın, komşunun karısına, kölesine, cariyesine, öküzüne, eşeğine ve onun malı olan hiçbir şeye göz dikmeyeceksin” (Çıkış 20/3-17; Tensiye 5/6-2) gibi emirler bu alışkanlıklara sahip İsrail oğulları için, özellikte Allah tarafından onlara yaklaşmasınlar diye bildirilmiştir. Ama onlar için, ne başka insanlar bir değer taşımaktadır; ne de menfaatleri söz konusu olunca, kendi milletlerinden olanlar bir değer taşımaktadır. Hatta menfaatlerine bir zarar geleceğini hissedince, yahut ta hile ve dalaverelerini gerçekleştirmek isteyince. Tanrı Yahova'yı bile tanımamakta. (Tesniye14/1-2; Yeramya9/5) Onu yalancı, aldatıcı ve hilekâr olarak vasıflandırmaktadırlar. (Yeramya 4/10;21/7) Halbuki Tevrat'ı bilerek ve para karşılığı değiştirenler, (Bakara 2/75,79,95) Onu arkalarına atanlar, (Bakara2/101) peygamberlerini yalancılık ve sahtekârlıkla itham eden Yahudîlerin ta kendileridir. (Yeramya 29/8-; Tekvin 31/7]. Onların dilleri öldürücü ok gibidir. Diliyle, ağzıyla komşusuna selamet der, ve içinden ona pusu kurar. (Yeramya 9/8) Yine Yahudilerin Rableri şöyle devam eder: Sanki yaylarıymış gibi dillerini yalan için kurarlar; ve memlekette kuvvetlendiler, ancak hakikat için değil; çünkü kötülükten kötülüğe gidiyorlar ve beni tanımıyorlar.” Herkes komşusundan sakınsın ve hiçbir kardeşe güvenmeyin; çünkü her kardeş çok aldatacak ve her komşu söz taşıyıp gezecek. Ve herkes komşusunu aldatacak ve doğru söylemeyecekler; yalan söylemeyi dillerine öğrettiler; fesat işlemek için yorulmuyorlar. Oturduğun yer hilenin ortasıdır; hileden dolayı beni tanımak istemiyorlar.» (Yeramya 9/3-6]
İşte bu tıynetteki Yahudinin vicdanına taht kuran Yohova'nın kanunları ve kendisinin mukaddes ve üstün ırk olduğu inancı, nesilden nesile bir miras gibi intikâl etmiş, bunun neticesinde bütün insanlığa düşman kesilmiş, kin ve intikam duygusuyla diğer dinleri yıkmayı, bütün millî ve manevî değerleri cürütmeyi; milletleri içinden çökertmek ve parçalamak için fesat tohumları saçmayı, dinî bir vazife addetmiştir. Sadece kendi menfaatleri için insanları ifsat edecek materyalist, ateist ve pozitivist felsefelerin, sapık nazariyelerin, çarpık doktrinlerin, çeşitli ihtilâf ve harplerin mucidi olmuşlardır. Gene nesillerin ahlâkını ifsat etmek, aile hayatını yıkmak, mukaddesat ve tarihî değerleri sarsmak, millî kültürü alt-üst etmek ve İktidarları ele geçirmek için Beynelmilel Siyon teşkilatının dünya siyon ajanlarına verdikleri 21 maddelik talimat herkes tarafından bilinmektedir.
Yahudi milleti ahlak açısından çifte standart uygulamaktadır. Onlar kendilerinden başka kimseyi sevmezler ve yalnız kendilerini insan kabul ederler. Cennete dahi ancak kendilerinin gireceklerini (Bakara 2/111) iddia ederler. Yine onların iddialarına göre, başkalarının canı, malı, ırzı ve her şeyi kendileri içindir.(Tensiye13/6-11). Onlar kendilerini Allahın oğulları ve sevgilileri olarak kabul ederler ve böylece her şeyi yapma hakkını kendilerinde bulurlar.
Bize düşen ise onların oyunlarına gelmemek, uyanık olmak ve dinimizin, değerlerimizin gereğine sımsıkı sarılmak, dünya üzerinde onların zulmüne uğramış olan din kardeşlerimizin yardımına koşmak, ellerinden tutmak, derlerini paylaşmak, hiçbir şey yapamıyorsak onlara bu zulüm ve zorbalıklardan kurtulmaları için dua etmektir.
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.