Misyonerlerin gizli faaliyeti

Misyonerlerin gizli faaliyeti

Konya Tv Haber Müdürü Ali Sait Öge'nin Kenya izlenimleri

Ali Sait Öge

Bölgede kuraklığın daha çok artması için ortaya atılan iddia gerçekten düşündürücüydü. Bölge halkının verdiği bilgiye göre misyonerler tüm Kenya’da tamamen yeraltı sularından beslenen ve dünyanın en çok su tüketen ağaçlarını dikmişler.

KURAKLIK SAĞLAMASI İÇİN AĞAÇ DİKMİŞLER

Yine bölge halkının anlattıklarına göre şimdiye kadar hep göz ardı edilen; ama ciddi sorun olan bir çalışma da misyonerler tarafından yıllar önce yapılmış. Bölgeyi gezerken gözünüze şemsiye şeklinde bir ağaç çarpar. Sanki birden fazla dalın birbirine sarılarak büyümesini andıran ağacın en üst kısmı tam bir şemsiye görünümünde. Yöre halkı her ne kadar altında güneşlenmek için güzel bir ağaç dese de bu ağacın en büyük özelliği yeraltı su kaynaklarından beslenmesi ve dünyanın en çok su tüketen ağaç olması. Bu şu demek misyonerler bölgede kuraklığın artması için uzun yıllar önce bu çirkin adımı atmış.

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

YARDIM ADI ALTINDA GİZLİ FAALİYET

Misyonerler gizli emellerine yardım adı altında yaptıkları faaliyetlerle kavuşuyor. Özellikle Kenya ve Tanzanya gibi ülkelerde çok daha rahat çalışan misyonerler için burası da aynı. Misyonerler böyle rahat çalıştıkları bir alanda buradaki Müslüman azınlığı tamamen kuşatmış durumda. Öyle ki kabilelerin yaşadığı kamış kulübelerin arasında oldukça şaşalı ve büyük paralar harcanarak yapılmış kiliseleri görebilirsiniz. Kakuma Kampı yakınlarında çok büyük bir havaalanı var; ama hiçbir Müslüman yardım kuruluşu bu havaalanını kullanamıyor sadece kendileri kullanıyor. Çok sayıda araçları, çok güçlü maddi imkanları var. Misyonerler kendileri için hastane bile yapmışlar; ama bu hastanelerden görüntü almanız mümkün değil. İçeride ölümü bekleyen yüzlerce insanın bulunduğu iddia ediliyor.

RİDA MÜSLÜMANLAR İÇİN KURTULUŞ OLDU

Türkiye’den Kenya’ya ilk giden yardım kuruluşu Konya’da kurulan Rida’ymış. Rida Kenya’ya gittiğinde Müslümanlar ilk olarak mescit istemiş. Şu anda 100 binin üzerinde insanın yaşadığı Kakuma Kampı’nda Rida tarafından yaptırılan iki mescit, iki medrese ve bir tane de aşevi var. Burada Rida’nın baktığı yetim sayısıysa bin 500’e ulaşmış durumda. Kakuma Kampında Uganda, Kongo, Grundi, Sudan, Somali, Eritre ve Cibüti’den gelen Müslümanlar yaşıyor. Rida’nın yaptığı bir başka hayırlı çalışmaysa Müslüman çocukların yanı sıra kamp içerisinde yaşayan Turkana Kabilesi’ne ait çocuklara da aynı hizmeti vermesi ve aynı yetimhanede barındırması. Böylelikle Müslüman çocuklarla iç içe yaşayan, aynı yemeği paylaşan bu çocuklara da İslam dinini tanıtmak ve dinimizi onlara sevdirme imkanı doğuyor.

GÖZYAŞLARI İLE KARŞILANDIK

Kakuma kampına girdikten sonra uzun bir süre ilerlemenin ardından kampın son kısımlarında Rida derneğinin aracılığıyla Konyalı hayırsever Hüseyin Akseki adına ailesi tarafından yaptırılan mescit ve medreseye ulaştık. Araçtan iner inmez bizleri büyük bir sevinç ve derin bir hüzünle karşılayan Kakuma kampında yaşayan Müslümanlarla kucaklaşırken ne biz ne de onlar gözyaşlarını tutamadı.

Çünkü bölgeye ilk defa geniş bir katılımla Müslümanlar geliyordu.

BİNLERCE KİLOMETRE UZAKLIKTAKİ SEVGİ SELİ

Yıllardır kendilerini görmeden haberlerini yaptığım insanlarla ilk kez kucaklaşmanın verdiği manevi duygu yüreğimi bir anda burkmuştu. Binlerce kilometre uzaklıktan gelen ve hiçbir şekilde tanımadığı insanları kucaklarken gösterdikleri şefkat, sevgi ve hoşgörü dolu davranışları beni çok duygulandırmıştı. Birkaç dakika süren karşılama merasiminin ardından mescit ve medreseleri gezdik. O anda cami içerisinde çocuklar hep birlikte dua ediyor ve ilahi okuyorlardı. Bize rehberlik eden Envar Yusuf isimli kardeşimizin babası birkaç hafta önce vefat etmiş, çocuklar aynı anda arkadaşımızın babası için de mevlit okuyorlardı.

İLK KURBANLAR DUALAR EŞLİĞİNDE KESİLDİ

Gerekli çekimlerimizi yaptıktan sonra camiye girerek o minik yüreklerin okuduğu dua ve ilahileri dinledik. Daha sonra orada bulunan tüm Müslümanlarla kampta bulunan boş alana kurbanlarımızı kesmeye gittik. Aldığımız onlarca deve çobanlar tarafından kampta yaşayan Müslümanların bulunduğu bölgelere dağıtılmıştı. İlk olarak yaklaşık 30 devenin kesimi yapıldı.

Develer kesildikten sonra mahallelerin sorumlularına teslim ediliyor, dağıtımı o insanların nezaretinde yapılıyordu. Kakuma’da kurban kesim organizasyonunda bazı zorluklar yaşasak da iyi gidiyordu. Bu arada Kakuma kampı içerisindeki mescitte sohbet devam ediyordu.

KURBAN BAYRAMININ İLK GÜNÜ ET YİYEMEMEK

Kurban Bayramı olmasına rağmen tüm ekip arkadaşlarımız bayramın ilk gününü saat 04.30’dan akşam saat 21.30’a kadar sadece tek bir şeker ve iki küçük şişe su ile geçirmiştik. Ama bundan hiçbir zaman şikâyet etmedik. Çünkü bizim bir gün yaşadığımız sıkıntıyı bu insanlar yıllardır yaşıyordu. Onların yanında böyle bir durumdan şikâyet etmek bize yakışmazdı. Kakuma kampı Kenya’da bulunan Müslüman kamplarının içerisinde en kötü durumda olanıydı. 20 yıl önce bölgeye yerleştirilen Müslümanları bir yıl öncesine kadar Rida Derneği’nin dışında hiçbir yardım kuruluşu ziyaret etmemişti. 20 yıldır unutuldukları için yüreklerinin bir tarafı sürekli kanayan Müslümanlar geçen yıl Rida Derneği’nin kendilerini ziyaret etmesiyle umuda kavuşmuşlardı.

20 YILDA İLK KEZ HATIRLANMIŞLARDI

Geçen yıl kampta sadece 20 civarında küçükbaş kurban kesilmiş ve bu durum oradaki insanlar için bulunmaz bir nimet gibi olmuştu. Bu yıl Rida, geçen yılın aksine en fazla kurban kesimini burada yapmıştı. Onlarca deve kampa getirilmiş ve Allah rızası için kurban edilmişti. Kurbanların kesilmesiyle kamp içerisinde tam bir bayram havası esmeye başlamıştı. Düşünün, 20 yıldır hiçbir Müslümanın ziyaret etmediği, yaşadıkları vatanlarından çeşitli nedenler bahane edilerek haftalar süren kara yolculuğunun ardından buraya getirilerek terk edilen, kaderleriyle baş başa bırakılan insanlar ilk kez bir Müslüman kardeşiyle kucaklaşıyordu. Müslüman olmalarına rağmen ilk kez kurban kesmenin huzurunu yaşayan bu insanların yüzlerindeki mutluluğu anlatmak kelimelerle mümkün değildi...

KAKUMA KAMPI NASIL BİR YER BİLİYOR MUSUNUZ?

Kakuma, Kenya’nın en uzak bölgesinde Uganda sınırında yer alan, yıllardır kaderlerine terk edilen ekmek ve su dahil hiçbir besin maddesinin bulunmadığı, kendi imkanlarıyla yaşam savaşı veren binlerce Müslüman halkının sözde yaşadığı (!) bir yer.

Müslüman olmalarına rağmen İslam’ın şartlarını yerine getirmedikleri için gözyaşı döken yine de hallerine şükreden binlerce mazlum insanın yardım eli beklediği bir yer…

İnsan ömrünün ortalama 40 yıl olduğu, zor şartlar altında yaşamaktansa ölümün kurtuluş olarak görüldüğü bir yer…

Açlıktan, hastalıktan her gün onlarca bebeğin hayatını kaybettiği bir yer…

Hayatlarını kaybeden evlatlarını yıkayacak su, saracak kefen bulamadıkları için Allah’tan af dileyerek öylece bir çukura gömen bir annenin gözyaşı döktüğü yer…

En önemlisi Kakuma, hayırsever Müslümanların yardımlarını engellemek için ulaşımı en zor olan bir bölgeye kurulmuş bir yer…

BİR MÜSLÜMAN İLE KUCAKLAŞMAK

Böylesine önemli bir kampa gelebilmek ve burada yaşayan insanlara bir nebze olsun yardım edebilmek, onların gözyaşlarını silebilmek, hiç tanımadığın bir Müslüman kardeşinle kucaklaşabilmek gerçekten anlatılması çok zor olan bir duygu. Bize bu güzel duyguyu nasip eden Rabbime binlerce şükür olsun… Ve bu duyguya vesile olan Rida yöneticilerine de bir kez daha şükranlarımı sunuyorum.

Kakuma kampında iki gün süren hizmet ve hayır işimizin sonuna gelmiştik. Kamptan ayrılmadan önce bölgede yaşayan insanlarla yaptığımız sohbetler, çocuklarla oynadığımız oyunlar, yaptığımız şakalar insanların o kadar hoşuna gitmişti ki, ‘Bir yıl sonra tekrar geleceksiniz değil mi? Bizleri burada yalnız bırakmayın’ derken gözyaşlarını tutamıyorlardı. Kakuma kampındaki işlerimizi tamamladıktan sonra yine yollara düştük. İlk olarak Sudan sınırı yakınlarındaki otele gittik. Eşyalarımızı alıp hazırlandıktan sonra yaklaşık 5 saat süren zorlu bir araç yolculuğunun ardından Lordwar şehrine geri geldik ve Nairobi’ye gitmek için o meşhur tarla havaalanından küçük uçağa bindik. 2 buçuk 3 saat sonra Nairobi’ye geldik.

LORDWAR ŞEHRİNDEN GARİSSA ŞEHRİNE

Nairobi’de birkaç saat bekledikten sonra dernek idarecileri tarafından kiralanan bir Jeep ile Garissa’ya gitmek üzere yola çıktık. Nairobi ile Garissa arası yaklaşık 500 kilometre civarındaydı. Ancak yolları o kadar bozuk değildi. Akşam 21:00 ‘da başlayan yolculuğumuz gece 24.00 gibi Garissa’da son bulmuştu. Garissa da bir otelde konakladıktan sonra sabah ilk işimiz Garissa’nın kenar mahallelerinin içerisinde bulunan ve Rida tarafından 4 yıl önce 33 yetim çocuk için açılan yetim evini ziyaret etmek oldu. Yetimhanede 50 yetim çocuk barınıyordu. Bu çocukların büyük bölümünün ne annesi ne babası vardı. Birkaç çocuğunsa babası yoktu. Annesinin de bakacak imkânı olmadığı için buraya teslim edilmişti.

RİDANIN 4 YIL ÖNCE TEMELİNİ ATTIĞI YETİMHANE

Rida’nın 4 yıl önce temelini attığı yetimhanede kalan çocukların her türlü eğitimleri burada veriliyordu. Gerek İslami eğitimlerini gerek ilkokul düzeyindeki eğitimleri yine Rida tarafından görevlendirilen eğitmenler tarafından veriliyordu. Çocukların yemeklerini derneğin tuttuğu aşçılar pişiriyor ve çocuklara dağıtıyordu. Çocuklar için ayrıca yatakhanede yaptırılmıştı. Çocuklar gündüz eğitimlerinin ardından akşam yatakhanelerinin bulunduğu yere geliyorlar burada kalıyorlardı.

YETİMLERİN SAHİPLERİ KONYALI HAYIRSEVERLER

Rida yetkilisi Tamer Kalender burayı anlatırken oldukça duygulanmıştı. Kalender, “Burası bizim Kenya’da temelini attığımız ilk yer. Burada yaşayan yetimlerin her birinin ihtiyaçları Konya’daki hayırseverler tarafından karşılanıyor. Bizim burada yılın sadece belirli günlerinde değil 12 ay hizmet vermemiz insanlar tarafından takdirle karşılanıyor. Hedefimiz buradaki diğer yetimlere de ulaşmak ve onlara güzel bir gelecek hazırlamak” dedi. Garissa’da yetimlerle geçirdiğimiz birkaç saat gerçekten güzeldi. Onlarla sohbet etmek, ekipteki arkadaşlarımızla çocuklarla oyunlar oynamak, şakalar yapmak onları dinlemek güzel bir duyguydu. Tüm bunların yanı sıra onlardan ayrılmak da bir o kadar hüzünlüydu. Çünkü o minik gözlerden, ‘bizleri burada unutmayın’ der gibi bakışlar insanın yüreğini burkuyordu.

Devam Edecek

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.