Sadık Küçükhemek

Sadık Küçükhemek

Millet-i sadıka uyanıyor!

Doğu Akdeniz’de, Kafkaslarda, Balkanlarda ve Afrika’da güzel gelişmeler oluyor.

Bu güzel gelişmeler, Osmanlının egemen olduğu Avrupa, Asya ve Afrika’da 600 küsur sene birlikte yaşayan halkların uyanmak üzere olduğunun bir işaretidir. İnşallah bu güzel gelişmelerin meyvesi yakında görülecektir.

Biz bunun sevinciyle yaşarken, geçen Cuma günü hayatını kaybeden AKP İstanbul Milletvekili Markar Esayan’ın cenaze töreninde Türkiye Ermenileri 85. Patriği Sahak Maşalyan’ın özet olarak aşağıda verdiğim şu tarihi konuşması bizim sevincimizi doğrular niteliktedir.

Şükürler olsun, biz, bu gerçeği görebilmişiz. Düşüncemiz hayal değilmiş. Çünkü bu üç kıtada yaşayan halklar, sadece Osmanlılar zamanında yan yana, komşu olarak birlikte yaşamadılar.1400 yıldır birlikte yaşamaktadırlar. Tarihi gerçek budur.

Tarihte olduğu gibi bir araya gelip âli bir devlet kurulmadığı takdirde köleliğin katmerleşerek devam edeceği bir gerçektir.

Osmanlı tebaası olan halklar da bu gerçeği gördü ki yavaş yavaş uyanmaya başladı. Bu gerçeğin farkında olan emperyalistler, boş durur mu, egemenliklerini sürdürebilmek için yaklaşık iki yüz küsur yıldan beri oynadıkları oyunu şimdi de oynamaya başladılar.

Sahak Maşalyan şöyle diyor:

Kafkaslardaki bu üzücü savaş bir din savaşı değildir. Hatta Ermeni ve Azeri milletlerinin de savaşı değildir. Bu esasında bir toprak mücadelesi ve emperyalist aklın halklar arasında bıraktığı çözülmesi zor bir düğümdür. Savaşlar ve çatışmalar yüzlerce yıl dostluk içinde yaşama tecrübesi olan komşu halklar için ayrıntılardır. Asıl olan birlikte oluşturulacak kalıcı dostluk havzalarıdır. Bunun oluşmasında Türkiye’nin değeri ve önemi tartışılmazdır.

Biz de böyle düşünüyoruz. Geçen yazılarımda ifade ettiğim gibi 19. yüzyılda müstevli imparatorluklarının kuruluşunda, “Böl yönet politikası” esas alınarak Osmanlının egemen olduğu Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarında bu politika uygulanarak Osmanlı paramparça edildi.

Müstevliler, 1789 Fransız ihtilalinden sonra Osmanlıyı oluşturan halklar arasında iflahı mümkün olmayan milliyetçilik tohumunu ekerek birbirine düşürdü ve emeline kavuştu.

Aynı oyun şimdi Azeri ve Ermeni halklar arasında sahneye kondu ki bu halklar yan yana komşu olarak birlikte yaşaması mümkün olmasın. Biz de sömürümüzü devam ettirelim demektedir emperyalist akıl.

Ermeniler, Osmanlının millet-i sadıkası idi. Yani Ermeniler sadık Osmanlı tebaası idi. Osmanlıya içten sadakatle bağlı bir milletti. İçinde yaşadığı milletin kalkınmasında büyük payları olmuştur. Kendilerini Osmanlı olarak bilirlerdi.

93 Harbi olarak bilinen 1877-78 Osmanlı Rus harbi dengeleri değiştirdi. Kafkaslarda, Balkanlarda yaşayan halklar birbirine düşman edildi. Ermeniler, millet-i sadıka, özelliğini kaybetti. Emperyalistlerin kışkırtması sonucu, Osmanlı ile amansız bir savaşa girişti ve 1915 olayları yaşandı. Şimdi ise müstevliler tarafından sömürülen fakir bir devletçik haline geldi.

İnşallah Ermeni diasporası, Sahak Maşalyan’ın bu tarihi konuşmasından ders alarak toparlanır; kanını emen başta Rusya olmak üzere müstevlilerin kendi üzerindeki emelini kavrar da Türkiye’nin öncülüğünde Osmanlının hâkim olduğu üç kıtada yaşayan halklarla bütünleşme içine girer.

1861’de toprak köleliğinin kaldırılmasından önce Çarlık Rusya’sında araziler, üstünde yaşayan insanlarla birlikte alınıp satılır, devredilirdi.

Toprak köleliği o tarihte kaldırıldı; ama zihniyet değişmedi. Rusya şimdi de aynı düşünce içerisindedir. SSCB, 1991’de dağıldıktan sonra bu tarihten önce egemen olduğu halklar üzerinde aynı hakka sahip olduğu düşüncesindedir. Nitekim Rus basını, Türkiye’nin, Rusların egemen olduğu havzada söz sahibi olmaya başladığını yazmıştır.

Dostoyevski’nin dediği gibi Almanların özellikle başı yıldızlara eren, başı göklerde gezen akılsız romantik anlayışa sahip Fransızların, başta millet-i sadıka’ya ve diğer halklara- sömürmekten, ezmekten ve aralarına fitne sokmaktan başka- bir faydası yoktur.

Neticede Ermeni diasporasına sesleniyorum: Gelin Türkiye’nin öncülüğünde birlikte oluşturulacak kalıcı dostluk havzalarını oluşturalım ki tarihte olduğu gibi millet-i sadıka payesine erişin. Aksi halde sömürülen, horlanan fakir, yoksul başkasının masası olan bir millet olmaktan öte geçemezsiniz. Hoşça kalın.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum