Meram Oyuncakları
Yayınlanma:
O güzelim yaz günlerinde Meram’a gitmek isteyen çoğu ailelerin bir problemi vardır bilirim; o da, çocukların Meram’a gitmek istememeleri. Giyinilir-kuşanılır varsa özel otomobille, yoksa belediye otobüsü veya dolmuşla gitmeye hazırlanılır. Akşamdan nevaleler temin edilmiştir. Sergiler alınır, piknik tüpü ve çaydanlık, mangal, kömür, vs. denk yapılır. Hal-i keyf olanlar minder, yastık ve battaniyeyi de ihmal etmezler. “Haydi çıkalım yola..” denileceğinde, çoğu kere ortaya çocukların itirazları çıkar. Televizyon, internet, video tiryakilik ve mübtelâlığından yakalarını kurtaramadıkları için, gitmek istemezler. Hafiften hafiften başlayan sızlanmalar giderek azarlama, itiraz halini alır, anne kızar, baba hiddetlenir, çocuklar ağlar ve ailenin bütün neşesi yok olur gider..
Sebep?
Yavrularımızın gönlünü ve zihnini ahtapot gibi saran, dört duvar arasına onları hapseden, çoğu zararlı elektronik aygıtlar, uğraşılar. Çoğu faydasız, lüzumsuz, ömür tüketici, zihin angaje edici programlar. Akşama doğru, saatlerce şuaya bakmaktan dolayı kan çanağına dönmüş gözler, donuklaşmış kafalar, keçeleşmiş zihinler, alt-üst olmuş hayaller.. Kaybedilmiş saatler, heba olan koskoca bir gün.. Üstelik, çalışılmayan dersler, yapılmamış ödevler, hazırlanılmamış imtihanlar..
Eğri oturup, doğru konuşmak lâzım. Bütün kabahat çocuklarda mı? Bence, değil. Elektronik aygıtların câzibesinden daha hoş, daha güzel, câzip, daha ne var Meram’da. Çocuklarımızı oraya çekecek, onlara bol neş’eli, sevinçli saatler geçirtecek ne hazırlayabildik, ne verebildik Meram’da? Köprünün altındaki Yunuslar olmasa, çoğu zaman çocuklarımıza Meram, âdetâ zorla ikamete mecbur edilen bir menfa, bir sürgün yeri gibi geliyor. Şöyle değişik meşguliyetler verecek muntazam bir çocuk bahçesi bile yok. Hayvanat bahçesi, lunapark yok, teleferik yok, eğlence parkı yok, bir gazete bayii bile yok. Evet, günümüzde, bırakalım kitapçıyı, kütüphaneyi, bir gazete, dergi bayii bile yok, Meram’da.
Yabancısınız; methini duyduğunuz Meram’ı bilinçli olarak gezmek-dolaşmak istiyorsunuz; bu sizin gayet doğal hakkınız. Ama, size bilgi verecek, gezilecek, görülecek yerleri gösterecek küçük bir turizm bürosu yok. Meram’ı anlatan, tanıtan küçük bir cep kitapcığı, broşür bile mevcut değil.. Bulunduğunuz yeri işaretleyen, çevredeki turistik mekânları gösteren bir kroki panosunu bile çok görmüşüz Meram’a.. Mahalle ve sokaklarını gösteren, Meram’a yaraşır isimleri taşıyan, güzel ve zevk-i selîm ile imal edilmiş, sokak levhaları bile mevcut değil. Turut neresi, Yorgancı, neresi, Müftügediği neresi, Selver neresi, Dutlu(k) neresi?.. Adı var, ama krokisi, çoğunun levhası bulunmayan Meram yöreleri bunlar..
Bu haliyle o güzelim Meram, maalesef sağır ve dilsizdir. Ne sorulanı duyar, ne de cevap verebilir..
Söz; çocuklarımızın istemezüklerinden açıldı da, onu tamamlayalım; bizce, Meram’ı câzip hâle getirip, çoluk-çocuk, şen, şakrak, huzurlu, sevinçli ailecek geziler yapabilmek için, şehrimizin akciğerleri olan bu güzel semtimize daha çekicilik kazandırmalıyız. Şehrimizin birçok yerine armağan edilen çocuk park ve bahçelerini, lunaparkı, spor alanlarını Meram’ın gezi çevresi olan çarşı civarına da kazandırmalıyız. Meram’ın nezih yeniliklere, güzel ilâvelere, zevkli buluşlara ihtiyacı var. Meselâ, yerli veya misafir, kim olursa olsun gezmeye gelenlerin çocuklarının hafızasına silinmeyecek bir Meram sevgi ve özlemi verecek olan bir oyuncakçı dükkânları niye olmasın. Uygun bir yere, birkaç küçük dükkândan oluşacak “Meram Oyuncakçıları”, tahmin ediyorum ki, fazla külfetli bir iş değildir. Bu satırlarım bana, “Eyüp Oyuncakçıları”nı hatırlattı. Çocukluğumuzda, ailecek gittiğimiz İstanbul’da, uğranılmadan dönülmeyen yerlerden olan Eyüp Sultan Hazretlerini de coşku ile ziyaret ederdik. Büyüklerimizin bu gönülden dua ve niyazları, bizi de sarardı ama, daha çok, dönüşte uğrayacağımız oyuncakçı dükkânlarının bulunduğu çarşı özlem ve sevinci bizim içimizi doldururdu. Biz, beş-altı yaşımızda, oyuncakçı dükkânları da, Eyüp Türbesi’nden, vapur iskelesine inen yolun her iki tarafında idi. Henüz naylondan mamul oyuncaklar çıkmamıştı. Ağaçtan, tenekeden, pişmiş topraktan, kâğıttan, kartondan, bezden yapılmış enva çeşit oyuncak rafları doldururdu. Aman Allah’ım, kız ve oğlanlar için neler vardı neler.. Hangisine bakacağımıza, beğeneceğimize kolay kolay karar veremezdik. Dakikalarca süren bu tereddütten sonra, büyüklerimizin de yardımı ve yorumu ile birkaçına karar verir, kucağımıza basar, ayrılırdık. Aldıklarımız daha çok ince tahtalardan yapılmış, el arabaları, küçük davul ve trampetler, arabalar, bebekler, içine doldurulan suyu üflediğimizde, musluğundaki delikten kuş sesleri duyulan pişmiş toprak testiciklerdi. Gelemiyen kardeşimize, akraba çocuklarına, samimi olduğumuz mahalle arkadaşlarımıza İstanbul hatırası olarak aldığımız da olurdu.
“Çocukların eğitimini bana verin, dünyanın dönüşünü değiştireyim diyen” düşünürü bilirsiniz.. Bu sebeple, çocuklarımızın eline verdiğimiz “oyuncaklar” çok önemli. Onun zihninde derin izler, unutulmaz değer ölçüleri bırakır. Eğitim ve öğrenimine bile tesir eder.
Diyeceğim o ki Meram’da, Türk oyuncak geleneğini ihya etmeliyiz. Yerli-yabancı her misafirin çocuklarını, unutulmaz hatıralar kazandıracak “Meram Oyuncakları”yla buluşturmalıyız.
Biz Meram’dan sağlık, huzur istiyoruz, Meram da bizden canlılık, aksiyon ve yenilikler bekliyor. İkincisi, birincisinin hazırlayıcısı. Daha fazla geç kalmayalım..
Sebep?
Yavrularımızın gönlünü ve zihnini ahtapot gibi saran, dört duvar arasına onları hapseden, çoğu zararlı elektronik aygıtlar, uğraşılar. Çoğu faydasız, lüzumsuz, ömür tüketici, zihin angaje edici programlar. Akşama doğru, saatlerce şuaya bakmaktan dolayı kan çanağına dönmüş gözler, donuklaşmış kafalar, keçeleşmiş zihinler, alt-üst olmuş hayaller.. Kaybedilmiş saatler, heba olan koskoca bir gün.. Üstelik, çalışılmayan dersler, yapılmamış ödevler, hazırlanılmamış imtihanlar..
Eğri oturup, doğru konuşmak lâzım. Bütün kabahat çocuklarda mı? Bence, değil. Elektronik aygıtların câzibesinden daha hoş, daha güzel, câzip, daha ne var Meram’da. Çocuklarımızı oraya çekecek, onlara bol neş’eli, sevinçli saatler geçirtecek ne hazırlayabildik, ne verebildik Meram’da? Köprünün altındaki Yunuslar olmasa, çoğu zaman çocuklarımıza Meram, âdetâ zorla ikamete mecbur edilen bir menfa, bir sürgün yeri gibi geliyor. Şöyle değişik meşguliyetler verecek muntazam bir çocuk bahçesi bile yok. Hayvanat bahçesi, lunapark yok, teleferik yok, eğlence parkı yok, bir gazete bayii bile yok. Evet, günümüzde, bırakalım kitapçıyı, kütüphaneyi, bir gazete, dergi bayii bile yok, Meram’da.
Yabancısınız; methini duyduğunuz Meram’ı bilinçli olarak gezmek-dolaşmak istiyorsunuz; bu sizin gayet doğal hakkınız. Ama, size bilgi verecek, gezilecek, görülecek yerleri gösterecek küçük bir turizm bürosu yok. Meram’ı anlatan, tanıtan küçük bir cep kitapcığı, broşür bile mevcut değil.. Bulunduğunuz yeri işaretleyen, çevredeki turistik mekânları gösteren bir kroki panosunu bile çok görmüşüz Meram’a.. Mahalle ve sokaklarını gösteren, Meram’a yaraşır isimleri taşıyan, güzel ve zevk-i selîm ile imal edilmiş, sokak levhaları bile mevcut değil. Turut neresi, Yorgancı, neresi, Müftügediği neresi, Selver neresi, Dutlu(k) neresi?.. Adı var, ama krokisi, çoğunun levhası bulunmayan Meram yöreleri bunlar..
Bu haliyle o güzelim Meram, maalesef sağır ve dilsizdir. Ne sorulanı duyar, ne de cevap verebilir..
Söz; çocuklarımızın istemezüklerinden açıldı da, onu tamamlayalım; bizce, Meram’ı câzip hâle getirip, çoluk-çocuk, şen, şakrak, huzurlu, sevinçli ailecek geziler yapabilmek için, şehrimizin akciğerleri olan bu güzel semtimize daha çekicilik kazandırmalıyız. Şehrimizin birçok yerine armağan edilen çocuk park ve bahçelerini, lunaparkı, spor alanlarını Meram’ın gezi çevresi olan çarşı civarına da kazandırmalıyız. Meram’ın nezih yeniliklere, güzel ilâvelere, zevkli buluşlara ihtiyacı var. Meselâ, yerli veya misafir, kim olursa olsun gezmeye gelenlerin çocuklarının hafızasına silinmeyecek bir Meram sevgi ve özlemi verecek olan bir oyuncakçı dükkânları niye olmasın. Uygun bir yere, birkaç küçük dükkândan oluşacak “Meram Oyuncakçıları”, tahmin ediyorum ki, fazla külfetli bir iş değildir. Bu satırlarım bana, “Eyüp Oyuncakçıları”nı hatırlattı. Çocukluğumuzda, ailecek gittiğimiz İstanbul’da, uğranılmadan dönülmeyen yerlerden olan Eyüp Sultan Hazretlerini de coşku ile ziyaret ederdik. Büyüklerimizin bu gönülden dua ve niyazları, bizi de sarardı ama, daha çok, dönüşte uğrayacağımız oyuncakçı dükkânlarının bulunduğu çarşı özlem ve sevinci bizim içimizi doldururdu. Biz, beş-altı yaşımızda, oyuncakçı dükkânları da, Eyüp Türbesi’nden, vapur iskelesine inen yolun her iki tarafında idi. Henüz naylondan mamul oyuncaklar çıkmamıştı. Ağaçtan, tenekeden, pişmiş topraktan, kâğıttan, kartondan, bezden yapılmış enva çeşit oyuncak rafları doldururdu. Aman Allah’ım, kız ve oğlanlar için neler vardı neler.. Hangisine bakacağımıza, beğeneceğimize kolay kolay karar veremezdik. Dakikalarca süren bu tereddütten sonra, büyüklerimizin de yardımı ve yorumu ile birkaçına karar verir, kucağımıza basar, ayrılırdık. Aldıklarımız daha çok ince tahtalardan yapılmış, el arabaları, küçük davul ve trampetler, arabalar, bebekler, içine doldurulan suyu üflediğimizde, musluğundaki delikten kuş sesleri duyulan pişmiş toprak testiciklerdi. Gelemiyen kardeşimize, akraba çocuklarına, samimi olduğumuz mahalle arkadaşlarımıza İstanbul hatırası olarak aldığımız da olurdu.
“Çocukların eğitimini bana verin, dünyanın dönüşünü değiştireyim diyen” düşünürü bilirsiniz.. Bu sebeple, çocuklarımızın eline verdiğimiz “oyuncaklar” çok önemli. Onun zihninde derin izler, unutulmaz değer ölçüleri bırakır. Eğitim ve öğrenimine bile tesir eder.
Diyeceğim o ki Meram’da, Türk oyuncak geleneğini ihya etmeliyiz. Yerli-yabancı her misafirin çocuklarını, unutulmaz hatıralar kazandıracak “Meram Oyuncakları”yla buluşturmalıyız.
Biz Meram’dan sağlık, huzur istiyoruz, Meram da bizden canlılık, aksiyon ve yenilikler bekliyor. İkincisi, birincisinin hazırlayıcısı. Daha fazla geç kalmayalım..





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.