Kutlu Yolculuğa Doğru

Ey kimsesizler kimsesi, ey çaresizler çaresi, sana geliyoruz… Ey cümle derde derman, ey gelmiş geçmiş en büyük insan sana geliyoruz, huzuruna geliyoruz, yüzümüz olmasa da şefaat dilemeye, dilenmeye geliyoruz sana layık ümmet olamasak da biliyoruz ki sen her zaman bize şefkatinle muamele edecek nebiler nebisisin, Sen alemlerin rabbinin biricik habibisin…
Ve ya Rasulallah! Sen bizim de gönüllerimizin bir tanesisin… Daha şimdiden senin huzuruna varacak olmanın heyecanı bürüdü sinelerimizi, hani bir genç huzurunda heyecandan tir tir titriyordu ve sen ona o mütevazi ses tonunla “Sakin ol ben Kureyş’ten kuru ekmek yiyen bir ananın oğluyum.” demiştin. En az o genç kadar heyecanlıyız hepimiz. Kolay değil ya rasulallah bir mücrimin en masumun yanına varması kolay değil, mahcubuz sana karşı. Senin kuru hasırlarda uyuyup yüzüne izlerinin çıktığını unuttuk çoğu zaman, birkaç hurmayla iftar ettiğini unuttuk… Hiçbir zaman üç öğün üst üste yemek yemediğini unuttuk. Açlıktan midene taş bağladığını unuttuk. Miras olarak ehl-i beytine bir tarak bir maşrapa üç beş küçük eşyadan başka bir şey bırakmadığını unuttuk. Doymadık, hep daha fazlasını istedik. Medine’ye hicret ettiğinde ensarı ve muhaciri birer birer kardeş ilan ettiğini unuttuk ve unuttuk ensar ile muhacirin kardeşliğini, kin güder olduk birbirimize. Şimdi rabbim bizi çağrılanların listesine ekledi ve şimdi unuttuklarımız bir bir döküldü dilimizden ve diliyoruz ki Rabbimizden biz ve diğer bütün hacı adayı kardeşlerimize nereye gittiğimizi o mübarek beldelerde bir lahzacık bile unutturmasın. Ayak bastığımız her karış toprakta senin ve ashabının ayak izlerini görmeyi nasip etsin bizlere. O kısacık o bir aylık süreyi öylesine dolu yaşayalım ki ömrümüzün sonuna kadar bu kutlu anların bu kutlu mekanların ilhamı rehberlik etsin bizlere.
Kabe’yi tavaf ettiğimizde, bizleri her türlü imtiyazdan soyutlayan ihramlarımıza büründüğümüzde, Ya Rab bu saçlarımı kesip attığım gibi başımı da keser atarım senin için dercesine ihramdan çıktığımızda, Hz. Hacer’in telaşını say yaparken yaşadığımızda İslam tarihi belgeseli izler gibi değil bi zatihi islamı yaşayarak aşkın saadetini işleyelim iliklerimize. Zaten bir yolculuk olan ömürlerimize uhrevi bir boyut kazandırsın bu kutsal yolculuk…
Gittiğimiz gibi dönmeyelim… Orda ateş-i aşk ile yanıp, gelir gelmez sönmeyelim ve kabeyi gördüğümüzde yapacağımız duaların belki de en önemlisi şu olsun: Ey rabbim sana gelişim, beytine gelişim olumlu yönde değişimimin bir ibtidası olsun. Beni zatının ve rasulünün ve bu mukaddes beldelerin aşkıyla öylesine yak ki bundan sonraki hayatımı sana rasulüne bu mübarek beldelere aşık, meftun ve hasret geçireyim.
Beni Müslüman olarak yaşat, Müslüman olarak öldür ve tabii unutmayalım vatanımız için vatandaşımız için ve bütün dünya Müslümanları için dua etmeyi…
Ve ey Mekke! Ey Medine! Ey gelmiş geçmiş en hayırlı iki şehir size geliyoruz, sinenizde arınmaya geliyoruz…
Ya Rabbi utandırma bizleri, setr eyle ayıplarımızı, mağfur eyle günahlarımızı, mebrur eyle haccımızı… (Amin)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi