Kurtuluş: Kulluğa Yönelişte…

“Ben gizli bir hazineydim, bilinmeyi murad ettim beni bilsinler diye mahlukatı yarattım.” (hadis-i kutsi). Gayesi apaçık bir şekilde bu hadis-i kutsi ile gözler önüne serilen kulluğun, kullar tarafından ne derece anlaşıldığı ve ruh-beden bütünü içerisinde nasıl teşekkül ettiği araştırılıp üzerinde düşünülmesi gereken bir konu.
İnsan en iyi yaptığı işi en ince ayrıntılarıyla bilir, marangozluksa mesleği bir meşeyi menekşeye dönüştürmek en iyi onun elinden gelir. Bu misalden anlaşılacağı gibi kulluğu da O'nu en ala bir şekilde tahkik edenden öğrenmek mümkün ve bir de O'nun esaslarını bünyesinde toplayan kelamdan. Zariyat, 56. ayette “Biz insanları ve cinleri ancak kulluk için yarattık.” buyuran Rabbimiz kuluna kulluk için ilk mesajı “oku” ayet-i celiyle vermiştir.
Kaneviçe işlemeli örtülere konulup, en yüksek yerlere asılan, ramazandan ramazana ele alınıp, çoğu zaman okunmadığı için raflarda tozlanıp hatta kurtlanıp, sonra bilir kişilere “Evde birkaç tane yıpranmış Kur’an-ı Kerim var ben bunları ne yapayım? Yakayım mı, toprağa mı gömeyim?” diye sorulan Kur’an-ı Kerim değildir aslında yıpranan… Kulluğu öğreneceği en kutlu kelamı yükseklere koymakla baş tacı yaptığını sanan gafillerdir.
Elbette başımızın tacıdır, Rabbimizin kelamıdır… Fakat çoğu zaman hiç elinden düşürmediğini gördüğünüz insanların bile aynı zamanda çabucak yalan söylediğini bunu bazen hazır cevaplılık olarak gördüğünü, gıybet yaptığını, hatır yıktığını insanların arasında laf getirip götürmekle insanları huzursuz ettiğini görürüz. Hatta namaz kılıp Kur'an-ı Kerim'i çokca okuyup bütün bu sayılanları yaptığı halde kendini allame sananların sayısı hiç de az değil. Oysa M.Akif dizelerinde ne güzel dillendirmiş:
-Ya açar lafz-ı celilin bakarız yaprağına
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına…
İnmemiştir hele Kur’an bunu hakkıyla bilin,
Ne mezarlıkta okunmak ne de fal bakmak için…
Yüce kelam ve Rasulullah'ın sünneti askıda asılı kaldığı sürece “Benim kızım neden böyle yapıyor? Benim oğlum neden dağa çıkıyor? Bu adam ne zaman akıllanacak? Bu kadınlara neler oluyor?” gibi suallerin sonu asla gelmeyecektir. Oysa her akşam aile bir araya geldiğinde, ki önceden akşam yemekleri vardı aileyi bir araya getiren. Günümüzde çocukların kimi dışarda kimi işten yorgun dönen babasını bekleme saygısında bile bulunamayıp, bilgisayar başında tüketmekte beti bereketi kalmamış azığını, oysa bir arada olsa aile, kapatılsa abuk subuk programlar, anne ve baba alsa eline en yüce kelamı ve okusa kulluğun maddelerini bir bir evladına ve yine siyer-inebi ile şekillense sohbetler, güzel neticeler aralardı kapıları…
Depresyonlar biterdi. Bugün anksiyete bozukluğu vs.. gibi isimlerle çoğu kişiye tanı konulmakta ve pek çok insan kutu kutu depresif ilaçlarlarla beyin ve gönül dünyasını tahrif etmekte. Oysa bir tahribat olduğunda kişi gelmiş geçmiş en Yüce İnsan'ın hadislerlerinde alsa soluğu psikiyatri bölümlerinin sayısı azalırdı diye düşünmekten kendimizi alamıyoruz.
Üstüne basa basa tekrar ifade etmek gerekirse, bir hayvana bile eşek yahut deve demeyip onu isimlendirerek ona ismiyle hitap etmiş, hayatı boyunca ümmetine bir baba şefkati ile yaklaşıp daima doğru yolu göstererek, nezaketin güzel ahlakın yegane temsilcisi olan Rasulullah (s.a.v)'nin hayatını onlara öğretemediğimiz sürece; evlatlarımızın kardeşlerimizin Kur’an’da “üf” bile denilmemesi gerektiği bildirilen şahıslara dahi en ağır hitaplarla seslendiklerini duymaya devam edeceğiz. Rasulullah’ı örnek almadığımız sürece dünya ve ahirette mutsuzluğa kendimizi ve çevremizi mahkum edeceğiz.
Kul olamadığımız, kulluğu “en güzel kul”dan öğrenemediğimiz sürece geçen her dakika aleyhimize işlemeye devam edecek. Oysa yaklaşan zamanı lehimize çevirmek hızla tükenen ömür sermayesini doğru şekilde kullanmak akıl ve irade sahibi olan ve en güzel şekilde yaratılan insanın elinde. Kulluğa ve güzel kullara yönelebilmek dileğiyle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi