Konya'da kadın girişimciler glutensiz üretim için kolları sıvadı
Konyalıların sağlığını korumak için ata tohumu üretme hayaliyle yola koyulan Atadan Geleceğe Tohum Anadolu Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, bal kabağından çikolata üretmeyi başardı. Kooperatif Başkanı Sema Günbaş, “Şimdi, çölyak ve şeker hastaları için glutensiz ürünler üzerine yoğunlaştık. Bu hastalıklara uygun ürünler üretmek istiyoruz” dedi.
Konyalı bir grup kadın, 4 yıl önce “Ata tohumu üretelim” düşüncesiyle bir yolculuğa çıktı. Bu yolculuk, beklenmedik şekilde destek gördü. Yerli üretim yaygınlaştı, yeni ürünler vatandaşla buluştu. Atadan Geleceğe Tohum Anadolu Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi sayesinde geçmiş bugünle buluşturuldu. Atadan Geleceğe Tohum Anadolu Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Sema Günbaş, yaptıklarını ve yapacaklarını Merhaba Gazetesi’ne anlattı.

‘BİZ YOLA TOHUM ÜRETMEK İÇİN ÇIKTIK
Atadan Geleceğe Tohum Anadolu Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Kurucu Başkanı Sema Günbaş, kooperatifin 21 Nisan 2022 tarihinde kurulduğunu, 4 yıldır faaliyette olduklarını söyledi. Günbaş, kooperatifin önceliğinin ata tohumu üretmek olduğunu da dile getirdi. “Bu yola tohum üretmek için çıktık” diyen Günbaş, “Tohum bizi çok farklı yerlere götürdü. Her kooperatifin faaliyeti gibi salçalar yaptık, soslar, acı soslar, reçeller, turşular, sirkeler ürettik. Bize farklı bir şeyler lazımdı. Can alıcı ve geleceği olan bir ürünle anılmak istiyorduk. En önemlisi de sağlıklı bir gıda yapalım dedik. Bal kabağı ekiyorduk. Çocuklara bal kabağını nasıl sevdirerek yedirebiliriz diye düşündük. Çocukların en çok ve severek tükettiği ürünün çikolata-şekerleme olduğunu biliyorduk. Olur mu olmaz mı düşünüyorduk ancak çikolata üzerine yoğunlaştık. Genç gıda mühendislerimiz ve çikolata ustası kızlarımız vardı. İstişarelerimizi yaptık, fikirlerimizi aşındırdık. Analizlerimizi yaptık, ortaya ilk etapta kabataslak bir şey çıktı. İstediğimiz gibi miydi? Değildi. Çikolata üretenlere karşı bizim çıkaracağımız ürün çok basit kalmıştı. Hiç bilmediğimiz bir şeyi üretecektik. Gerçekten bu süreç çok yorucu oldu. Üniversitelerle, Karaman’da çikolata üreticileriyle görüştük. Olmadı, bir şeyler hep eksik kaldı. Bir arkadaşımızın vasıtasıyla sanayide deneme makinesi bulduk. Makineleri kullandık ve sonunda anladık ki bizim ihtiyacımız makineymiş. Torku’dan gelen bir usta vardı. Yağı da farklı kullanıyormuşuz. Kıvamı yanlış ayarlıyormuşuz. Kısacası formülümüzde sıkıntılar varmış. Eksikliklerimizi giderdik. O süreçte bize yardımcı olanlardan Allah razı olsun. Emeğimize şahit oldular ve ‘gerçekten dünya üzerinde bu işi sizden başka yapan kadın yok’ dediler. Ortaya bal kabağından kabataslak da olsa çikolata çıkmıştı” şeklinde konuştu.

‘FAVORİ ÜRÜNÜMÜZ BAL KABAĞIYLA YAPILAN ÇİKOLATA OLDU’
Ortaya bir şeyler çıksa da hala o dönem istediği gibi bir ürünün var olmadığını belirten Günbaş, şunları kaydetti: “O ürünü piyasaya çıkarmak için önce beni tatmin etmesi gerekiyordu. Karaman’dan başka ustalar bulduk. Formüllerimize baktılar. Yıllardır bu işin içinde olan insanlar eksikliklerimizi söyledi. Bize büyük destekleri oldu. Her şeyin tam olması gerekirdi. Bal kabağını kendimiz üretiyoruz. Pestisite karşı bir hassasiyetimiz var. Ürünü doğru kullanmamız lazım. Her bal kabağından bir şeyler elde edilmiyor. Kabağın değerinin yüksek olması gerekiyor. Kabağı haşladık, pişirdik olmadı. Meğerse çikolata için kabağı toz haline getirmek gerekiyormuş. Bal kabaklarını kuruttuk, un haline getirdik. Daha sonra çikolatanın içine kattık. İnsan bir kaşık çikolata aldığında aslında 100 gram bal kabağı yemiş oluyor. Bal kabağının ham halini çikolatanın içine koyduk, böyle faydalı olacaktı. Kendi ata tohumumuzdan ürettiğimiz bal kabağıyla çikolata yapıyoruz diye hepimiz çok heyecanlandık. Avrupa Birliği’nden (AB) onaylarımızı aldık. Tesisimizi kurduk. Makineler çok pahalı. O dönem için en azından 4 milyon TL’lik bir yatırım yapmak gerekiyordu. Bir kadın kooperatifi için bu çok büyük rakam. Eski park ve bahçeler binası tadilat yapıldı ve bize tahsis edildi. Biz, sosyal sorumluluk projelerine imza atıyoruz. Karatay Belediyesi bize arazilerini açtı, tohum denemeleri yaptık. Binlerce kişiye ata tohumu dağıtıyoruz. Bal kabağından ilk çikolata üretimini yaptığımızda başkan bey de çok heyecanlandı. Her yerde ‘biz bal kabaklı çikolata yaptık’ dedi. Biz, belediye personeli değiliz. Özetleyecek olursak bizim favori ürünümüz kendi ata tohumumuzla ürettiğimiz bal kabağından yapılan çikolata oldu.”

‘KADIN KOOPERATİFİ OLARAK ZORU BAŞARDIK
Günbaş, “Belediyenin kadın kooperatifine, ata tohumuna verdiği destekle bir sosyal proje yürütüyoruz. Her ilde bu gibi projelerin yaygınlaştırılması lazım. Kooperatif olarak çeşitli festivallere katılıyoruz. Biz, belediyeden parasal anlamda destek almıyoruz ancak manevi destekleri çok fazla. Bize ne yaptılar? Ürettiğimiz ürünleri aldılar ve satışını yaptılar. Bu bizim için en büyük destek. Arazilerini verdiler, ekim ve dikim işlemlerini yaptık. Biz, belediyeye tohum desteği sağladık. Şu an 30 bin kişiye ata tohumu dağıtılıyor. Bu tohumlar, bizim ürettiğimiz tohumlar. Tüm bunlar halkımıza yansıyor. Biz, Türkiye’ye de örnek olduk. Bizim bu hamlemizden sonra birçok belediyede üretim seferberliği başlatıldı. Bizi arayanlar oluyor. Birbirimize çok değer kattık. Belediyen önce birçok kuruma gittik. Çoğu kapı, yüzümüze kapandı. Kadın kooperatifleri ve ürettikleri ürünler değer görmüyor. Ben, 30 yıllık gıdacıyım. Bir marka değeriniz olmazsa market reyonlarında yer alamazsınız. Bu gibi sebeplerden dolayı kadın kooperatiflerine inanç yoktu. Biz, zoru başardık” diye konuştu.
‘GEÇMİŞTE OLANI GÜNÜMÜZE UYARLIYORUZ’
Çikolata üretimine devam ettiklerinin altını çizen Günbaş, kültürel mirası ön plana çıkarmanın mücadelesini verdiklerini vurguladı. Eskiden her şeyin kurutulduğunu dime getiren Günbaş, “Fasulye, biber, patlıcan, et, balık kuruturduk. Niye? Dolap yoktu. İmkânlar bugünkü kadar fazla değildi. Şimdi biz kuru gıdalara yöneldik. Doğal güneşte salçalarımızı yapıyoruz. Eskiyi, günümüze uyarlıyoruz. Sos yapıyoruz ama ne makbul? Değişik değişik makarna sosları, acılar… Eskiden salçayı karıştırırdın, makarnanın üzerine dökerdin, onu yerdin. Şimdi ise insanlar farklı tat ve lezzetlerin peşinde. Günümüzü yakalamamız lazım. Bununla ilgili de çalışmalarımız var. Farklı biber çeşitlerini getiriyoruz, ekiyoruz. İtalya mutfağı üzerine bir çalışma yaptık. Uluslararası bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Aldık, koyduk, tamam hesabı yapmadık hiçbir zaman. Biz, insanlara eskiyle yeniyi bir araya getirirken, onların sağlığını korumak için de çalışmalar yürütüyoruz” dedi.
ÇÖLYAK VE ŞEKER HASTALARI İÇİN ÖZEL ÜRÜNLER ÜRETMEK İSTİYORUZ
Geleceğe dair planlarından da bahseden Atadan Geleceğe Tohum Anadolu Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Kurucu Başkanı Sema Günbaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Buğday ve unlarla alakalı bir şeyler yapmak istiyoruz. Çölyak ve şeker hastaları için glutensiz ürünler üzerine yoğunlaştık. Bu hastalıklara uygun ürünler üretmek istiyoruz. Piyasada birçok ürün var. Biz, farklı şeyler yapmak istiyoruz. Kuru ekmek furyası çıktı. Senegal’de gezdiğimizde dilim ekmeklerin satıldığını gördük. Bu bize bir referans olabilir. Halkın ne ihtiyacı olduğunu da görebiliyoruz. Gittiğimiz yerde reyonları geziyoruz ve ‘biz bununla ilgili neler yapabiliriz’ diye kafa yoruyoruz. Unlu mamuller tarafına girmeyi planlıyoruz. Konserve türü, sağlıklı ve dayanıklı ürünler üretimi için kolları sıvıyoruz. Konya’da kadınlardan oluşan bir fabrika kurmak istiyorum. Bir tarafta tekstil olsun bir tarafta çikolata bir tarafta kuru meyve üretilsin diyorum. Kuru sebze ve meyve makinelerimiz de gelecek. Günlük 1 ton yaş sebze ve meyve işleyebileceğiz. Kadını üretmeye, gençleri de çalışmaya sevk etmemiz lazım. Kadınların çalışma konusundaki en büyük sıkıntısı çocuk. Çocuğa bakacak kişi yok, kreşler pahalı. Kadın kazandığını kreşe mi versin? Bu evvelden gelen sıkıntı. Kadınlarımızı servislerimiz alacak, onlar da çocuklarıyla birlikte işe gelecek. Çocuğunu fabrikanın içindeki kreşe koyacak. Bakımlar kreşe ait olacak. Kadınlarımızın aklında ‘çocuğuma kim bakıyor, ne oluyor’ soruları olmayacak. İstediği zaman çalışanlarımız gün içinde çocuğunu da görebilecek.”
Kaynak:Hamide Yıldırım





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.