Konya her zaman ilham kaynağım oldu

Konya her zaman ilham kaynağım oldu

Yazar Fahri Kurtuluş, “Selçuk Fizik mezunu ve hayatının bir kısmını Konya’da geçirmiş biri olarak ben de Konya’nın yeri başkadır. Romanlarımı yazarken Konya bana hep ilham oldu” dedi

Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümünden mezun olduktan sonra kendini yazmaya adayan Fahri Kurtuluş, gazetemize özel açıklamalarda bulundu

17-2.jpg

**Kendinizden bahseder misiniz? Fahri Kurtuluş kimdir?

-Artvinli bir ailenin dört çocuğundan ikincisi. Selçuk Fizik mezunu, ailesinin verdiği eğitimi aldığı tüm eğitimlerin üzerinde tutan biri. Öğrenme tutkusu bitmeyen, kişisel gelişimde sınır kabul etmeyen biri. Okumak kadar yeni yerler gezmeyi seven, yeni insanlarla tanışmayı seven, bilimsel gelişmelere olduğu kadar tarihe de merek duyan bir vatan aşığı. Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında bir kamu görevlisi.

17-3.jpg

**Yazmaya nasıl başladınız?

-Üniversite yıllarından beri roman yazma haylim vardı. İlk denememi de o yıllarda yapmıştım ama devamını getirememiştim. Yıllar içinde kendimi geliştirecek çalışmalarım oldu. Akıcı yazmaya başladığıma tatmin olunca birkaç yıl önce tekrar bir deneme yaptım ancak benim en büyük eleştirmenim olan kendimi tatmin edemedim. 2020 Ağustos'unda doğaçlama bir olay ile ilk kitabımı yazmaya başladım. Aslında yayınlamayı düşünmüyordum ama arkadaşlarımın teşviki ile yayınladım ve okuyanlardan olumlu dönüşler aldım. İlk kitabım Atlantik Operasyonu’nu yazmaya böyle başlamış oldum.

17-1.jpg

**En büyük eleştirmeninizi tatmin etmek zor galiba.

-Oldukça zor.

 

**Doğaçlama olay dediniz, açar mısınız?

Elbette. Eski bir arkadaşım ailesiyle beraber görev yaptığım ilçeye gelmişti. Konya’da tanıştığım ve üniversiteden sonra görüşmediğim bir arkadaşımdı. Artvin’de yarım günde ne kadar gezilebilecekse gezdik, sonrasında ayrıldık ve ben evime geçtim. Güzel bir günün sonunda evime gittim ama bir komşumum çok soğuk bir şakasıyla karşılaştım. Beni sözleriyle ezip adeta yerin dibine soktu; sinirlendim, kızgınlığımı elimdeki notlardan çıkarır gibi notları bir köşeye attım. Pandemi Yönetimi konusunda uzaktan eğitim alıyordum ve dersleri bitirmiş, sınav sürecine geçmiştim. Keskin sirke küpüne zarar, derler; ben de sınava hiç girmedim ve belgeyi alamadım. Ama ertesi gün hem kafamı dağıtmak hem de bir hayalimin peşinde koşmuş olmak için ilk romanımı yazmaya başladım. Kafamda sadece başlangıç kurgusu vardı, yazdıkça devamı da geldi ve kurgusal olarak güzel bir çalışma oldu.

 

**Roman yazmaya başlamanız romanlara konu olacak şekilde olmuş.

-Öyle de denebilir. Başlamak ilk adımı atmak, yazmak ise bir süreçtir. Pandemi döneminde işlerin azalması ile oluşan boşluğu bu süreçte değerlendirmiş oldum.

 

**Yararlı etkinlik olmuş. Esinlendiğiniz konulardan bahseder misiniz?

-İçimdeki çocuğu serbest bıraktım; o hayal eder, yılların birikimi ile yazarım. Yaşadıklarım, gördüklerim, işittiklerim, okuduklarım; benim için hayatın kendisi bir esin kaynağıdır. Çocukluk oyunlarım, şakalaşmalarım aklıma gelir; o esinle romanda fantastik bir bölüm yazarım. Üniversitedeki bir hocamın “Bilimi sosyalleştirelim.” sözü de ben de rehber edinmiş ifadedir. Bilimsel konular da başlı başına esin kaynağıdır. Tarihimiz ise benim için en büyük kaynağıdır. Kalbinizle bakarsanız her şeyden ilham alabilirsiniz.

 

**2021’in Şubatında okurlarla buluşan “Atlantik Operasyonu” ve 2022’in Şubatında okurlarla buluşan “Ay Şehri” biraz bahseder misiniz? Bu kitapları neden yazdınız?

-Dediğim gibi roman yazmak, bir eser bırakmak; benim için bir hayaldi, hayalimin peşinde koştum ve çok şükür gerçek oldu. Elbette sadece zaman geçirecek bir eser değil de okurlara kazanımlar sağlayacak çalışmalar yapmak istedim. Atlantik Operasyonu’nu çalınan milli silah projelerini kurtarmaya çalışan bir yüzbaşı üzerinden kurguladım. Projeleri Amerika’ya kaçıran ekibin olduğu uçağa sızıyor, uçağı ele geçirmeye çalışırken yaşanan talihsizlikle uçak Atlas Okyanusu’na düşüyor. Kahramanımız en yakın adaya çıkıyor ancak adayı elinde tutan uyuşturucu kartellerine esir düşüyor. Esaretten zafere uzanan aksiyon dolu bir macera diyebiliriz. Ay Şehri, 2033 ve 2034 yıllarını konu aldığım bir çalışma. Dünyada buluşlar, keşifler ve siyasi başarılar ki bunun için gereken her şeyi yapan Türkiye, uzayda Japonya ile ortaklaşa yaptığı çalışma ile Ay’da şehir kurmasını konu edindim. Okur bu romanda bazen aksiyon dolu maceralar okurken, bazen kendini bilimsel bir çalışmada bulacak. Yeri gelince gülecek, yeri gelince hüzünlenecek, aşk hikâyesi de görecek, ayrılık da…

 

HAYAL ETMEKTEN UZAKLAŞMAMALIYIZ

**Romanlarınızda okurlarınıza ne kazandırmayı amaçlıyorsunuz?

-Tarihin her döneminde başarılarla dolu millet olsak da yaklaşık iki yüz yıldır kabına çekilmiş, biz yapamayız umutsuzluğuna düşmüş, bir millet halini aldık. Birçok konuda hayal etmekten bile uzaklaştık. Gençlerimize kaybettiğimiz hayallerimizi hatırlatmak için yazıyorum, desem doğrudur. Romanlarımda bol aksiyon ve bunlara bağlı başarılar var ancak asıl başarı bilim ve teknolojiden geliyor. İnanmak ve çalışmak, hayal kurmak büyük medeniyetler için olmazsa olmazdır ancak bilgi de en büyük hazinelerdendir. Bu hazineyi kullanılıp kazanca dönüştürmenin bir yolu da teknolojidir ki romanlarımın içinde bunu da işliyorum. Gençlerimize bu konuda da hedefler vermeyi amaçlıyorum.

 

**Kitapların isimleri nereden geliyor?

-Atlantik Operasyonunu yazarken birkaç günlüğüne Ankara’ya gitmiştim. Bir kitapçıyla sohbet ederken bazı önerilerde bulunmuştu: İlgi çekici bir kapak, dikkat çeken bir ad, ilk on sayfanın okuyucuyu kendine bağlayacak şekilde olması. Bu nedenle kısa, öz ve dikkat çekici adlar vermeye özen gösteriyorum.  İlk romanıma Atlas Okyanusu’nda bir adada, bir askerle başlayan bir tim ile devam eden operasyon olduğu için “Atlantik Operasyonu” adını vermeyi düşündüm. İkinci romanım zaten bilimsel ve teknolojik çalışmalar için Ay’da şehir kurulması üzerine. “Ay Şehri” de hem kısa ve öz hem de romana en uygun isim, diyebilirim.

 

**Kitabınızı almayı düşünen okurlar adına sorayım, Türkiye ve Japonya bu konuda tek mi, yoksa başka ülkelerinde çalışmaları var mı?

-Elbette tek değil, okurları bu mücadelede bazen güldüren bazen de heyecanlandıran sahneler de bekliyor. Mevcut bilimsel ve teknolojik gelişmeler üzerinden kurgulama yaptım.

 

**İlk kitabınızda Konyalı bir şehit vardı. İkinci kitabınızda da biri Konyalı iki Selçuk Üniversitesi mezunu karakter var.

-Ay Eğitim Üssü’nü de Konya’ya kurdurmuştum, bunu unutmuşsunuz. Daha önce dediğim gibi ben Selçuk Fizik mezunuyum. Hayatımın bir dönemi Konya’da geçti. Yaşadığımız yerlerin bizlerde hakkı var. Romanlarımda ana karakteri Artvinli olduğum için Artvinli yapsam da üniversite okuduğum şehrimizi ihmal edemem. Selçuk Fizik mezunu ve hayatının bir kısmını Konya’da geçirmiş biri olarak ben de Konya’nın yeri başkadır. Bu arada romandaki en önemli karakterlerden biri de Selçuk Fizik mezunu.

 

**Peki, gelecekte bir yazar olarak Fahri Kurtuluş’u ve kitaplarını nasıl görüyorsunuz?

Bu konunun cevabını okurlara bırakıyorum. Aslında meşhur olmayı sevmeyen biriyim ama hayatın gerçeği bu, bazı hedefleriniz varsa ve ticaretle alakalı bir yerdeyseniz, meşhur olmak zorundasınız. Bir şey diyebilmem için yeni kitaplar yazmam ve iyi tanıtım yapabilmem gerekiyor. Kitapların hızlı yazılıp pratik bir şekilde bu zamanda sıra dışılığı ve orijinalliği yakalamak daha bir zor oluyor. Yalnız bir arkadaşımın söylediklerini aktarmak istiyorum. “Fahri Hocam, iki kitabını da imzalı aldım. Yazarlar meşhur olduklarında imzalı ilk kitapları çok değer kazanıyor.”

 

**Tarz ve içerik olarak kendinizi nasıl görüyorsunuz? Sizin deyiminizle eserleriniz orijinal mi?

-Evet, kurgu olarak orijinal eserler yazdığımı düşünüyorum. Okurların aklına bazı filmler ya da kitaplar gelebilir ancak gülün de sarısı vardır, papatyanın da sarısı vardır ama ikisi de farklı çiçeklerdir. Kitaplarım da tarz olarak yapmaya çalıştığım bir durumdan bahsedecek olursam da tarihi anekdotlara ve kendi yazdığım en az bir şiire yer vermem.

 

**Yazarken örnek aldığınız, izinden gitmeyi hedeflediğiniz yazarlar var mı?

-Roman olsun, akademik kitap olsun, şiir olsun, bunların dışında her hangi bir konuda yazısını ya da kitabını okuduğum yazarlardan ister istemez etkilenmişimdir. Elbette, kiminden sadece bilgi hazinemi geliştirmede yararlanırken kimini de örnek olarak görüyorum. Söz konusu izinden gitmek ise ben kendi tarzımı ve yolumu çizmeye çalışıyorum.

Bazı kitaplardan bahsedecek olursam: Sir Arthur Conan Doyle’nin Sherlock Holmes’i, Grance’nin fantastik romanları, Suzanne Collins’in Açlık Oyunları, Jules Verne’nin çağlar ötesi eserleri, Mehmet Niyazi’nin Çanakkale Mahşeri, Yavuz Bahadıroğlu’nun tarih romanları, Orkun Uçar ve Burak Turna’nın Metal Fırtına serileri, Dünya ve Türk Klasiklerinden bahsetmeye gerek yok…

 

**Hazırlık aşamasında olan farklı bir eseriniz var mı?

Yazmakta olduğum bir çalışmam var. Planladığım çalışmam çok. Her şey zamanla…

 

** Okurlarımıza vermek istediğiniz mesaj var mı?

İnanmak, hayal etmek, okumak, çalışmak ve kendini geliştirmek… Şair medeniyete tek dişi kalmış canavar demiş olsa da çağlar ötesi medeniyeti yakalamış insanın vasıflarındandır bunlar. Belki bunlar bu zamanda zor gibi, güzel olan da zorlukları yenmekte değil mi?

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.