Konya bina yığını oldu!

Konya bina yığını oldu!

Şehir Plancıları Odası Konya Şubesi tarafından Konya’nın geçmişten günümüze kentsel gelişim süreci konuşuldu.

Konya Şehir Plancıları Odası (ŞPO) tarafından Selçuklu Kongre Merkezi’nde (SKM) Geçmişten günümüze Konya’nın kentsel gelişim süreci paneli gerçekleştirildi. Panele ŞPO Konya Şube Başkanı Osman Örs, KTÜN Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Alkan, KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ, KTÜN Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çağlar Meşhur, Serbest Mimar Faruk Koçak, birçok oda başkanı, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci katıldı. Panelin açılış konuşmasını yapan ŞPO Konya Şube Başkanı Osman Örs, “Konya'da son 60 yılda yapılan planlama çalışmalarını olumlu-olumsuz yönleriyle ele alınacağı panelde kent planlama ve tarihi üzerinde tecrübeli isimler konuşma yapacak. Bu panelle geçmişte yapılan uygulamalardan ders çıkarılacak. Güzel ve faydalı bir panel olacak. Birbirinden kıymetli hocalarımız ve planlama faaliyetlerinde tecrübeli kişiler konuşma yapacak. Biz burada geçmişten ders çıkararak gelecekte neler yapabileceğimizi dile getireceğiz. Bu panelle Konya'nın kent gelişiminin geçmişine ve geleceğine ışık tutacağız. Panel bir gün sürecek. Kentin gelişmesine katkı sağlayacak konulara değineceğiz” dedi.

adsiz-004.jpg

SAHİP OLDUĞUMUZ POTANSİYELİ DÜZGÜN KULLANAMADIK

Panelde konuşan KTÜN Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Alkan ise şunları dile getirdi: “İbn-i Haldun, ‘Okuyun, anlayın ve değerlendirin’ diyor. Şehir, mekan, toplumsal değişim sürecinde sanayi devriminden sonra çok önemli yer tutması gerekirken, bunu bir kenara itip teknoloji esaslı olaylara bakma alışkanlıklarımızdan dolayı büyük ve derin çelişkiler içine girdik. Bunu sağlayabilecek güç var. İrade sahiplerine ne yazık ki anlatabilmiş değiliz. Konya olarak sanayiden sonra başlayan derin çelişkileri önleyemedik, çözüm üretemedik. Mekan; barınılan ve insanları dış etkenlerden koruyan özelliklerinden öte; insanı biçimlendiren, yetiştiren derinlikli bir yapıya sahip. Konya, dünyadaki en eski ve sağlam yapılanmaya sahip şehir olma özelliğine sahip. Biz, Konya’nın bugünkü sahipleri olarak, kente karşı bir sorumluluğumuz ve hakkımız vardır. Konya, büyük bir potansiyele de sahip. Konya, dünya şehri olmaya aday, o potansiyele sahip bir kentti. Konya’ya gelen insanlar Konya’da kalmıyorlar. Neden? Çünkü biz sahip olduğumuz potansiyeli doğru kullanamadık. Mekansal ve kültürel sürekliliği sağlayamadık. Biraz dikkatle, ilgiyle bu konulara yaklaşırsak, yol alabiliriz. Bir başkent, her zaman başkenttir doğru. Konya, başkentlik yapmış bir şehirdir. Elinize gelen ne varsa yok ederseniz o şehir başkent olmaz.”

KONYA BİNA YIĞINI OLDU!

KTO Karatay Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ ise “Konya, 1071’den İznik’ten sonra başkent oldu. Türkler, Konya’ya gelince Alaaddin Tepesi’ndeki surun içine yerleşti. Medrese, cami yapıldı. Güvenliği sağlamak için surun içine yeni bir sur yapıldı. İç kalenin dışına tasavvuf yapıları yapıldı. Sur, bir süre sonra nüfusu taşıyamaz olmuş. Bir kısım Sille’ye yerleştirilmiş. Nüfus sürekli arttı. Yeni mahalleler oluştu. Çarşı, pazar oluştu. Konya’da birkaç yapı dışında Selçuklu’dan kalma ev ve mahalle yok. Belediye başkanları bana kızmasın. Şükran? Nereden çıktı Allah aşkına. Tarih yok ediliyor. Tarihi bir mahalle burası. Selçuklular geldiler, bir şehre oturdular. Daha sonra Karamanoğulları buraya hakim oldu. Karamanoğulları, Larende kapısını yakıp erittiler. Şehirde ev bırakmadılar, mahalleleri yaktılar. Yeni imarlar söz konusu oldu. Selçuklu Devleti, medeniyeti anlayan devletti. Selçuklu şehirciliği, en iyi şehircilik yapısına sahipti. Karamanoğulları’nın askerlerinin çoğu ise eşkiyaydı. Medeniyeti anlamazlardı. Sonra Osmanlı geldi. Tanzimat’tan sonra da Avrupa tarzı binalar yapıldı. İstasyon Caddesi açıldı. Bu aşamada bir yok ediş var. Arkasından Cumhuriyet dönemi. Fahrettin Paşa’nın. ‘Yıkın’ dediği ne varsa yıkıldı. Başka derdiniz yok muydu? Ne oldu? Konya, bina yığını oldu” şeklinde konuştu.

BELEDİYELER İLE HALK ARASINDA OLUMSUZLUKLAR YAŞANABİLİYOR

Panelin son konuşmacısı ise Konyalı Serbest Mimar Faruk Koçak oldu. Koçak, 1980 sonrası Konya’yı anlattı. Konya tarihinin çok eskilere dayandığını aktaran Koçak, tahribatlara rağmen Konya’nın müze şehri özelliği olduğunu kaydetti. Koçak, daha sonra şunları dile getirdi: “İmar planlarının hazırlanması pek çok zorluklar eşliğinde gerçekleşiyor. Uygulama esnasında ise pek çok alternatiflerin de düşünülmesi zorunlu hale geliyor. Dengeler değişebiliyor. Belediyeler ile halk arasında zaman zaman bazı sorunlar yaşanabiliyor. Konya, Türkiye’nin örnek planlı büyüyen önemli şehirlerinden olmasına rağmen, zaman zaman bazı olumsuz şeyler yaşanabiliyor.”

MERKEZİ 3’E BÖLME’ KARARI SÜRECİ DOĞRU YÜRÜTÜLEMEDİ!

KTÜN Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Çağlar Meşhur, şunları söyledi: “Araştırmaya ilk başlayınca Konya’nın bu kadar planlama geçmişi açısından zengin bünyeye sahip olduğunu bilmiyordum. Ciddi bir birikimi var Konya’nın” dedi. Ahmet Hilmi Nalçacı’nın Konya’da belediyecilik anlayışının gelişimden öncü bir kişi olduğunu ifade eden Nalçacı, “Konya, belediyecilik noktasında gerçekten çok ileride bir şehir” şeklinde konuştu. Meşhur, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Merkezdeki taşıt baskısının sorunlarıyla uğraştık, uğraşmaya da devam ediyoruz. Büyükşehir Belediyesi, Beşyol’u kazmayı düşündü. Ben önce sessiz kaldım. Anlamakta zorlandık projeyi. Yıl 2005 veya 2006 olmalıydı. Yapılmaması Konya açısından müthiş bir şans oldu. Selçuk Üniversitesi yerleşkesi yer seçim kararı derin etkiledi şehri. Plan dışı bir karar oldu. Kentin çok uzağında bir yerdi burası. 1983 yılındaki Yavuz Taşçı Planı çok stratejik bir planlama oldu. Üniversitenin ortaya çıkaracağı planlaşma öngörülerek ortaya konulmuş bir plan oldu. Türkiye’de ilk kent içi raylı sistem uygulaması 1987 yılında hayata geçirildi. Halil Ürün ilk süreçte bu yatırıma karşı çıkmıştı. ODTÜ’ye gidip, teknik rapor istedi. Büyük bir erdem göstererek, yatırımı destekledi sonradan. Sonrasında şehrin gelişimine bakılınca kent üçe bölündü. Yeni gelişim alanları genelde Selçuklu’da oldu. İlçe siyaseti şehre hükmetti ve merkez 3’e bölündü. 1987 yılındaki proje (merkezin 3’e bölünmesi kararı) doğru yürütülseydi, bugün birçok sorun konuşulmuyor olacaktı. Yaptığınız iş, toplumsal eşitsizliğe sebebiyet veriyorsa ne yapmak gerekir? ‘Planla koruyalım’ dediğimiz tüm alanlar korunamadı. Eğer planlamalar doğru yapılsaydı, şehir bugün bu kadar geniş alana yayılmazdı. Yönetilebilirlilik daha kolay olurdu.”

EMRE ÖZGÜL

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
5 Yorum