Kazım Karabekir'in kızı anlattı: Babam Konya'yı çok sevdi
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş aşamasında Doğu Cephesindeki göreviyle milli mücadeleye destek veren Kazım Karabekir’in kızı Timsal Karabekir Konya’ya geldi.
Timsal Karabekir, babasıyla olan anılarını, babasının Konya’yı ne kadar çok sevdiğini ve Mustafa Kemal Atatürk ile aralarında geçen mevzuları Merhaba Gazetesi’ne anlattı. Kazım Karabekir’in Konya’ya farklı bir sempatisi olduğunu ifade eden Timsal Karabekir, kendisinin de Konya’yı çok sevdiğini ve yıllarca kendilerini Konyalı olarak tanımladıklarını belirtti.

‘BİZİ, VATAN VE ALLAH AŞKIYLA BÜYÜTTÜ’
85 yaşında olan Timsal Karabekir, Kazım Karabekir gibi bir komutanın kızı olmaktan gurur ve şeref duyduğunu dile getirdi. Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan herkesin Cumhuriyeti kuranların evladı olduğunun altını çizen Karabekir, “Kazım Karabekir’in kızı olmak çok gurur ve şeref verici. Vatanı kurtaran kişilerden birinin Kazım Karabekir’in evladıyım. Ancak Türkiye Cumhuriyet’inde yaşayan herkes o vatanı kurtaranların evladıdır. Sadece ben değil. Ben nasıl öz ve öz kızıysam genç nesilde torunlarıdır. Babam 1882 İstanbul doğumludur. Dedem de asker generaldir. Babam 5 erkek kardeşin en küçüğüydü. Babamın anlattığına göre babam vatan aşkıyla büyümüş ve bizleri de yaşamı boyunca vatan ve Allah aşkıyla büyütmüştür” diye konuştu.
‘ATATÜRK KAZIM KARABEKİR’LE HELALLEŞMEK İSTEDİ!’
O dönemin ve o kuşağın askerlerinin kendileri için çok kıymetli olduğunu vurgulayan Karabekir, Mustafa Kemal Atatürk ile Kazım Karabekir’in aralarında yaşanan olayları şu cümlelerle anlattı: “Başta Atatürk olmak üzere babam ve silah arkadaşları bizim için büyük bir öneme sahiptir. Onlar çok yüce insanlardır. Bize vatanı kurtarıp Cumhuriyeti hediye etmiştir. Kazım Karabekir ile Atatürk arasında 1 yaş vardı. İkisi de bu vatan aşkıyla yanıp tutuşuyorlardı. Harp akademilerinde de arkadaşlardı. Bazen arkadaş aralarında anlaşmazlıklar çıkıyor. Bir tartışma yaşıyorlar. Cumhuriyet kurulduktan sonra Kazım Karabekir Atatürk’e, demokrasinin icabı çok partili bir rejime geçmemiz gerekiyor diyor. Atatürk de bunu kabul ediyor. Bir parti kurabilirsin diyor. Bir tek Halk Fırkası var ortada ve Mustafa Kemal Paşamız o Halk Fırkasının başındaydı. Dolayısıyla ikinci kurulan parti çok daha donanımlı insanları içinde barındırıyordu. İçerisinde Ali Fuat Cebesoy gibi çok önemli insanları barındırıyordu. O zaman da tabii tek partili sisteme alışmış insanlar. İkinci paylaşımı pek hazmedemiyorlar. O sırada ayaklanan bir Şeyh Sait isyanını bahane ederek partileri kapanıyor. Daha sonra da partinin tamamıyla bir daha açılmaması için bir şekilde Mustafa Kemal Paşamıza yapılacak suikastı biliyorlar suçlamasıyla hiç biri hukukçu olmayan aliler divanı hepsini idamla yargılıyor. Ciddi acılar yaşanıyor. Kazım Karabekir’in hayatında da ciddi acı vakıalar gerçekleşiyor. Bu acılar Kazım Karabekir’i çok etkiliyor. Daha sonra paşalar beraat ediyorlar ve Mustafa Kemal Paşa Ali Fuat Paşayla barışıyorlar. Atatürk diyor ki, ‘Kazım’ı çağırın’. Dolmabahçe Sarayı’nda yapılacak olan programa çağrılıyor. Babam gitmesine rağmen bir türlü göz göze gelemiyorlar. Kalabalıklar araya giriyor böyle olunca konuşamıyorlar. İlerleyen zamanlarda yani Atatürk’ün son anlarında hasta yatağında her ne kadar Mustafa Kemal Paşamız, ‘çağırın Kazım’ı helalleşmek istiyorum’ dese de. Bunu babama haber vermiyorlar. Babama ablalarım sorarlarmış bilseydin gider miydin diye babamın cevabı, ‘tabii giderdim o Mustafa Kemal’dir gel dediği zaman gidilir’ olmuş. Kazım Karabekir’in vatana olan aşkı ona her şeyi kabul ettirmiştir.”

KARABEKİR’DEN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMA
Babasının tarih kitaplarında adının geçmesinden ötürü duygulandığını ifade eden Timsal Karabekir, bazı dönemler babasının tarih kitaplarının sayfalarında yer edinmediğini de söyledi. Bu durumun kendisini üzdüğünü dile getiren Karabekir, “Bir dönem babamın ismi ve resimleri tarih kitaplarında yer almıyordu. Benim için acı verici bir durumdu. Çünkü babam bu ülkenin kurulması ve kurtarılması için ciddi mücadeleler vermiş bir isimdir. Cumhuriyetin bu topraklarla tanışmasında en etkin isimlerden biridir. Böylesine vatan için çaba gösteren birinin müfredatta geçmemesi gerçekten üzücü bir durumdu. Daha sonra Kazım Karabekir’in ismi tarih kitaplarında geçmeye başladı hem duygulandırıcı hem de gurur verici bir tablodur benim için. Kazım Karabekir’in Mustafa Kemale emrindeyim paşam demesi bizim cumhuriyete giden yolda yeşil ışık yakılmasıdır. Eğer Kazım Karabekir, Atatürk’e o yolu açmasaydı şu an netice ne olurdu bilemeyiz” ifadelerini kullandı.
‘MİLLİ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZ İÇİN KONYA ÇOK KIYMETLİDİR’
Karaman’ın Konya’dan ayrılıp il olana kadar kendilerini yıllarca Konyalı olarak tanımladıklarını söyleyen Karabekir, babasının ve kendisinin Konya’ya olan sevgisini şu sözlerle aktardı: “Konya’yı ben çok olumlu buluyor ve çok seviyorum Karaman il olana kadar bir hep Konyalıyız dedik. Yıllar yılı Konyalıydık. Konya çok önemli bir şehirdir. Milli ve manevi değerlerimiz için Konya çok kıymetlidir. Mevlana’nın şehridir Konya. Cumhuriyetin kuruluşunda Kazım Karabekir’de Konya’ya farklı bir sevgisi ve sempatisi de vardı. Konya’nın ve tüm Türkiye’nin Cumhuriyeti severek bağrına basmıştır. Cumhuriyet Türk milletine en çok yakışan rejimdir. Babamla benim Konya’ya olan sevgimiz bağımız tartışılmaz. Konya vilayet olarak çok önemlidir. Babam da Konya’yı çok severdi ben de çok seviyorum. Konya’ya çok sahipleniyoruz.”
‘ALLAH’IN İSTEDİĞİ GİBİ BİR KUL OLMAYA ÇALIŞIRDI’
Babası Kazım Karabekir ile 7 yılı dolu bir şekilde geçirdiğini ve yedinci yaş gününde babasını kaybettiğini söyleyen Timsal Karabekir, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: Bir gün Erenköy’de yaşadığımız sırasında kapıya bir bayram günü beyefendinin biri geldi. Babam gidip açtı kapıyı. Annem, ablalarım ve ben sofrada otururken babamın sırtındaki yeni ve yeşil kazağını o adama verdiğine şahit olduk. Sonra yanımıza geldiği zaman kimdi o dedi annem. Babam da eski bir askerimdi o benim dedi. Açım çıplağım paşam dedi bu yüzden verdim üzerimdekileri dedi. Babam herkese karşı çok bonkör çok yardımsever biriydi özellikle yetim çocuklara çok sahip çıkardı. Allah’ın istediği gibi bir kul olmak istediğini her zaman söylerdi. Bize de her zaman ihtiyaç sahiplerine yardım edilmesi gerektiği konusunda örnek olurdu bize hep derdi ki ihtiyaç sahiplerine yardım etmek bizim için aile geleneği derdi. Eş dost birbirini aramalı anlamında hep derdi ki temas olmazsa muhabbet olmaz derdi. Eş dost birbirine sahip çıksın görüşsün konuşsun isterdi. Müzikle çok ilgiliydi. Müzik konusunda da çocuklarınıza kaliteli müzikler dinletin anlamında el beynin bildiğini alkışlar derdi. Yani kaliteli müzikler dinlenilmesi gerektiğini vurgulardı hep.”
Kaynak:Muharrem Dursun





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.