Kaldırımlar işletiliyor

Kaldırımlar işletiliyor
Yayaların trafikte güvenli bir şekilde seyretmelerini sağlamak amacını taşıyan kaldırımlar, çeşitli şekillerde işgal edilerek, asıl amacından çıkıp işletme gibi kullanılıyor
Trafikte yayaların güvenli bir şekilde yürümesini sağlamak için yapılan kaldırımlar, yanlış parklar, esnafın duyarsızlığı ve belediyenin reklam panoları ile işletme gibi kullanılıyor

KALDIRIM AMACI DIŞINDA KULLANILIYOR
Yaya kaldırımlarından yayaların dışında herkesin istifade edebiliyor. Birçok vatandaş, özellikle şehrin kalabalık bölgelerinde kaldırımda yürüyememekten şikâyet ediyor. Kaldırımda yürümenin zorluklarını anlatan Berşan Durmuş isimli bir vatandaş, “Kaldırımda ilerlerken karşınıza birden bakkalın dolabı çıkıyor. Onu geçince lokantanın menüsünü gösteren tabela ve benzeri. Kaldırımda yürüyemiyoruz” dedi.

BELEDİYELER KÖTÜ ÖRNEK OLUYOR
Kaldırımların sadece özel işletmeler tarafından değil belediyeler tarafından da işgal edildiğini belirten Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin, örnek olması gereken belediyelerin, reklam panoları, büfeler ve benzeri uygulamalarla kötü örnek olduğunu ifade etti. Nazmi Zengin, “Belediye işgal ettikten sonra, vatandaşın önünde kimse duramaz” diye konuştu.

YÜRÜMEK SOSYALLEŞTİRİR AMA…
Yürümenin hem sağlık, hem de sosyalleşme adına çok önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Zengin, “Yürümek insan sağlığı için çok önemlidir. Uzmanlar, günlük belli bir süre yürümek gerektiğini belirtmektedir. Öte yandan yürümek insanı sosyalleştirir. Yürürken insan esnafa selam verir. Komşusuyla sohbet eder. Kişi, yaşadığı toplumla bütünleşir. Fakat, ne yazık ki kaldırımlarımız yürümeye elverişli değil” dedi.
 
Trafikte yayaların rahat bir şekilde yürüyebilmesi ve güvenli seyretmesini sağlamak amacıyla yapılan kaldırımlar amacının dışında kullanılıyor. Bir çok esnaf, iş yerinin önündeki yaya kaldırımını kendisine ayrılmış bir alan gibi kullanıp, eşyalarla dolduruyor. Bazı esnaflar yaya kaldırımına tabela dikiyor. Seyyar satıcılar kaldırımları kendi işletmeleri gibi görüyor. Yaya kaldırımına park edilen araçlar ise işgalin diğer bir boyutunu oluşturuyor. Belediyeler de bu işgallere reklam panoları ile destek veriyor.
VATANDAŞ KALDIRIMDA YÜRÜYEMİYOR
Şehrin birçok bölgesinde ve özellikle kalabalık yerler, cadde kenarlarında vatandaşların rahat bir şekilde ilerleyebilmesi amacıyla yapılan kaldırımların çeşitli faktörlerle kapatılması nedeniyle insanlar kaldırımlarda yürüyemiyor. Kaldırım işgallerinin kaldırımlarda yürümeyi imkansız hale getirdiğini söyleyen Berşan Durmuş, “Bir yerden başka bir yere giderken trafikte güvenli olduğu ve yayaların kullanımı için yapılmış olan kaldırımları kullanmak istiyoruz. Ama kaldırımda bir süre yürüdükten sonra karşımıza bakkalın dondurma dolabı çıkabiliyor. Onu geçip biraz daha ilerlediğimizde lokantacının menüsünü gösteren tabela bizi karşılıyor. Daha sonra belediyenin reklam panolarından bir tanesi karşımıza dikiliyor. En önemlisi de kaldırıma zorla çıkarılmış olan arabalar. Park yerine park etmek yerine vatandaşımız, aracını kaldırımlara park ediyor. Bu ve buna benzer bir çok nedenden dolayı kaldırımlarda yürümek imkansız hale geliyor. Kaldırımlar vatandaşa değil, işgalcilere hizmet ediyor” diye konuştu.
KALDIRIMLARDA DA GÜVENLİ DEĞİLİZ
İsminin açıklanmasını istemeyen bir başka vatandaş ise Sultanşah Caddesi üzerinde başından geçen olayı anlattı. Cadde üzerindeki bir işletmecinin kendisi kaldırımda ilerlerken arabayla arkasından geldiğini söyleyen vatandaş, “Kaldırımda olduğum için rahat rahat yürüyorum. Birden arkamdan bir korna sesi geldi, irkildim. Dönüp baktım bir araba kaldırımdan ilerliyor, şoförü bana ‘yürüsene kardeşim’ der gibi bir işaret yapıyor. Ben hiç istifimi bozmadan yürümeye devam ettim. Adam arabayı kaldırıma güzelce yerleştirdikten sonra, ‘Arkasından geldiğimi göre göre aheste aheste yürüyor, şuna bak’ dedi. Döndüm, buranın yaya kaldırımı olduğunu, istediğim gibi kullanabileceğimi, yaya kaldırımına arabasını park ettiği için kendisinin hatalı olduğunu söyledim. İş yeri sahibi ise yaptığı yanlıştan dolayı özür dilemek yerine, ‘Burası benim dükkanımın önü, kimse karışamaz. Arabamı istediğim gibi koyarım’ dedi. Şaşırdım, diyecek bir şey bulamadım” ifadelerini kullandı. Kaldırım işgallerinin belediyeler tarafından önlenmesi gerektiğini, belediyelerin de bu işgallerin önüne geçebilmek için kaldırım kenarlarına dubalar çaktığını belirten vatandaş, buna rağmen kaldırımları kendi malıymış gibi kullanan insanların bu alışkanlıklarından eğitimle ve cezai yaptırımla vazgeçirilebileceğini ifade etti.
KALDIRIM İŞGALİ KUL HAKKIDIR
Kaldırım işgalinin en önemli nedeninin bilgisizlik ve bilinçsizlik olduğunu dile getiren Prof. Dr. Zengin, “İnsanımız yayaların kullanımına ayrılan kaldırımların işgal edilmesinin kul hakkı olduğunu bilmiyor. Denetimsizlik de bir başka neden. Yerel yönetimlerimizin yeterli denetim yaptığını söylemek doğru olmaz. Bunun ‘kul hakkı’ olduğunu bilmiyor insanlarımız ya da biliyor da bilgisini davranış haline getiremiyor” ifadelerini kullandı. Hakkının gasp edildiğini düşünen yayaların belediyelere, araçlarla ilgili konularda ise emniyete başvurabileceğine dikkat çeken Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Nazmi Zengin, “Ülkemizde hala işler ilgili Bakanlıktan ya da Başbakanlıktan bitiyor. Ne yazık ki buralara başvurmak aynı şehirde aynı havayı soluduğumuz, aynı mağduriyetleri yaşadığımız yetkililere başvurmaktan daha etkili oluyor. Yerel yönetimler hep büyük işlerle, büyük projelerle meşguller. Kaldırımlar gibi küçük işler, yayalar gibi bir şey tüketmeyen ya da tüketme gücü olmayan küçük insanları yani küçük dünyaları muhatap almayı sevmiyorlar. Onlara küçükteki güzelliği hatırlatmak isterim, bir de bulundukları konumun tam da küçük insanları, küçük dünyaları koruma konumu olduğunu. Yerel yönetimlerin atması gereken ilk adım örnek olmaktır. Belediyeler kaldırımlara büfe yapmayarak, birkaç tabelanın birden kaldırıma dikilmesini önleyerek, kaldırımlardaki ağaçlara gerekli bakımı yaparak örnek olursalar hemşehrilerimizi bazı kurallara uymaya davet ettiklerinde daha inandırıcı olacaklardır” diye konuştu.
‘YÜRÜMEK İNSANI SOSYALLEŞTİRİR’
Toplum Sağlığı Araştırma ve Geliştirme Merkezi Başkanı Prof. Dr. Nazmi Zengin yayaların şehirde güvenli biçimde yürüyebilmesinin hem ruhsal hem de bedensel sağlık için yararlı olduğuna dikkat çekti. Çok basit gibi görünen yürümenin, bireyin sağlığının yanı sıra sosyal hayattaki konumunu ve durumunu da etkilediğine dikkat çekerek, “Yürüyüşler kişinin yaşadığı şehirle ve toplumla bütünleşmesi, aidiyet duygusunun gelişmesi açısından da önemlidir. Hareketsiz hayat tarzının sağlık açısından en önemli sonuçlarından olan obezitenin de yürümekle azaltılabileceğini hatırda tutmak gerekir. Gelişmişlik kriteleri içerisinde yayaların durumu genellikle ‘sağlıklı şehir’ kavramı içinde değerlendiriliyor. Yürünebilirlik sağlıklı şehir olmanın en önemli şartlarından biridir” dedi.
TEKERLEKLİ YAYALAR DA UNUTULMAMALI
Kaldırım işgalleri ile yayaların kaldırımları kullanamamasının yanında tekerlekli yayalar olan bisikletlilerin de unutulmaması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Nazmi Zengin, “Türkiye’de Konya kadar bisiklet kullanımına uygun bir şehir olmamasına rağmen bisikletlilerin bu kadar horlandığı bir başka şehir de yoktur herhalde. Bu utanılası bir durumdur ve bu şehirde yaşayan herkes bu açıdan kendisini sorgulamalıdır. Kimse yılda bir velespit şenliği düzenlemekle ya da duvarla sonlanan göstermelik bisiklet yolları yapmakla sorumluluktan kurtulacağını sanmasın. Konya, bisiklet kullanımını Hollanda’nın Amsterdam’ı ya da Danimarka’nın Kopenhag’ı düzeyine getirmeyi hedefleyen bir şehir olmalıdır. Konya o zaman marka şehir olacaktır” diye konuştu.

RASİM ATALAY
 

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum