İslamda işgal yok, fetih vardır

İslamda işgal yok, fetih vardır

Ribat Eğitim Vakfı tarafından, Mekkenin Fethinin 1378. yıldönümü münasebetiyle düzenlenen Gönüllerin Fethi programı büyük bir coşku ve yoğun katılımla gerçekleşti.

Alâeddin Keykubat Konferans Salonu’nda düzenlenen programda, yıllardan beri İsrail zulmü ile ezilen Filistinlilerle ilgili sinevizyon gösterisi yapıldı. “Alemlerin Efendisi Hz. Muhammed (SAV) Efendimizin Mekke’yi Fethi’nin 1378. Yıldönümü-Gönüllerin Fethi” programına konuşmacı olarak Yazar Abdullah Büyük katıldı. Büyük, İslam aleminde özellikle Filistin’de yaşananlara rağmen konuşma yapmaya utandığını belirterek konuşmasına başladı. Toplumda maddi ve manevi olmak üzere iki tür hastalık olduğunu söyleyen Abdullah Büyük, bunlardan en önemlisinin manevi hastalıklar olduğunu ifade etti. Bu hastalıklara karşı Hz. Peygamber Efendimizin yöntemlerini uygulamamız gerektiğini aktaran Büyük, “Maddi hastalıkta doktorlar hastayı muayene ederek gözden geçirir. Sonraki adımda teşhis koyarak hastalığı tanır. Üçüncü adımda ise teşhis koyarak, durum hakkında kesin kanaat sahibi olur. Daha sonra da ilaç ve tedavi merhaleleri uygulanır. Ancak, manevi hastalıklarda yöntem farklıdır. Manevi hastalıkların tedavisinde Peygamber Efendimizin yöntemlerini bilmede durumumuz pekiyi değil” ifadelerini kullandı. 
İNSAN EĞİTİMİNDE ÜSTÜMÜZE DÜŞENİ YAPMIYORUZ
Kişiliğinde ve benliğinde kan dökme, huzuru ve düzeni bozma eğilimi olan insanın, vatana-millete faydalı bireyler olması için gereken eğitim çalışmalarının yapılmadığını belirten Büyük, “Günümüzde vahşi köpekler bile eğitilebiliyorken, maalesef eşrefi mahlûkat, yaratılanların en şereflisi olan insanın eğitilmesi için gereken yapılmıyor” dedi.
Kur’an-i Kerim’de, medeni bir ülkeyi oluşturan üç unsur bulunduğunu ifade eden Abdullah Büyük, “Medeni bir ülkenin oluşmasında güven, huzur ve bol rızık-güçlü ekonominin olması gerekir. Güvenin oluşması için toplumda bilgi, barış ve imanın olması lazım. Aile güvenliğinin oluşması için kişinin çocuğunu yetiştirme konusunda endişesinin olmaması gerekir. Eğitim güvenliğinin var olabilmesi için de gençlerin topluma faydalı bireyler olarak yetiştiriliyor olması lazım. Yönetenler ile yönetilenlerin birbirlerine güven duyması da siyasi güvenliği oluşturuyor. Bir diğer unsur olan huzur, kişinin kendisiyle, çevresiyle ve devletiyle problemsiz yaşayabilmesidir. Yine medeni bir devletin, vatandaşlarına refah bir hayat yaşatabilmesi için, güçlü bir ekonomiye sahip olması gerekir” ifadelerini kullandı.
TOPLUMUMUZ KUŞATMA ALTINDA
İnsanların bazı davranışlarıyla toplumu kuşatma altına aldığını da ifade eden Büyük, “Hazreti Bediuzzaman, Hücumat-ı Sitte adlı kitabında, toplumu kuşatma altına alan altı öğeden bahseder. Bunlar, 1-hubbu cah, makam-mevki sevgisi; 2-korku, Allah’tan başkalarından korkmak, 3-tamah, aç gözlülük ve doymazlık, 4-ırkçılık, 5-enaniyet, ben merkezli yaşama, 6-tenperverlik, rahata düşkünlük. Bu altı öğe, insanların kararlılığını, özgürlüğünü yok eden hasletlerdir” diye konuştu. İslam dininin doğru anlaşılmasında ve uygulanmasında 7 sebep olduğunu belirten Abdullah Büyük, “Cehalet, yabancı kültür, laiklik, hizpçilik-bölücülük, ataların dinine bağlılık, mezhep taassubu ve yanlış tasavvuf anlayışı İslam dininin doğru anlaşılmasındaki engellerdir. İslam dinin uygulanmasına engel olan ise, yenidünya düzeni, mehdilik, diyanetin İslami hayatta temel adres gösterilmesi, dini temsil edenlerin kişisel görüşlerinin din kabul edilmesi, cemaatlerin toplumsal önceliklerdeki ciddi farklılıklar, İslam adına yapılan kurtuluş reçetelerinin birbirleriyle çelişmesi ve din adamlarının kendilerini yenileyememesidir. Gönüllerin fethi, insanların kalplerini Allah’a açmaktır. Bu engeller kaldırılmadan gönüller fethedilemez” dedi.
GÖNÜLLERİN FETHİ İÇİN REÇETE
‘Gönüllerin Fethi’ için reçete sunan Abdullah Büyük, “Gönüllerin fethedilmesi için toplumda güven, huzur ve bol rızkın olması şarttır. Müslüman, örnek bir fert, aile cemaat olmalı, ancak biz bu özelliğimizi giderek kaybediyoruz. Çevremizdeki her şeye karşı müsamahakar ve hoşgörülü olmalıyız. Çünkü Müslüman katı kuralcı, gaddar olamaz. Gaddar, yobaz, katıkuralcı olanlar ancak başörtülü bir hanım salona geldi diye salonu terk edenlerdir. Biz asla böyle olamayız. Yoksa onlardan bir farkımız kalmaz. İslam’da işgal yok, fetih vardır. Bu ancak kalem ve kitapla olur. Müslüman çok okumalı, yazmalıdır. Geldiğimiz tüketim çağında Müslüman, eşya ile arasındaki münasebeti gözden geçirmelidir. Hz. Peygamber Efendimiz (SAV)’in eşya ile münasebetine bakıp, kendi iç muhasebemizi yapmalıyız” diye konuştu. 
UĞUR ELMAS

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum