İnsanlık El Ele Bayram O Bayram Ola

Dünyada rüya gibi güzellikler yaşanıyor. Yirmi yıl önce bugün olanları rüyada görseydik belki de uyanmamayı dilerdik. Uyandığımızda ‘böyle bir şey mümkün mü ki?’ der, inanmayacağımız tatlı hayallere dalardık. Rüya… Ve rüyalarımıza inanamayacak kadar, onların peşinden koşamayacak kadar küçük ufkumuz…
Birileri rüyalarımızı ufuk olarak, hedef olarak koydu kendine. Ve peşinden koştu. Git dediler gitti. Sorgusuz sualsiz, anayı vatanı bırakıp gitti. Karşılık beklemeden, dünyayı uzaklara öteleyerek. Önceliklerini yeniden gözden geçirip, dünyanın bir köşesinde gamzesi insan tebessümüne, adam tebessümüne hasret bir hasretliği gidermeyi forslu makamlara tercih ederek. Riyasız, beklentisiz, insanı hayatın merkezine koyarak, Sevgi Rehberlerinin tavrıyla; herkese samimiyetle kucak açarak…
Görünmeyerek görünür kıldılar birçok insani özelliği. Tevazuyla gönüllere girdiler. İnsanlık adına çok inatçıydılar. Her renkten, her dilden, her inançtan insanların ülkelerine gittiler, kapılarını tıklattılar ve selam verdiler tebessümle birlikte. Alın size tebessümlü selam. Karşılığında bir şey istemiyoruz. Gülümseyin sadece, fotoğrafınız çekiliyor çünkü.
Sonra da onları doğdukları topraklara getirdiler. Rengârenk çiçekler açtı sanki bu topraklarda. Çünkü gelenler hep gülümsüyorlar. ‘İnsanlık el ele bayram o bayram ola…’ Tüm insanların insanlık için el ele vermesi gerektiğinin mesajını veriyorlar bize; sevginin, aşkın, coşkunun mesajını… Duygular gözlere bulut gönderiyor o bulutlardan yeryüzünün özlemle beklediği bereket iniyor sanki. Sanki birazdan tüm yürekler kapılarını açacak. İnsanlık için ne gerekiyorsa onun için kapılar açılacak sanki… Gidenler bize unuttuğumuz manayı nasıl keşfedeceğimizin bilgisini getirdiler.
Getirdiler. Sonra birileri dudak büktü. Bilmiyorum neden? Hased’den mi, kıskançlıktan mı, çekememezlikten mi, korkudan mı..? Anlamadım. Eminim korkulacak bir şey yok. Dünyada yaşayan her insana her canlıya merhametle yaklaşan, sevgiyle dokunan bir nesil yetişiyor. Gülümsüyorlar sıcacık.
Ama birileri ısınamadı hala. Bu güzelliklerle kendini süsleyemedi. ‘İki ağaç parçasını sürterek ya da çakmaktaşlarını birbirine vurarak ateş yakmayı keşfeden insan hala ısınamadı. Kemikten ve çakıl taşından takılar yapmayı akıl etse de bir gün, süslenmeyi başaramadı.’
Çok şey keşfetti insan. Sevginin, merhametin, tevazunun gücünü keşfedemedi. Ölümsüzlük iksirini keşfedemedi. Gönlünü kısa ömürlülere kaptırdı. Ölümlülere yatırım yaptı ölümlü insan. Ölmemek için yaşamayı bilmedi. Yaşadı, yaşatma idealinden habersiz. Yaşadı da öldüğü gün unutulup gitti.
 Öteledi; kimine zenci dedi, kimine sefil; kimine Fethullahçı dedi kimine Süleymancı. Kimine gavur dedi kimine bilmem ne… O yüzden kimseye yar olamadı, gölgesinin peşinden sürüklenip gitti.
Her şeyi merhametle kucaklayan Vekil dedi ki: "Ey insanlar! Doğrusu, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır..." (Hucurat,13)
Boylara ve kabilelere ayırdı. Birbirimizi dışlayalım diye değil. Yunus’un dediği gibi sevelim sevilelim diye.
Selam sevgi yolcularına. İnsanlık el ele bayram o bayram ola.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi