İhtiyaçlar yapaylaşıyor
Yayınlanma:
Tüketim kültürünün insanlara sürekli yapay ihtiyaç yüklediğine dikkat çeken Sosyolog Mustafa Aydın, bunun sonucunda sürekli alışveriş yapma hastalığının ortaya çıktığına işaret etti
Ailelerin ve özellikle de genç insanların marka takıntısı ve gereğinden fazla tüketim yapmaları toplumun kültür olarak yozlaştığını gösteriyor. Küresel pazarlama stratejisinin de büyük oranda etkili olması insanların gereğinden fazla alışveriş yapmalarına ve marka ürünleri almalarına neden oluyor. İnsanlarda tüketim çılgınlığının var olduğunu vurgulayan Selçuk Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Aydın, insanların ekonomik olarak iyi durumda olmalarından çok reklam ve televizyon programlarının etkisiyle fazla tüketim yapmalarına neden teşkil ettiğini söyledi. Geleneksel kültürde sadece ihtiyaçların giderildiğini anımsatan Doç. Dr. Mustafa Aydın, “Günümüzde geleneksel kültürün ötesinde bir tüketim kültürü oluşmuş durumda. Geleneksel kültürde ihtiyaç oluşur, o ihtiyaç en basit ve masrafsız bir şekilde karşılanır. Maalesef geleneksel kültürümüz yozlaşarak artık bir tüketim ihtiyacı oluşturulmuş durumda. Tüketim kültürü insanlara sürekli yapay ihtiyaç yüklüyor. İnsanlara bu tüketim ihtiyaçlarının oluşturulmasında da birçok etken mevcut. Bu sadece insanların maddi yönden iyi durumda olmalarından kaynaklanmıyor. Burada sosyal-psikolojik etkenler çok fazla” diye konuştu.
ALIŞVERİŞ HASTALIĞI DURDURULAMIYOR
Tüketim kültürünün bir hastalık oluşturduğunu aktaran Doç. Dr. Aydın, “Kendini bu hastalığa kaptıran insan özellikle de gençler bu hastalıklarını kolay kolay durduramıyorlar. Kendilerine yüklenen yapay ihtiyaçlardan dolayı sürekli alışveriş yapıyorlar. Marketler ve büyük alışveriş merkezlerinin yapıları ve dizayn şekilleri sürekli insanlara bir şeyler tanıtarak satış yapmaya yönelik. İnsanlar bu tüketim kültüründen kurtulmanın yollarını bulmalıdırlar. Markete ve alışveriş merkezlerine vakit geçirmek ve gezmek için gidilmemelidir. İhtiyacı varsa bunu evde belirlemeli, bu şekilde alışveriş merkezine giderek o ihtiyacını alıp çıkmalıdır. İhtiyaçlarını evde belirlemeden markete ve alışveriş merkezine giden insanlar oralarda ucuz diye bir çok ürün alıyor. Kendisine sorsanız, ‘ihtiyacın yoktu bu ürüne niye aldın?’, ‘ucuzdu ondan aldım’ diyor. Bu durumlara yer verilmemelidir” dedi.
‘KAPİTALİZM MANTIĞINI SÜRDÜRÜYORUZ’
İnsanların ihtiyaçları olmamasına rağmen dış etkenlerden etkilenerek sürekli tüketim yapmalarını, Kapitalizm mantığının sürdürüldüğünün göstergesi olarak değerlendiren Doç. Dr. Mustafa Aydın, tüketim çılgınlığının yanında insanlardaki marka takıntısı için de şöyle konuştu: “Marka takıntısı genellikle özentidir. Bu duruma kimlik arayışındaki gençler kendilerini daha kolay ifade etme aracı olarak marka giymeyi seçmektedirler. Marka takıntısı, aşırı noktadaki durumlarda aile çatışmalarına, yoğun borçlanmaya neden olabilir. Marka kullanmak rekabete, diğerleriyle aynı marka kullanamayanların kendisini değersiz görmesine neden olabilir. Marka takıntısı kendini daha değerli hissetmek, bulunduğu çevrede kendini kabul ettirmek ve tanımlamak için kullanılan olumsuz bir davranış biçimidir. Marka takıntısı aynı zamanda tüketim toplumunun da bir sonucudur.”
ALIŞVERİŞ HASTALIĞI DURDURULAMIYOR
Tüketim kültürünün bir hastalık oluşturduğunu aktaran Doç. Dr. Aydın, “Kendini bu hastalığa kaptıran insan özellikle de gençler bu hastalıklarını kolay kolay durduramıyorlar. Kendilerine yüklenen yapay ihtiyaçlardan dolayı sürekli alışveriş yapıyorlar. Marketler ve büyük alışveriş merkezlerinin yapıları ve dizayn şekilleri sürekli insanlara bir şeyler tanıtarak satış yapmaya yönelik. İnsanlar bu tüketim kültüründen kurtulmanın yollarını bulmalıdırlar. Markete ve alışveriş merkezlerine vakit geçirmek ve gezmek için gidilmemelidir. İhtiyacı varsa bunu evde belirlemeli, bu şekilde alışveriş merkezine giderek o ihtiyacını alıp çıkmalıdır. İhtiyaçlarını evde belirlemeden markete ve alışveriş merkezine giden insanlar oralarda ucuz diye bir çok ürün alıyor. Kendisine sorsanız, ‘ihtiyacın yoktu bu ürüne niye aldın?’, ‘ucuzdu ondan aldım’ diyor. Bu durumlara yer verilmemelidir” dedi.
‘KAPİTALİZM MANTIĞINI SÜRDÜRÜYORUZ’
İnsanların ihtiyaçları olmamasına rağmen dış etkenlerden etkilenerek sürekli tüketim yapmalarını, Kapitalizm mantığının sürdürüldüğünün göstergesi olarak değerlendiren Doç. Dr. Mustafa Aydın, tüketim çılgınlığının yanında insanlardaki marka takıntısı için de şöyle konuştu: “Marka takıntısı genellikle özentidir. Bu duruma kimlik arayışındaki gençler kendilerini daha kolay ifade etme aracı olarak marka giymeyi seçmektedirler. Marka takıntısı, aşırı noktadaki durumlarda aile çatışmalarına, yoğun borçlanmaya neden olabilir. Marka kullanmak rekabete, diğerleriyle aynı marka kullanamayanların kendisini değersiz görmesine neden olabilir. Marka takıntısı kendini daha değerli hissetmek, bulunduğu çevrede kendini kabul ettirmek ve tanımlamak için kullanılan olumsuz bir davranış biçimidir. Marka takıntısı aynı zamanda tüketim toplumunun da bir sonucudur.”
Gündem





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.