İhanetle suçlandı!

İhanetle suçlandı!

Refah Partisi eski Milletvekili Fethullah Erbaş, 1995 yılında PKK tarafından kaçırılan ve 18 ay boyunca esir askerleri ailelerin baskısı üzerine dağa çıkarak nasıl kurtardıklarını anlattı.

Tarih, 1995'i gösteriyordu. Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde bulunan Ortaklar Karakolu'na yapılan baskında 15 asker şehit olmuş, 8 asker kaybolmuştu. Sonra, askerleri PKK’nın kaçırdığı ortaya çıktı. 8 asker 18 ay boyunca terör örgütü PKK'nın elinde esir kalmıştı. Bir grup anne, dönemin Refah Partisi milletvekili Fethullah Erbaş'ın kapısını çaldı. Onlar, çocukları terör örgütü tarafından kaçırılan annelerdi. O arada PKK, yayın organından, 'Fethullah Erbaş gelirse teslim ederiz' açıklamasını yaptı. Bu açıklamadan sonra, asker anaları Erbaş'ın peşini bırakmadı. Erbaş, Kuzey Irak' a gitti. Askerleri aldı geldi. Askerlerin dönüşü sonrası Erbaş’ın PKK bayrakları altındaki resimleri çok tartışıldı. ‘Terör örgütüyle pazarlık yaptın’ diye suçlanan ve İstifası istenen Erbaş, “Neler söylediler, küfür ettiler. Kardeşim ne yapayım? Bir hata yaptım. Ama görmedim gerçekten o bayrakları” şeklinde konuştu.

DEVLET ‘ÇOCUĞUNUZ ÖLDÜ’ DEDİ

O dönem yaşadıklarını Merhaba Gazetesi’ne anlatan Fethullah Erbaş, son terör olaylarını da değerlendirdi. 1995’te PKK tarafından kaçırılan askerlerin ailelerine devletin ‘çocuğunuz öldü, şehitlik maaşı bağlayacağız’ dediğini hatırlatan Erbaş, “Aileler de  ‘bizim çocuklarımızın cesetlerini verin veya öldüğüne dair bir belge verin’ demiş. Bu böyle devam etmiş. 3 yıl sonra 1995 yılında dağa bir gazete muhabiri gidiyor ve o kaçırılan askerlerin fotoğraflarını gazetede basıyor. Aileler de bu fotoğrafları siyasilere gösterip ‘biz çocuklarımızı istiyoruz’ demişler. Önce Anavatan Partisi’ne sonra DYP’ye gitmişler, diğer tüm partileri dolaşmışlar. Cumhurbaşkanlığı, Genelkurmay hepsine gitmişler olumlu bir cevap alamamışlar. En son bize gelmişler” dedi.

4-4.20160529114609.jpg

 Fethullah Erbaş PKK’lılar tarafından böyle karşılanmıştı

 

ÇİLLER’E ORTAKLIK NASIL KABUL ETTİRİLDİ?

Asker ailelerinden 20-25 kişi ile Refah Partisi’nde görüştüğünü ifade eden Erbaş ,şöyle konuştu: “İşimizi halletmeden buradan gitmeyiz diyorlar. ‘Buyurun ne istiyorsunuz?’ dedim. Bize yardım edin, çocuklarımızı oradan getirin diyorlar. İktidar partisi var, ana muhalefet var bizim 38 milletvekilimiz var. Biz size nasıl yardım edelim. Seçimi kazanalım onları getiririz’ dedim. Seçim oldu, Van’dan 1 milletvekilimiz vardı, 3 oldu. Birinci parti olmuştuk. Ankara’ya geldik daha 10 gün geçmeden aileler tekrar geldi. ‘Seçimlerde kazanırsak o zaman gelin dedin, biz de geldik’ dediler. Biz iktidar olmadık dedim ama dinlemediler. Partide bir basın toplantısı yaptım. Birinci parti olduğumuz için basının ilgisi yoğundu. Açıklamada terör örgütüne seslenerek, askerlerin aileleri ile birlikte ‘Bu çocukların günahı yok. Bu evlatları salın. Analar ağlamasın’ diye çağrı yaptık. Bir netice elde edilemedi. Ana-Yol hükümeti Anayasa Mahkemesi’ne açtığımız dava sonucu devrildi.

4-5.20160529114751.jpg

Esir askerlerin kurtarılması manşetlere böyle yansımıştı

 

Hiçbir parti bizimle ortak olmak istemedi. Sonra aklımıza bir şey geldi. Tansu çiller ile ilgili dosyaları araştırmaya başladık. Eşe dosta, partiden arkadaşlarımıza ve bazı avukatlara haber verdik. Elimize çok sayıda dosya çıktı. Sonra bunları açıklamaya başladık. Tansu Çiller hakkında önerge verdik, etekleri tutuştu. Kabul edilse dokunmazlığı kalkacak ve işi bitecek. Erbakan Hocama gelmiş bunları gündeme koymayın, sizinle ortak olacağım demiş. Bu görünen sebep başka sebepler de var ama bizde kalsın. Sonra biz böylelikle iktidar olduk.”

ERBAŞ GELSİN VERELİM

İktidar olduktan sonra asker ailelerinin tekrar kendilerine geldiğini söyleyen Erbaş, konuşmasına şöyle devam etti: “Mecliste basın bölümü var. Normalde ailelerin o bölüme girişi yasak. 2 dönemdir parlamentoda olunca basından arkadaşlara “Siz bu olayı görmediniz” diye anlaştık. İktidar partisi vekili olarak açıklamaya başladım. Kameralar aileleri de çekiyor. Apo’ya seslendim; “Bu anaların gözyaşını durdur. Senin de annen var” gibi şeyler söyledik. Ertesi gün Özgür Gündem gazetesinde “Erbaş gelsin, verelim” diye bir yazı çıktı. Aileler bu sefer, “Verecekler sen almıyorsun” demeye başladı. O sırada Şırnak’ta bizim il kongremiz vardı. Oraya katıldım. Ardından Kuzey Irak’a gideceğim, gazeteler televizyonlar hepsi haber almış. 10-12 televizyon vardı. Askerlerin anneleri babaları kardeşleri de gelmiş. Irak’a gittim 2-3 gün Dohuk’ta otelde bekledim kimse gelmedi. Aileler de orada. Ben Dohuk'ta teslim alacaktım. Kampa gitmeye falan niyetim yoktu.”

4-3.20160529114653.jpg

Fethullah Erbaş’ın mağarada çekilen bu fotoğrafı uzun süre tartışılmıştı

 

PKK’LILARI NASIL SELAMLADI?

Daha sonra örgüt ile irtibata geçmek için arayışa girdiğini ifade eden Erbaş, konuşmasına şöyle devam etti: “Dedim gideyim bunların inlerini bulayım. Erbil’e gittim oradan bir kişiden bilgi aldım. Askerleri dağa çıkardık ‘Erbaş buraya gelsin’ demişler. Onlar beni dağa zorluyor, ben de çıkmak istemiyorum. Mecburen dağa gittim. Dağa katır sırtında çıktık. Murat Karayılan ve Rıza Altun karşıladı bizi. Zap kampının içine girerken herkes sarılıyor, öpüyor. ‘Buyurun askerlerin yanına gidelim’ dediler. Ben bizim askerler sandım ama 500 kişilik PKK birliği var. Ellerinde silah, dikkat çektiler. Elime mikrofonu tutuşturup ‘bunları selamla’ dediler. Aldım mikrofonu bunlara ne diyeyim diye düşünüyorum. Asker desen değil, gerilla desen bunlara statü vermiş olacağım, olmaz. Terörist diyeceğim herifler beni vuracak. Hepsini aklımdan geçirirken, ‘kurtuluş İslam’da diye düşünüp, ‘Esselamünaleyküm’ dedim. Ellerindeki silahlar bir anda yere indi. Bunu hiç ummuyorlardı. ‘Mağaraya gelin’ dediler. Geçtik, serin bir yerdi. Ağustos sıcağı var. Karanlık bir yere girince gözlerimiz alışamadı pek çok şeyi sonradan fark ettik. Battaniye sermişler oturdum, ayakkabılarımı çıkardım. Flaşlar patladı. ‘Hayırdır ne oluyor’ dedim, ‘arkana bak’ dediler. Baktım duvar var. Yukarı baktım ki PKK bayrağı var. Tuzak kurmuşlar. Verin askerleri dedik. Sadece anneleri olanları vereceğiz felan dediler. Sinirlendim örgüte felan küfrettim. Oradaki komutanlar yalvardılar bak kendini de yakarsın bizi de dediler. Ardından toplam 8 askeri aldık ailelerine verdik. Bu buluşma kuzuların koyunlara kavuşması gibiydi. Askerlerimizi almaya gittiğimden herkesin haberi vardı. Giderken kimse bir şey demedi. Gelince ortalık karıştı. İki askerle dönünce, bir de basında o fotoğraflar çıkınca, ‘Terör örgütüyle pazarlık yaptın’ diye suçladılar. Rahmetli Türkeş, ‘Ensesinden tutun, Meclis'in kapısına koyun bunu’ dedi. Mustafa Kalemli, istifamı istedi. Neler söylediler, küfür ettiler. Kardeşim ne yapayım? Bir hata yaptım. Ama görmedim gerçekten o bayrakları.”

4-6.20160529114725.jpg

Kampta esir tutulan askerlerin aileleri ile buluşmasında duygusal anlar yaşandı

 

ÇÖZÜM SÜRECİ TERÖRÜ BÜYÜTTÜ

Güncel terör olaylarına da değinen Erbaş, şöyle konuştu: “Bu her zaman böyledir. Eskiden de Şırnak’ı böyle taradılar dağıttılar. Olayların yüzde 99,9’u çözüm sürecinden sonra oldu. Oradaki insanlar devlete bağlı insanlardı. Çözüm süreci olunca ilgisiz, artist pek çok insandan akil heyetler seçtiler. Akil heyetler ve PKK dışında kimse konuşamadı. Olmaz bir süreç yaşandı. Tavizler verildikçe verildi. Hükümet silahları bırakacaksınız felan dedi. Örgüt ‘he he’ dedi. Ondan sonra ‘neden silah bırakıyoruz’ dediler. Devlete ‘siz işgalcisiniz’ dediler. Çözüm süreci boyunca milleti teslim aldılar. Şehirleri teslim aldılar. Tehdit ve zorluğa başvurdular. İnsanların morali bozuldu devlet bizi PKK’ya sattı diye düşündüler. İp koptu. Öz yönetim ilan ettiler. Bugünkü terör olayları ortaya çıktı. Beceriksiz iktidar yüzünden pek çok şehit verdik, vermeye devam ediyoruz. Bu noktadan sonra bölgenin geri kalmışlığının giderilmesi lazım. Terör sorunu bitinceye kadar savaşılması lazım. İş kangrene dönüştü.”

HÂLİD ŞEN merhabahaber.com

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.