İdealini Unutup, Aracı Amaç Edinmek

İdealizm; insanın herhangi bir fayda ve menfaat duygusundan arınarak, bir gaye uğruna yaşaması gerektiğine inandığı görüştür. Pragmatizm de; insanların fayda ve menfaat için yaşaması gerektiğine inandıkları görüştür.
Çevreme, hayata, cemiyete bakıyorum. Olup bitenleri tahlil etmeye çalışıyorum. Yaptığım tahlil sonucunda; Fransız sosyolog Gustave Le Bon’un sözü aklıma geliyor:
“-İnsanlar idealleri için, hayvanlar ise menfaatleri için mücadele ederler.”
Aslında her insan idealist doğar veya en azından belli bir yaşa, makama yahut ekonomik güce ulaşıncaya kadar idealisttir. Sonrası için aynı şeyleri söyleyemem. İdealler unutulur, vicdanın yerini cüzdan alır.
Mesela beş on idealist insan bir araya gelip bir gazete çıkarmaya karar veriyorlar. Hedefleri; insanları, özellikle de gençleri zararlı fikirlerden korumak, onlara doğruyu göstermek, hak, hukuk, adalet, birlik beraberlik, hoşgörü gibi insani değerler aşılayabilmektir.
Bu iş için önce yakın çevreden işe başlanır. Birkaç yıl bu minval üzere gidilir. Alan memnun, veren memnundur. Derken idealistlerin gözleri açılmaya başlar. Davanın daha iyi anlatılabilmesi için gazetenin yanında bir de televizyon olması gerektiği kanaatine varılır. Artık çember genişlemiştir. Televizyona olan ihtiyaç, taraftarlara çok veciz bir şekilde anlatılır. Yeni televizyonun, diğer televizyonlarla olacak farkı birer birer anlatılır. Bir televizyon kanalı, bir yayınevi kuruluverir.  Yeni kurulan başka müesseselerde birbirini takip eder. Halka genişledikçe genişler. Davaya kimi eliyle, kimi diliyle, kimi de malıyla hizmet etmektedir.
Bu fotoğrafa bakınca insanın duygulanmaması elde değildir. Çünkü bir ideal için insanlar bir araya gelmiş, ideali gerçekleştirmek için, kimi diliyle, kimi malıyla, kimi de eliyle çalışmaktadır.
Bir ideal için bir araya gelen insanların ideali, zamanla o müessesenin problemleri içinde kaybolup gider. İdeal uğruna o müesseseyi en iyi yapmak gerekirken, müesseseyi en iyi, en başarılı yapma, bizzat ideal haline gelir ve bu da zamanla insanı, vasıtayı gaye haline getirmeye, hatta gaye uğruna her vasıtayı meşru görmeye götürür.
Gaye uğruna her vasıtayı meşru görmek… Bir ideal için yola çıkan insanımızın kaçı bunu iyi tahlil edebiliyor? Mevcut televizyonlara, gazetelere, holdinglere, yerel yönetimlere, siyasi partilere, sivil toplum kuruluşlarına şöyle bir bakıyorum ve düşünüyorum! Acı ama gerçek! Bir ideal uğruna yola çıkan, sonra idealini unutup araçları amaç haline getirerek, cüzdanlarını doldurmakla meşgul nice tanınmış simaları görüyorum.
Anlatmaya çalıştıklarım gayet açık! Kapalı konuşmuyorum! Altını çizerek Gustave Le Bon’un sözünü tekrar hatırlatıyorum:
“-İnsanlar idealleri için, hayvanlar ise menfaatleri için mücadele ederler.”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi