Hüseyin Saydam: Milli Görüş ve Saadet Partisi Türkiye'nin Teminatıdır

Hüseyin Saydam: Milli Görüş ve Saadet Partisi Türkiye'nin Teminatıdır

Siyasi partilerin Konya'daki il başkanları; fikirlerini, siyasi görüşlerini, şehrin sorunlarını ve çözüm önerilerini bugün Merhaba Gazetesi “Siyasetin Nabzı” sayfaları için kaleme aldı.

Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam'ın yazısı şu şekilde:

Milli Görüş, Saadet Partisi Türkiye'nin Teminatıdır

2021 yılına girdik. Yeni yılın ülkemize, milletimize, hayırlar getirmesini niyaz ediyorum.

51 yıl bitti. 52. yıla girdik. Bundan 51 yıl önce Merhum Erbakan Hocamız hem ülkemiz hem İslam Dünyası hem de dünyadaki sömürü ve zulüm düzenini görmüş ve buna dur demek üzere şehrimiz Konya'dan işe koyulmuştu. Hocamız buradan ilk olarak bağımsız milletvekili olarak seçilmiş, sonrasında sırasıyla MNP, MSP, RP, FP ve en son da Saadet Partisini kurarak (Erbakan Hoca vefat ettiğinde Saadet Partisi Genel Başkanı idi) yoluna çıkarılan engelleri aşmaya çalışmıştır.

 

Milli Görüş Hareketi Konya da doğdu. Konyalılar sahip çıktı. Tabi ki Erbakan Hocamızla beraber hareket eden, ona sahip çıkan ilklerden büyüklerimizin bir çoğu da Konya’da idi. Son dönemde, bu pandemi döneminde bu büyüklerimizden kaybettiklerimiz oldu. En son Ali Güneri Amcamızı 3 gün önce (01.01.2021) tarihinde kaybettik. Nazmi Çillioğlu, Halil İbrahim Dağ, Bahattin Koçak, Osman Can, Mustafa Can gibi 1. nesilden sayılacak büyüklerimiz bu dönemde vefat etti. Allah hepsinden razı olsun. Allah başta Erbakan Hocamız olmak üzere tüm geçmişlerimize rahmet etsin. Diğer büyüklerimize de hayırlı uzun ömürler versin.

Geçmişte şehrimiz hocamıza ve onun davasına sahip çıkmış hem ülkemiz hem de dünyada dönen dolapları bir nebze olsun geciktirmiştir. Bu düzeni kuran veya kurmaya çalışanlarda boş durmamış, yapılan hamlelere karşı yeni hamleler geliştirmiş, insanımızı ve diğer coğrafyada olan Müslümanları kandırmayı başarmış ve son 20 yılda işgallerini (toprak, zihin, fikir, ahlak, finans, eğitim, ziraat vb) her yönüyle gerçekleştirmişlerdir.

Milli Görüş ilk çıkış noktasında ne diyordu? Şu anda ne haldeyiz? İlk çıkış noktasında Önce Ahlâk ve Maneviyat demiştik. Çünkü ahlak olmadan hiç bir şeyi hiç kimse düzeltemez ve düzeltemeyecektir. Polisiye tedbirler toplum huzurunu istenilen manada sağlayamayacaktır. Nitekim bugün örneklerini çokça görmekteyiz. Yasadan, cezadan korkmayan insanlar yine toplumun huzurunu bozmaya devam etmektedirler. Olan dürüst, namuslu, kanundan yasadan korkan insanlara olmaktadır.

Yine ilk çıkış noktasında ortaya konan ve bugün hâlâ söylemek durumunda kaldığımız “Şahsiyetli Dış Politika" da bu prensiplerimizden bir tanesi. Millet olarak yüzlerce yıl, 3 kıtada idaremiz altında bulunan onlarca tebaaya hak ve adaletle hükmetmiş bir ecdadın torunlarıyız. Erbakan Hocamız buradaki uygulamaları görmüş ve yanlış olduğu için de bunu değiştireceğiz demiştir. Bugün ABD ve AB kendi içişlerimizle ilgili, veya savunma sanayimizle alakalı açıklamalar yaparak bizim nasıl hareket edeceğimize ilgili yön vermeye çalışmaktadırlar. Bütün bunlara rağmen ABD vazgeçilmez müttefik, AB vazgeçilmez, olmazsa olmaz birliktir.

Faiz dünyadaki en büyük sömürü aracı. Dünyaya yön vermeye çalışanlar, kendilerince bir sistem kurmuşlar, bir takım süslü laflarla toplumları kandırmayı başarmışlar ve faize dayalı bir ekonomik sistem geliştirmişler. Bu sistem üzerinden bütün bir dünyayı sömürmekteler. İşte bu noktada da Erbakan Hocamız bunun bu şekilde olamayacağını ve mutlaka bu sömürü düzeninin değişmesi gerektiğini Adil Düzen’in kurulması gerektiğini ve gereklerini ortaya koymuştur.

Buna bağlı olarak, üretmemiz gerektiğini, istihdam oluşturarak insanımızın bir işi olması gerektiği, ekonomisinin iyi durumda olması gerektiği, insanımızın insanca kimseye boyun eğmeden, el açmadan, şahsiyetiyle yaşaması gerektiği ve çözüm yolları ortaya konulmuştur. Ağır Sanayi Hamlesi gerçekleştirilmiş, 1970 li yıllarda bizim iktidar ortağı olduğumuz yıllarda teknolojiye yatırım yapılmış (Aselsan, Tusaş, Roketsan, Taksan, Tümosan) gibi fabrikalar kurulmuştur. Türkiye’nin bir çok yerinde binlerce insanımızın çalıştığı, iş bulduğu organize sanayi bölgeleri bizim eserimizdir. Bugün 2000 li yıllarda kısmen hayata geçirilebilen hızlı tren projeleri Milli Görüş projeleridir. O gün projeleri çizilen daha bir çok sanayi kuruluşu, sanayi yolları, otoyollar aradan 40 yıl geçmesine rağmen hâlâ büyük bir kısmı yapılmamıştır.

 

Hâlâ faiz; sömürü düzeni olarak vatandaşı sömürmeye, bir avuç mutlu azınlığı mutlu etmeye devam etmektedir. Hâlâ zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapan ekonomi politikaları uygulanmakta ve bunun sonucunda gelir dağılımı adaletsizliği artmaktadır. Hâlâ vatandaşımız kur, faiz, enflasyon çarkları arasında ezdirilmeye devam etmektedir. Hâlâ üretim ve istihdam üzerine herhangi bir yatırım yapılmamaktadır. Ne zaman biteceği belli olmayan sokağa çıkma yasaklarının olduğu şu pandemi döneminde bile, neredeyse her vilayete millet bahçeleri yapılmakta, işsizliğin yüzde 12- yüzde13 lerde, genç işsizliğin yüzde 24 lerde olduğu; fabrika yapılırsa binlerce kişinin iş bulacağı milyon metrekare alanlar üzerine cezaevleri yapılmaktadır. Bugün ülkemizde milli menfaatlerimize, inancımıza, örf ve adetlerimize uymayan bir takım kanun ve yasalar çıkarılmaya devam etmektedir. Aileyi bozan İstanbul Sözleşmesi, Gıda Güvenliğimizle ilgili ne yiyip ne içeceğimizi bilmek için bile sorgulayamayacağımız yasa (geçmedi ama hazırda tutuyorlar), en son çıkarılan Kitle İmha Silahları ve Finansman Sağlanması Yasası (adına bakınca masum duruyor ama içeriği tamamen küresel vampirlerin işine yarayan) vb. yasalar çıkarılmaya devam ediyor. Yani anlayacağınız 50 yıldır hiç bir şey değişmemiştir.

Belli dönemlerde yerelde ve genelde iktidarda olduğumuz zamanlarda kısmen düzeltmiş olsak da, milletin değil de kendi menfaatleri peşinde koşanlar ülkeyi, insanımızı yine aynı düzeye getirmişlerdir. Yine borç, yine zam, yine vergi, yine israf. Yine dünyanın dört bir tarafında Müslümanlar sahipsiz. Filistin’de, Gazze’de, Suriye’de, Yemen’de, Irak’ta, Afganistan’da, Arakan’da, Doğu Türkistan’da bizim kardeşlerimiz hala ölmeye devam etmekte, sağ kalanlar ise ölmekten beter yaşamaya devam etmektedirler.

Netice olarak büyüklerimiz elinden geleni yaparak, nöbeti sonuna kadar tutarak bayrağı bizlere teslim ettiler. Yukarıda ifade ettiğim kısmıyla biraz yol kat eder gibi görünsek de aslında yine yolun başındayız. Bize göre Milli Görüş umdeleri yerine gelmediği gibi birileri istismar ederek, yapıyormuş gibi yaparak, hiç bir şey yapmamışlar Milli Görüş Hareketini sabote etmişlerdir. İyi şeyler olacağını zannedip takılan abilerimiz, kardeşlerimiz olmuştur. Ama bugün her şey ortaya çıkmıştır. Olanlar olmuştur. Geçmişe takılıp kalacak değiliz. Şimdi muhasebe zamanı, şimdi aklımızı başımıza toplama zamanı, şimdi düşünme zamanıdır. Şimdi tekraren davamıza sahip çıkma zamanıdır.

Hepimiz faniyiz, hepimiz öleceğiz. Büyüklerimiz vefat etti, ama fikirlerini savunan, davasına sahip çıkan binlerce genç var. Bu nöbeti devam ettireceğiz. Herkes müsterih olsun. Saadet Partisi “Türkiye'nin Teminatı” dır. Bütün zorluklara, bütün engellemelere rağmen yukarıda bahsettiğim, ilk günkü sahip çıktığımız değerlerimiz neyse, yine o değerlere sahip çıkacağız. Allaha emanet olun.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.