Hüseyin Saydam: Büyükşehir Yasası’ndan Memnun Musunuz? 

Hüseyin Saydam: Büyükşehir Yasası’ndan Memnun Musunuz? 

Siyasi partilerin Konya’daki il başkanları; siyasi görüşlerini, fikirlerini, şehrin sorunlarını ve çözüm önerilerini Merhaba Gazetesi “Siyasetin Nabzı” sayfaları için kaleme aldı.

Saadet Partisi Konya İl Başkanı Hüseyin Saydam

Büyükşehir Yasası’ndan Memnun Musunuz? 

 

Keşke şu anki büyükşehir belediye başkanımız partisinden istifa etse; ya bağımsız olsa yada muhalefete geçse. Bir de ondan dinlesek büyükşehir yasasının zorluklarını arızalarını, sıkıntılarını. Belediyeliğini kaybetmiş kasabaların vatandaşından dinlemek lazım sistemin nasıl arıza verdiğini. Koskoca bir kasabanın nasıl koskoca bir köye dönüştüğünü.

 

Değerli hemşehrilerim, kıymetli okurlar. Hepinizi hürmetle muhabbetle selamlıyorum. Hepinize sağlıklı, huzurlu, mutlu günler diliyorum.

Hepimizin malumu yöneticilerimizi hem ülkemizi hem de şehirlerimizi en iyi şekilde idare etsinler diye bizler seçiyoruz. Bir önceki dönem iyi yönetemediğini düşündüğümüz yöneticiler varsa önümüze gelen ilk sandıkta değiştirip yerine yenilerini seçiyoruz. Ne adına? Daha iyi yönetsinler. Daha müreffeh yaşayalım. Kaynaklarımızı, vergilerimizi heba etmesinler, problemlerimizi çözsünler diye.

Ancak ülke olarak biz nedense neredeyse 1 asırdır aynı problemlerin etrafında dönüp duruyoruz. Hatta problemleri çözmek şöyle dursun, çözeceğiz diye gelen iktidarlar vatandaşın problemini daha da çıkmaz hale getirip, kendileri ise iktidar nimetlerinden faydalanıp, sonra da öylece bırakıp gidiyorlar. Gelenin de ilk söylediği “enkaz devraldık” sözü oluyor.

Gün itibari ile yine aynı şeyleri yaşıyoruz hep birlikte. Düşünce özgürlüğünün olmadığı, insanların işsiz kalma, işini kaybetme, iş bulamama korkusuyla, gerçek fikirlerini söyleyemediği, korkuyla yaşadığı, problemlerini bile dile getiremediği bir dönemi yaşıyoruz.

Teknoloji, iletişim çağında olmamıza ve iletişimin çok hızlı olmasına rağmen, bir çok yazılım ve program altyapısı oluşturulmasına rağmen, çok devasa adliye sarayları yapılmasına rağmen maalesef gittikçe hantallaşan, geciken, siyasallaşan ve haliyle adalet dağıtamayan bir adalet sistemi oluştu.

Hem tarımsal hem de sanayi gelişimini tamamlayıp üretimi artırmak, teknoloji ve enerji yatırımlarını artırmak, katma değerli ürünler üretmek, kaynaklarımızı artırmak, borç almadan kendi kaynaklarımızda büyümek, istihdamı artırıp, işsizliği bitirmek, vergi yükünü azaltmak, insanımızın hem ekonomik hem sosyal refahını artırmamız gerekirken bugün neyi konuşuyoruz? Borç, zam, faiz, vergi, işsizlik, hayat pahalılığı, geçinememe vs. Yaşı yetenler hatırlayacaktır. 20 yıl önce de, 30 yıl önce de, 40, 50, 60 yıl önce de aynı meseleleri konuşuyordu bu ülke.

Bundan 20 – 30 yıl önce birçok konuda kendi kendimize yetebilen nadir ülkelerden biri iken şimdi en basit ürünler bile ithal edilir hale geldi. Buğday ithal ediyoruz, canlı hayvan ithal ediyoruz, et ithal ediyoruz,  peynir ithal etmişiz. Sacı, demiri, alüminyumu, plastiği. Samanı, hayvan yemini ithal ediyoruz. Hatta çöpü bile ithal ediyormuşuz.

Eğitimi konuşmaya gerek bile görmüyorum. Çocuklarımıza ne ile ilgili eğitim vermişlerse, ihtisas alanı ne ise özellikle o konuyla ilgili cahil bırakıldı.

Sağlık eski bildiğiniz gibi. Paranız varsa özel hastanelerde önceliğiniz var. Yoksa hastanede sıra beklemiyorsunuz. Sıranızı evde bekliyorsunuz. Katkı payları, kesintiler, ödenenler, primler, hazine garantileri. Sağlıkta en iyi yapılan şey algı. Algı her alanda yaygın ama sağlıktaki gibi etkili değil.

Bundan 50 yıl önce BOP planı  komplo teorisi olarak görülürken bugün BOP planı neredeyse tamamlanmak üzere. Önceden Irak, Suriye, Libya diye komşu ülkelerimiz varken, bugün Amerika ile, İsrail ile, Almanya, Fransa, İtalya, Rusya ile komşu olduk. Bir meselemiz olursa onlarla masaya oturuyoruz. Onlarla konuşuyoruz.

Tarımda uygulanan yanlış politikalar tarımsal üretimimizi baltalıyor. Kalkınmanın belli merkezlerde ve belli kişilerin elinde toplanması köylümüzü çiftçimizi yaşayamaz hale getirdi. Şu anda Konya’mızın  birçok köyünde, mahallesinde okul yok artık. Eğitim taşımalı. Bakkal yok. Doğru düzgün yol yok. Bakım yok. Köylerimiz boşalıyor. İnsanlarımız şehirlere göç etmek zorunda bırakılıyor. Haliyle şehirlerin yükü artıyor ve şehirler de yaşanamaz hale geliyor.

Güya ülke kalkınacak, pek çok problemimiz çözülecek, işlerimiz hızlı hallolacak diye vatandaş da ikna edilerek başkanlık sistemine geçtik. Sonuç ortada. Hükümet kendi zorlandığı işlerini hızlıca çözüyor. Ama vatandaşın işi çözümsüz hale, karma karışık hale geldi. Meclisin bir fonksiyonu kalmadı. Denetim mekanizması kalmadı. Şeffaflık yok. Şu anda icra makamında olan Bakanlıkların bile Cumhurbaşkanından habersiz bir adım dahi atamadıklarını görüyoruz. En ufak atama bile Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile oluyor. İşimizi kolaylaştıracak, problemlerin çözümünü hızlandıracak dediğimiz sistem işimizi daha da zorlaştırmıştır.

Bu kadar şeyi neden yazdım biliyor musunuz? Şunun için hem vatandaşın hem de yöneticinin işini zorlaştıran başka bir konu da Büyükşehir Yasası. Kanaatimizce bu yasa zaten derdi başından aşkın olan büyükşehirlerin işini daha da zorlaştırmıştır. Büyükşehir Belediyeleri merkezdeki işlerini doğru dürüst yapamazken bir de taşra sırtına binmiştir.

Taşradaki bir çok ilçe ve önceden belediyelik olup şimdi mahalle olan kasabalar hizmeti en son alabilmektedir. Gittiğimiz önceden belediyelik olan kasabalardan bir dokunup bin ah işitiyoruz. Eğer Büyükşehir belediyesi taşraya bir yatırım yapmaya kalksa bu sefer de merkezi aksattığını görüyoruz. Örnek olsun diye söylüyorum bugün Konya Büyükşehir Belediyemizin bazı taşra mahallelerimizin yollarını asfaltladığını basından görüyoruz. Bazı yerler bu hizmeti alabilirken diğer taraftan pek çok yer hizmet bekliyor. Mağdur ediliyor. Taşra hizmet alırsa merkez bekliyor. Merkez alırsa taşra bekliyor. Hem altyapı hem üstyapı için. Yetişemiyorlar. Bu hem vatandaş hem de belediye başkanı için zuldür. Bunlar basitçe bizim görebildiklerimiz. Daha bizim bilmediğimiz, göremediğimiz neler var bakalım?

Keşke şu anki büyükşehir belediye başkanımız partisinden istifa etse; ya bağımsız olsa yada muhalefete geçse. Bir de ondan dinlesek büyükşehir yasasının zorluklarını arızalarını, sıkıntılarını. Belediyeliğini kaybetmiş kasabaların vatandaşından dinlemek lazım sistemin nasıl arıza verdiğini. Koskoca bir kasabanın nasıl koskoca bir köye dönüştüğünü.

Ne üzerinden bakarsak bakalım eski düzenlerimizin bugünkünden daha iyi olduğu aşikardır. Yeni uygulanan hem başkanlık sistemi, hem de büyükşehir yasası problemleri çözecek derken işi daha da karmaşık hale getirmiştir. Bu yanlış gidişattan dönmek lazım. Atalarımız ne güzel söylemiş. Yanlışın neresinden dönersen kâr diye. Tabi ki iyi niyetlilerse. Vatandaşın problemini çözmek gibi bir dertleri varsa. Yok, vatandaşın ne halde olduğu önemli değil, bu yeni getirdikleri düzenden başka sonuçlar bekliyorlarsa o zaman başka. Selametle, sağlıcakla kalın.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum