Hat sanatı ahlakı güzelleştirir

Hat sanatı ahlakı güzelleştirir

Hattat Fatih Özkafa, “Hat sanatı, Kur'an'a dayanan bir sanattır. Kur'an-ı Kerim’i tek bir kelime ile özetleyecek olursak en uygun kelime “edep” olur herhalde. Allah'a karşı edep, kula karşı edep, kendine karşı edep.” dedi.

Arapça'da kelime anlamı olarak çizgi ya da bir satır yazı anlamına gelen 'hat' , bugün geleneksel Türk sanatları içerisinde çok seçkin bir yeri olan güzel yazı sanatıdır. İslam kültüründe yazıya verilen değer, hat sanatının üzerinde çokça durulmasına yol açmıştır. Hat sanatının da kendine has usta-çırak, hoca-öğrenci ilişkileri var. Eğitimi bir ömür süren hat sanatında hattat, 'icazet' ile diplomasını alıyor. Üniversitenin ilgili bölümünü bitiren bir öğrenci de olsa icazet alınmadan hattat yazının altına imza atamıyor. İcazetin resmi bir müeyyidesi yok ama köklü bir geleneğe dayanıyor.

Son yıllarda hat sanatına olan ilgi oldukça arttı. Pek çok üniversitenin güzel sanatlar fakültesi bünyesinde hat, tezhip gibi geleneksel Türk sanatları ile ilgili bölümler açıldı. Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü bünyesinde de hat eğitimi veriliyor. Bölümden mezun olarak, dünya çapında ödül almış pek çok hattat yetişti. SÜ Güzel Sanatlar Fakültesi, kazandığı başarılar ile Anadolu'nun en iyi güzel sanatlar eğitimi veren fakültelerinden biri oldu. SÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatih Özkafa ile hat ve hattatlığı konuştuk.

1.20150103141538.jpg

Küçük yaşlardan beri resme ve yazıya alakası olduğunu belirten Selçuk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk Sanatları Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fatih Özkafa, Fakültedeki öğrenciliği sırasında hat alanında usulüne uygun bir eğitim almak istediğini ve Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesi bünyesinde açılan Kültür Bakanlığı'na bağlı bir kurs vasıtasıyla 1994 yılında Hüseyin Öksüz’den hat dersleri almaya başladığını ifade etti.

20 yıldır hat sanatı ile iştigal eden Özkafa'nın pek çok ödülü bulunuyor: 2004 yılında IRCICA (İslam Konferansı Teşkilatı-İslam Tarih, Sanat ve Kültürü Araştırma Merkezi) tarafından düzenlenen Milletler arası hat yarışmasında sülüs dalında, 2010 yılında IRCICA'nın düzenlediği bir diğer Milletlerarası yarışmada ve 2012 yılında Albaraka'nın düzenlediği Milletlerarası hat yarışmasında yine sülüs dalında ödülleri bulunuyor. Ayrıca Birleşik Arap Emirlikleri Kültür Bakanlığı tarafından organize edilen Milletlerarası Mushaf Buluşmaları kapsamında 2011 (1432) yılı Ramazan ayında, Dubai’de yazılan Mushaf-ı Şerif’in 14. cüzünü, 2012 (1433) yılı Ramazan ayında 13. Cüzünü, 2013 (1434) yılı Ramazan ayında 11. cüzünü yazdı.

Son zamanlarda hat sanatı ile ilgili sevindirici gelişmeler yaşandığını belirten Özkafa, “Üniversitelerde hat ve tezhiple ilgili bölümler son 10-15 yıldır çoğalmaya başladı. Önceden sadece İstanbul'da vardı. Şimdi Anadolu'nun en iyi güzel sanatlar eğitimi veren fakültelerinden biri Selçuk Üniversitesi bünyesindedir. Mesela; mezun olmuş talebelerimizden, son yapılan milletler arası müsabakalarda dünya birinciliği, ikinciliği, üçüncülüğü gibi ödülleri alanlar var. Şu anda dünya çapında muhtelif ödüller almış 5 öğrencimiz var. Bu atölyelerde yetiştiler. Hedefimiz bunların sayısını arttırmaktır. Hat konusunda Türkiye'de İstanbul'dan sonra ilk akla gelen şehir Konya'dır. Yine İstanbul’dan sonra en çok hat meşk edilen, en çok hattatın, müzehhibin bulunduğu yer Konya'dır” dedi.

 

EĞİTİM ÖMÜR BOYU SÜRER

Hat sanatı eğitiminin kısa bir süreç olmadığını belirten Özkafa, şöyle konuştu: “Günümüzde hatta rık’a meşkiyle başlanıyor, el melekesi kazandırması için. Rık’a, Osmanlı'nın son döneminde günlük yazışmalarda kullanılan yazı idi. Asıl sanatlı yazılar sülüs, nesih, ta’lik gibi yazılardır. Rık’adan başladık; ardından sülüs nesih meşkettik ve 2002 yılında icazet aldık. Daha sonra divani ve celi divani meşklerini tamamlayıp ve ta’lik çalışmaya başladık. Bu anlattığım 20 senelik süreç, hat eğitiminin ne kadar uzun olduğunu da gösteriyor. Bu sanatla iştigal edenler hiçbir zaman oldum dememelidirler. Bu silsile bozulmadan devam edecekse bu anlayışla devam eder; gelişir. İcazet alınmadan imza atmak adaba aykırıdır. Usulen hattat hangi dalda icazet aldıysa o alanda yoğunlaşıp, o türdeki eserlere imza atar. İcazetin resmi bir müeyyidesi yok ama ciddi ve köklü bir geleneğe dayanıyor. Belki bu bakımdan ağırlığı, ehemmiyeti daha fazla. Fakülteyi bitirip de almış olduğu 4 yıllık fakülte diplomasını kendince icazet gibi görenler, altına imza atanlar olabiliyor. Biz bunları hoş karşılamıyoruz tabi; icazete kadar devam etmeleri gerektiğini ifade ediyoruz; fakat kolay yolu tercih edenler zaten piyasada fazla tutunamıyor.”

4-selatin.jpg

 

GAYE EDEBİ GÜZELLEŞTİRMEK

Hattan asıl maksadın ahlakı güzelleştirmek olduğunu söyleyen Özkafa, şöyle konuştu: “Hattı güzel olup da ahlaken problemli olan birine icazet vermek hiçbir hattatın içine sinmez. İcazet verecek olan kişinin buna da dikkat etmesi lazımdır. Edebi, ahlakı güzelleştirmek, sabır, azim, disiplin, hocaya bağlılık gibi meziyetler de meşk eğitimi esnasında öğretilmelidir. Bunlardan biri eksik olunca sanatkar eserine güzellikleri tamamıyla yansıtamaz. Hocanın yanında hem yazı güzelleşir, hem de gayret o yönde olursa ahlak güzelleşir. Eğer bunlardan biri eksik olursa tam manasıyla icazete layık olunamaz. Hat sanatında geleneksel olarak icazet alınmadan imza atılamayacağını ifade ettik. Bu imza yetkisini de başka bir hocadan icazet almış olan hoca verir. Mesela benim hocam Hüseyin Öksüz de Hamid Aytaç Hoca'dan icazet almıştır. Başta hocam olmak üzere başka üstadlardan da istifade etmişizdir. Prof. M. Uğur Derman, Mehmed Özçay, Osman Özçay, Davut Bektaş, Ali Toy gibi hattatları bu isimler arasında zikretmeliyim.”

ÜCRETLE DERS VERİLMEZ

Hoca talebe ilişkisinin ücrete bağlı olmadığını ve hat eğitimi için herhangi bir ücret alınmadığını belirten Özkafa, şöyle konuştu: “Bir kurs bünyesinde binanın muhtelif masrafları için ücret alınabilir fakat onun haricinde talebe doğrudan hocaya ücret ödemez. Bu işin ücreti, kendinden sonrakilere meccanen ders vermektir. Eğer hattatın başka bir mesleği, geliri yoksa, geçimini siparişlerle sağlayabilir; talebelere verdiği derslerden değil. Bilhassa son 5-10 yılda yazıya olan ilgi ciddi bir artış gösterdi. Bugün işini iyi yapan hiçbir hattat, müzehhip boş değil. Ama maalesef hocalarımızın hocaları bu sanatın hor görüldüğü yıllarda maddi, manevi büyük sıkıntılara göğüs gererek bu sanatları günümüze taşımışlardır. Onlara ne kadar minnet duysak, Fatiha göndersek azdır.”

SAYI DEĞİL NİTELİK ÖNEMLİ

Hat sanatında icazet almak zor olduğu için başlayıp da bırakanların sayısının çok fazla olduğunu söyleyen Özkafa, konuşmasının şöyle sürdürdü: “Bu işin tabiatı böyledir. Biz Fakülede her yıl ortalama 15 öğrenci mezun ediyoruz. 4 yıl içerisinde iyi bir eğitim alıp her sene birer iyi hattat, müzehhip çıksa bu kârdır. Gayemize ulaştık kabul ederiz. Yani sayı çokluğu mühim değildir. Bir şeye rağbet fazla olduğu zaman yozlaşma olabiliyor; niyetler de bozulabiliyor. İşin içine şöhret, para, itibar gibi hastalıklar girdiği zaman kemmiyetin fazla olması bir şey ifade etmiyor; keyfiyete bakmak lazımdır. Belki bir ömür boyu talebe yetiştirirsin ama bir kişiye icazet verirsin; veya birçok kişiye icazet verirsin de bir tanesi çok iyi hattat olur. İşte o zaman kendinden sonraki nesle bu sanatı aktarma görevini yerine getirmiş sayılırsın. Biz de kendimizden sonraki nesle bu sanatları doğru bir şekilde aktarmak için elimizden geleni yapıyoruz.”

3-kabe.jpg

Özkafa, hatta başlamak isteyen gençlere şunları tavsiye etti: “İyi bir sanatkâr olmak isteyen kimse, bu işi hayatının merkezine koymalı, her şeye bu gözle bakıp bunu bir hayat tarzı olarak benimsemeli. Boş zamanlarımı geçireyim vs. gerekçelerle devam ederse çok başarılı olamaz. Sebat, kabiliyet, teslimiyet, gayret, himmet… hepsi şart. Biri eksik olsa istenen hedefe ulaşılamıyor. Ayrıca, başlamak için geç kalmamak lazım. En geç lisede veya üniversite yıllarında meşke başlamak lazım ki yol katedilebilsin."

HÂLİD ŞEN - merhabahaber.com

 

hat.jpg

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.