Gözüme İlişenler

Bazı sabahları çevremdeki müsait cadde ve sokaklarda yürüyüş yapıyorum. Faydasını da görüyorum. Radyo ve televizyonlarda, hatta sağlıkla ilgili yüz yüze görüşmelerde uzmanların ve doktorların tavsiye ettikleri gibi ben de yürümeyi tavsiye ediyorum. Mümkün ise sabahları yürüyün.
Spor amaçlı veya sağlık problemlerinden kurtulmak için yürümeyi tavsiye ediyorlar da nerede yürüneceğini söyleyemiyorlar veya rahat yürünebilecek yürüyüş yolları olan bir park gösteremiyorlar. Yürüyelim ama nerede ve nasıl yürüyelim? Bendeniz sokaklar arasında yürürken gözüme ilişen boş arazilerin, bunların bir kısmı askeriyeye ait, burası ne güzel park olur diye düşünürüm. Kat karşılığı verilen arazilerde durmadan binalar yükseliyor. İlerde bu gidişle, bu şehirde yeşil alan kalmayacak ve park yapılacak müsait arazi de bulunamayacak. Meram bağlarını hoyratça yok ettiğimiz veya zevksizliğe kurban ettiğimiz gibi. Meram bağları artık türkülerde ve şarkılarda kaldı.
Benim sabahları yürüyüş yaptığım caddenin kenarına bir park yapmışlar. Çok geniş değil ama yürüyüş yolları da var. Nerede olduğunu bana sormayın. Yeri önemli değil. Önemli olan parkın şu andaki perişan hali ve komşusu sanayiye yakışmayan çirkin manzarası. Pislikten içerisine girilmiyor. O parkın mutlaka bir yapanı ve sorumlusu vardır. Konya’nın değişik yerlerinde böyle birçok park gösterilebilir. Bunları bizim gördüğümüz gibi bu işlerden sorumlu olan ve onun için maaş alan kimseler de elbette görürler. Ben şaşırıyorum ve anlayamıyorum. Bir sorumlu veya işi o olan kimse o parkın terk edilmiş halini görür de ertesi günü neye onası pırıl pırıl ve tertemiz olmaz acaba? O parkı gören ilgili sabaha kadar nasıl uyur veya sabah kalkar kalkmaz ilk işi hemen o parkın güzelce temizlettirilmesini sağlamak olmaz. Sevgili okuyucularım ben merak ediyorum, sis merak etmiyor musunuz veya yeri geldiği zaman ilgililerden sormuyor musunuz?
Şehri idare edenler de haklı; Şeb-i Arus törenlerine gelenler ve Başbakan nasıl olsa parkın yanından ve yakınından geçmeyecekler. Bu duruma göre olduğu halde kalmasında ve beklemesinde bir sakınca yok.
Yürürken eksoz kokusundan ve gürültüden uzak olmak için tenha yerleri tercih ediyorum. Tenha yerlerde de bazı enterasan şeylere de rastlamak mümkün oluyor:
Tiren yolunun üzerinden geçen üst geçide yaklaştıkça kulağıma sesler gelmeye başladı. Yanlarına yaklaşınca konuşanların okuldan kaşmış oyduklarını tahmin ettiğim üç kız bir erkekten oluşan bin öğrenci grubu oldukları anlaşılıyordu., Çok neşeli idiler ve sesleri oldukça gür çıkıyordu. Neye bu kadar neşeli olduklarını anlayamadım. Gerçi onları bu halde orada ilk defa görüyordum.
Acaba; okulu astıkları ve dersten kurtuldukları için mi, gözden ırak kuytu bir yer buldukları için mi, öğretmenlerinin ve arkadaşlarının kendilerini merak etmeleri onlara çok romantik geldiği ve bir macera kokusu olduğu için mi, böyle sık sık dersten kaçıp başlarına hiçbir iş gelmediği ve nerede oldukları idarece sorulmadığı için mi, yoksa imtihanları vardı da kağıtları erken verip biraz hava almak için dışarı çıktıkları için mi, bu kadar sevinçliler? Doğrusu anlayamadım.
Hem yürüyorum, hem de bunları düşünüyorum. Yarım saatlik bir yürüyüşten sonra oradan tekrar geçerken aynı öğrencilerin, aynı yerde ve aynı şekilde şakalaşarak konuştuklarını gördüm. Ellerinde bir de fotoğraf makinesi vardı, durmadan resim çekiyorlardı. Anne ve babaların sabahleyin okula teslim ettikleri çocuklar bunlar. Acaba okul idaresinin veya öğretmenlerinin talebelerinin bu hallerinden haberleri yok mu? Hani yol üzerindeki parkın halinden haberleri olmayan idareciler gibi. Keşke bunlar benim gözüme takılmasa, ama takılıyor işte.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi