Gitmek mi Kalmak mı?

Radyodan nihavent bir şarkı yayılıyordu boş eve. Duvarlara çarpıp yankılanan sesleri yudum yudum içiyordu kahramanımız. Elinde tükenmeye yaklaşan bir tükenmez kalem ve zehrini akıttığı bir kâğıt vardı. İstem dışı geziniyordu kalem kâğıtın üzerinde. Noktalama işaretlerini, yazım kurallarını dikkate almadan yazıyordu. Harfler birer kuyruklu yıldız gibi kayıyordu kâğıda. Kâğıt bitmek üzereydi. Sona yaklaşmıştı. Noktayı koymalıydı. Son cümlesini de yazdı. “Gidiyorum.”

Son bir kez daha okudu. Dikkatlice katladı. Radyonun yanına bıraktı yavaşça. Ajanslar başlamıştı. Memleket çalkalanıyordu ama onun umrunda bile değildi. Yine de “Esen kalın.” Demişti haberleri sunan kadın. Denerim gibi bir cümle fırladı dudaklarının arasından. Odanın orta yerinde bomba gibi patladı. Enkaza dönüp bakmadı bile. Kapı arkasından ağlayarak kapandı. Merdivenler piyano tuşlarına dönmüştü. Üstüne bastığı tuşlar hüzünlü bir ezgi oluşturuyordu. Es vermedi. Eze eze geçti hepsinin üzerinden.

Sokağa kendini zor attı. Bir an arkasına dönüp bakmak geçti içinden. Yap(a)madı. Kaldırım taşına eziyet olmuştu bu. Hayatın bütün ağırlığı omuzlarında o ise kaldırımın üzerinde birkaç saniye durmuştu. Bu birkaç saniyede o evde yaşadıkları aklının ucuna bile gelmemişti düşünülenin aksine. Hızlı adımlarla yoluna devam etti. Aklında bir sürü düşünce. Ne yapacaktı şimdi? Nereye gidecekti? Alt sokaktaki otobüs durağına getirdi ayakları onu. Beklemeye ve etrafı seyretmeye başladı.

Bir koşuşturmaca vardı. İnsanlar bir yere yetişmek için yarış içindeydiler. Buna şaşırmamıştı tabi ki. Biliyordu böyle olduğunu. İnce ince süzülen yağmurun bunda etkisi olup olmayacağını düşündü, sonra vazgeçti. Güneş ya da bir iki tutam yağmur fark etmezdi ki. Bugün başka bir şey vardı insanlarda. Mutlulardı. Kendilerinden beklenmeyecek derecede gülüyorlardı. O mutsuzdu ya artık herkes mutluydu sanki. Gülücükleri ok gibi saplıyorlardı yüreğine adeta. Hâlbuki buraya gelene kadar içinde hüzün yoktu. Durak mahvetti onu. İlk gelen otobüse binmeye karar verdi.

Bakmadı otobüsün nereye gittiğine. En arkada boş bir koltuk buldu ve oturdu. Farlara yenik düşmüştü şehrin yolları. Karanlık bir çocuğun ellerinden tutup parka oyun oynamaya gitmişti sanki. Herkes bir yere gidiyordu zaten. Kimisi planlı kimisi plansız. Gerçi benim gibisi var mı ki diye düşündü? Belki deyip dudak büktü. Tam o sırada acı bir fren sesi otobüsün camını kırıp içeriye dalmıştı. Sonrasında çığlık çığlığa bir ambulans kadraja girmişti. Gerisini tahmin etmek zor olmasa gerek. Otobüs şoförü de böyle düşünecek ki yolumuza devam etmiştik. Bir bebek manzarayı görmemesine rağmen hüzünlenmiş ve ağlamaya başlamıştı. Türlü sevecenliklerle otobüs halkı çocuğu normale döndürmeye çalışıyordu. Kahramanımız kalktı yerinden. Çocuğun yanına gitti. Sadece baktı. Çocuk susmuştu. Birkaç saniye bakıştılar öyle. Gözünde ne görmüştü de sesi çıkmaz olmuştu? Şimşekler çaktı kafasının içinde. Hemen düğmeye bastı inmek için.

Hiçbir şey düşünmüyordu artık. Sadece geri dönüyordu. Geldiği yolu tekrar yürüyerek, söylediklerini içine sindirerek, bütün ihtimallere rağmen geri dönüyordu. Yol uzadıkça uzuyordu. Kafasında hiçbir düşünce yoktu artık. Sadece geri dönme düşüncesi vardı aklında. İşte yaklaşıyordu. İlk günkü heyecan vardı kalbinde. Sokağa girdi. Kaldırımları selamladı. Sokak lambası hazır ola geçti onu görünce. Evin önüne geldi. Bir adet kedi karşıladı onu. Pisipisi dememesine rağmen sırnaşmaya başladı. Belki bu yüzden geri döndü? Çocuğun yüzünde bunu gördü. Bilemedi. Bilmek istemedi.

Merdivenleri ağır ağır çıktı kahramanımız. İlk kez geliyormuş gibi her katta durakladı, kapı numaralarına baktı. Son kata geldi, durdu. Duraklamasının nedeni farklıydı. Gitmek ile kalmanın arasında kalmıştı şimdi. Bir adım kaderini belirleyecekti belki. Kararını verdi içeri girdi. Her şey bıraktığı gibiydi. Gerçi daha iki saat olmuştu gideli. Sokak lambasının ışıttığı odaya doğru yürüdü. Radyoyu açtı. Hemen yanında duran kâğıdı aldı ve son cümleyi karaladı, şunu yazdı: Hiçbir yere gitmiyorum, buradayım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi