Gazeteci Her Zaman Gazetecidir
Yayınlanma:
Üç ay önce bir mecliste sohbet ediyorduk. Bir ara bana dönerek “Sen muhalefet yapan gazetede yazıyorsun” diye bir söz söylemek istedi dostumun biri. Fakat ağzının payını da hemen aldı. Bir gazeteci her zaman gazeteci olduğunu, gazetecinin tarafsız olması gerektiğini ifade ettim ve ona güzelim bir şekilde gazetecilik dersi verdim.
Merhaba Gazetesi’nde yaklaşık sekiz yıldan beri yazı yazmaktayım. Bir günde bana başta gazetenin imtiyaz sahibi Mustafa Arslan veya yazı işlerinden hiç birisi gelip de “şunu övmüşsün, şunu yermişsin, şunu öv, şunu yer” demediklerini de hemen oracıkta söyledim uzun uzun. Gazetenin yayın politikasına bir yazarın müdahale etme imkanının olmadığını o gazetenin yayın politikası olduğunu ki, Merhaba Gazetesi’nin hiçbir zaman muhalefet yapmadığını veya yapmamaya özen gösterdiğini, eğer gönderilen haberin haber değerinin olmadıysa onun gazetenin daha küçük görme şansının olduğunu, haberin haber değerinin büyük görüyorsa, içinde reklam kokmuyorsa onu pekala manşetten veya daha büyük şekilde vereceğini de izahını yaptım. Gazeteyi de hiç kimsenin kendi kişisel çıkarları için kullanamayacağını vurguladım ve rahmetli Nezih Demirkent’ten bir örnek verdim.
Nezih Demirkent Genel Yayın Müdürü olarak çalıştığı gazetede bir yıldırım servisi kurmuştu. Yapılması gereken veya yapılmadığı olayları bu yıldırım servisten duyurmak, halka daha iyi hizmet etmek amacını taşıyordu. Bir gün bu sütunu yönetenler bir haber yazmışlar ve Nezih Demirkent’in annesinin de bu sokakta oturduğunu söylemişler. Ertesi günü Nezih Bey o sütunu hazırlayan arkadaşlara iyi bir fırça atmış ve benim ismimi annemin o sokakta oturduğunu neden yazdınız, beni kullandınız demiş.
İstanbul basınına ilk adımımı ben Milliyet Gazetesi ile attım ve uzun yıllarda bu gazetenin Konya temsilciliğini yaptım. Spor Müdürü Namık Şevik koyu bir Fenerbahçeli olduğunu gazetesine yansıtmamaya çalıştı. Yine rahmetli Şükrü Gülesin’de koyu bir Beşiktaşlı idi. Allah Rahmet eylesin Baba Gündüz Kılıç da koyu bir Galatasaraylı idi. Hiç birisi taraflı hareket etmezler, objektif davranmaya çalışırlardı gazetede. Çok kez Gündüz Kılıç ile Konyaspor ve Konya İdmanyurdu maçlarına beraber gittik, birlikte maç izledik. Bir günden bir güne bana hangi takımı tuttuğumu sormadı. Sabah Gazetesi’nin başyazarı Mehmet Barlas aynı zamanda NTV’de Yorum Farkı’nı sunmaktadır. Emre Kongar ile kıyasıya bir fikir alış verişinde bulunmaktadır. Bu onun tarafsızlığını bozuyor mu? Bana göre bozmuyor ve kamuoyu bir gazetecinin tarafsız olduğunu en azından görme fırsatı bulmaktadır. Mehmet Barlas bir başka gün bir başka kanalda görüşlerini düşüncelerini gözlemlerini de aktarabilir. Bunu bizim toplumumuz öğrenmelidir.
Bana gelince ben, Merhaba’da yazıyorum. Memleket Gazetesi’nde de yazıyorum. Bu iki gazetede yazdığımı her iki gazetenin yöneticileri de biliyorlar. Zira ben birinde yazdığımı diğerinde yazmıyorum, ayrı ayrı konular işliyorum ve ayrı bir görüş bildiriyorum. Bu da benim tarafsız olduğumu gösteren en büyük kanıttır.
Konya Ticaret Odası’nın her ay yayınladığı İpek Yolu Dergisi’ne yazı yazıyorum. Sanayi Odası veya Ticaret Borsası da yazı yazmamı istese onlara hayır mı diyeceğim. O kurumların yayınlarına da yazmalıyım tarafsız ve yansız bir şekilde.
Gazeteci-yazar her zaman yazmalıdır.
Merhaba Gazetesi’nde yaklaşık sekiz yıldan beri yazı yazmaktayım. Bir günde bana başta gazetenin imtiyaz sahibi Mustafa Arslan veya yazı işlerinden hiç birisi gelip de “şunu övmüşsün, şunu yermişsin, şunu öv, şunu yer” demediklerini de hemen oracıkta söyledim uzun uzun. Gazetenin yayın politikasına bir yazarın müdahale etme imkanının olmadığını o gazetenin yayın politikası olduğunu ki, Merhaba Gazetesi’nin hiçbir zaman muhalefet yapmadığını veya yapmamaya özen gösterdiğini, eğer gönderilen haberin haber değerinin olmadıysa onun gazetenin daha küçük görme şansının olduğunu, haberin haber değerinin büyük görüyorsa, içinde reklam kokmuyorsa onu pekala manşetten veya daha büyük şekilde vereceğini de izahını yaptım. Gazeteyi de hiç kimsenin kendi kişisel çıkarları için kullanamayacağını vurguladım ve rahmetli Nezih Demirkent’ten bir örnek verdim.
Nezih Demirkent Genel Yayın Müdürü olarak çalıştığı gazetede bir yıldırım servisi kurmuştu. Yapılması gereken veya yapılmadığı olayları bu yıldırım servisten duyurmak, halka daha iyi hizmet etmek amacını taşıyordu. Bir gün bu sütunu yönetenler bir haber yazmışlar ve Nezih Demirkent’in annesinin de bu sokakta oturduğunu söylemişler. Ertesi günü Nezih Bey o sütunu hazırlayan arkadaşlara iyi bir fırça atmış ve benim ismimi annemin o sokakta oturduğunu neden yazdınız, beni kullandınız demiş.
İstanbul basınına ilk adımımı ben Milliyet Gazetesi ile attım ve uzun yıllarda bu gazetenin Konya temsilciliğini yaptım. Spor Müdürü Namık Şevik koyu bir Fenerbahçeli olduğunu gazetesine yansıtmamaya çalıştı. Yine rahmetli Şükrü Gülesin’de koyu bir Beşiktaşlı idi. Allah Rahmet eylesin Baba Gündüz Kılıç da koyu bir Galatasaraylı idi. Hiç birisi taraflı hareket etmezler, objektif davranmaya çalışırlardı gazetede. Çok kez Gündüz Kılıç ile Konyaspor ve Konya İdmanyurdu maçlarına beraber gittik, birlikte maç izledik. Bir günden bir güne bana hangi takımı tuttuğumu sormadı. Sabah Gazetesi’nin başyazarı Mehmet Barlas aynı zamanda NTV’de Yorum Farkı’nı sunmaktadır. Emre Kongar ile kıyasıya bir fikir alış verişinde bulunmaktadır. Bu onun tarafsızlığını bozuyor mu? Bana göre bozmuyor ve kamuoyu bir gazetecinin tarafsız olduğunu en azından görme fırsatı bulmaktadır. Mehmet Barlas bir başka gün bir başka kanalda görüşlerini düşüncelerini gözlemlerini de aktarabilir. Bunu bizim toplumumuz öğrenmelidir.
Bana gelince ben, Merhaba’da yazıyorum. Memleket Gazetesi’nde de yazıyorum. Bu iki gazetede yazdığımı her iki gazetenin yöneticileri de biliyorlar. Zira ben birinde yazdığımı diğerinde yazmıyorum, ayrı ayrı konular işliyorum ve ayrı bir görüş bildiriyorum. Bu da benim tarafsız olduğumu gösteren en büyük kanıttır.
Konya Ticaret Odası’nın her ay yayınladığı İpek Yolu Dergisi’ne yazı yazıyorum. Sanayi Odası veya Ticaret Borsası da yazı yazmamı istese onlara hayır mı diyeceğim. O kurumların yayınlarına da yazmalıyım tarafsız ve yansız bir şekilde.
Gazeteci-yazar her zaman yazmalıdır.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.