Fevzi Sevimli: Aynı Gemide Fakat Farklı Yerlerde

Fevzi Sevimli: Aynı Gemide Fakat Farklı Yerlerde

Siyasi partilerin Konya’daki il başkan yardımcıları; fikirlerini, siyasi görüşlerini, şehrin sorunlarını ve çözüm önerilerini Merhaba Gazetesi “Siyasetin Nabzı” sayfaları için kaleme aldı.

Gelecek Partisi Konya İl Başkan Yardımcısı Fevzi Sevimli'nin yazısı şu şekilde:        

Aynı Gemide Fakat Farklı Yerlerde
Merhabalar,
Öncelikle “Benden olmayan sussun” siyasetinin yapıldığı, en ufak bir eleştirinin bırakın halkı, kendilerince bile duyulmasını istenmeyen, ekranların karartıldığı, insanların sindirildiği bu dönemde sessizlerin sesi olup sesimizi duyuran Merhaba Gazetesi’ne gönülden teşekkürler ederim.
Bildiğiniz gibi yaklaşık bir yıldır gerek pandeminin etkisiyle gerekse de bir takım küresel sıkıntılardan ötürü Dünya üzerinde ticaret bir hayli zor zamanlardan geçmekte. Bu nedenle diğer ülkeler büyük bütçeler ayırarak halkının daha az etkilenmesini sağlarken ülkemizde durum biraz daha farklı devam etmekte. 

Ülkemizde bunca sıkıntıların üzerine yönetimsel açıdan alınan hatalı kararlar da eklenince tabi daha derinden etkileniyoruz. Yüksek faizli borçlanmalar, düşük getirili satışlar, gereksiz ve hatalı yatırımlar nedeniyle ekonomik olarak çalışanlarımız (bilhassa kadrolu olmayan çalışanlarımız ile özel sektör) can çekişmekte. Birde buna günümüz verilerine göre %30’u aşan işsizliği eklediğimizde halk olarak işin içinden çıkamaz bir noktaya geliyoruz. Diğer devletlerde “Borcunu kafaya takma ben varım” politikası, bizde ise “Hayat suyu yerine al sana yeni bir borç daha sakın ölmeye kalkma” politikası.
Peki bu ülkede yaşayan bütün halk bu sıkıntılar içerisinde mi? Görünen o ki hayır.
Bir yanımızda çöpten ekmek toplayan bir kesim, bir tarafta “kuru ekmek yiyorlarsa aç değillerdir” diyen diğerleri.
Bir yanımızda kredisini, elektriğini, SGK primini, kirasını ödeyemeyen bir kesim, diğer tarafımızda milyonlarca milyarlarca TL’lik vergi affına sokulan diğerleri
Bir yanımızda iş bulamayan üniversiteli gençler, diğer tarafımızda 3-4 yerden hatırı sayılır maaşları cebe indiren, sayısız ihaleler verilen diğerleri...
Tam da halimiz şairin dediği gibi “Yaprak döker bir yanımız, Bir yanımız bahar bahçe”
Peki o diğerleri halen ne yapmaya çalışıyor? Birazda ona değinelim.
Bir yatırımın yapılmasına bir projenin dünyaya getirilmesine hiçbir zaman karşı olmadım. Ama yatırım ve o proje mantıklı ve halk için yararlıysa.
Buna kendi ilimiz Konya’dan örnek vermem gerekirse 24 Aralık 2020’de yine Merhaba Gazetesi’nde okuduğum ve Sayın Salih Acıbadem beyin yazısından alıntı yapmak isterim. Söz konusu yazıda Mevlana bölgesinde birkaç yıl önce restore edilen tarihi yapılardan bahsetmekte. O yapıların restoresinde o dönemin parasıyla milyonlarca lira harcandığı da yazmakta. Güzel elinize sağlık. Peki kısa bir süre önce yapılan bu planlamanın bu yatırımın harcanılan paraları göz ardı edilerek şimdide yıkılmasıydı. O dönem yapılan yanlış ise niye o kadar parayı harcadınız. Şayet bu gün yanlışa sürükleniyorsanız o yatırımı neden yıkıyorsunuz ve yeniden milyonlar harcıyorsunuz? Salih beyinde sorduğu gibi “Yıkacaktınız neden yaptınız?”
Diğer bir örnek Şehir Hastaneleri. Yine kendi ilimizi ele alırsak halkın hastaneler bölgesi olarak bildiği Beyhekim bölgesinde bilindiği gibi iki hastanemiz mevcut. Bunların yatak sayısı da ortada. Yapılan Şehir Hastanemizin yapılış şartları ve yatak sayısı da ortada. (Bu arada hasta kabulünden başlayıp 25 yıl döviz kurundan borçlandığımızı, dövizin her artışında borcumuzun ne kadar arttığını, her mahkemelik durumda mahkeme yerini Londra Mahkemeleri’nin olması …) Yine yenilenen Numune Hastanemizin ve Meram Araştırma Hastanemizin durumu ortada. Acaba bunlara ufak tefek bir takım dokunuşlarla daha ekonomik davranamaz mıydık. Gelecek nesillere daha az borç bırakamaz mıydık. Evet dediğiniz gibi “Yapılışında devlet olarak cebimizden bir şey çıkmadı” ama cümlenin devamını da lütfen söyleyin. “….. Bundan böyle yapılan bu hastahanelere 25 yıl boyunca mevcut maliyetini şu kadar katı fazlasıyla ödemesini siz yapacaksınız ey işsiz gençlerim” deyin hadi. Bu arada dünyanın hiçbir yerinde hasta garantili çalışan bir hastane var mı ben bilmiyorum varsa lütfen söyleyin.
Başka bir örnek: Köprü konusu. İzmit Körfezindeki Dilovası Dil Burnu ile Altınova Hersek Burnu arasında yapılan 1.550 m uzunluğundaki Osmangazi Köprüsü. Mühendislik açısından bakıldığında yapı cidden takdire şayan. Ama ekonomikliğini ve devlete yarar/zarar kıyaslamasını ne siz sorun ne ben söyleyeyim. Geçmesi planlanan ve bunun karşılığında yapımcı firmaya ödenecek tutar için garanti verilen vasıta sayısında öyle büyük bir hata gözüküyor ki devlet bütçesinden ek ödeme yapmak zorunda kalıyoruz. Bundan da ders almamış gibiyiz ki diğer bir köprü faciası Çanakkale Boğazı’na yapılmasına devam edilen anlaşması yine garanti araç sayısından hazırlanan 1915 Çanakkale Köprüsü. Hadi Osmangazi Köprüsünde otoyol bağlantısını da düşünürsek sayı belki yüksek hesaplanmış olabilir. Fakat 1915 Çanakkale Köprüsünde Gelibolu tarafından 4-5 yerde feribota binip karşıya geçtiğiniz için yakınlık uzaklık meselesinden ötürü yine feribotlar esas yükü çekeceği aşikâr. Ve yine bütçeye bir yük.
Bu gibi örnekler büyüklü küçüklü çevremizde o kadar çok var ki. Birkaç bin nüfuslu yerlere 400 öğrencili okullar, beş on hanelik mahallelere spor salonları, yeni yeni hanlar, saraylar…
Ağızını açıp bir şey dersen de “Eskiden şöyleydi”
Lütfen! Geleceği önemseyen bir yönetim eskiyi örnek göstererek değil, gelecekte neler yapacağını anlatarak ve diğer ileri ülkeleri kendine rakip alarak olunur. Yeni Türkiye deyip örnekleri eskilerden vermenin pek tutar bir yanı olmadığı kanısındayım.
İçinizi kararttığımın farkındayım. Ama bu böyle olmamalıydı. Yoksullukla mücadele edeceğim diye gelip bataklığı kurutmak yerine o bataklıkta boğulanları unutmamak gerekirdi. Sürekli söylenen “Aynı gemideydik” sözü de günümüzde çok geçerli değil gibi. Sizler geminin lüks kamarasında dostlarınızla yemek masalarında itibardan tasarruf yapmazken bu halk o geminin batmaması ve ilerlemesi için onca kazan dairesine kömür taşımakla meşgul. Arkasından o halk “Eşitlik, adalet, şeffaflık” diye seslenince de “Gemiyi terk ettiniz” dememeliydiniz.  Geminin sıkıntısını defalarca söylediler ve şimdi bir daha söylüyoruz. Çünkü bunu tekrar tekrar söylüyoruz ki dün kandırılanlar yarın haberim yoktu demesin.
Bu günkü araştırmalara bakarak belki bizleri küçük görebilirsiniz. Fakat unutulmamalıdır ki bu günkü yönetim şeklinde %50’yi aşamayan her parti eşittir.
Saygılarımla. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.