Erbakan düzenlenen sempozyumla anıldı

Erbakan düzenlenen sempozyumla anıldı

ESAM, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin birlikte düzenlediği “4. Uluslararası Necmettin Erbakan ve Millî Görüş Sempozyumu” Ankara’da gerçekleşti

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi ( ESAM), Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (AHBVÜ) ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) birlikte düzenlediği “4. Uluslararası Necmettin Erbakan ve Millî Görüş Sempozyumu” Ankara’da başladı. İki gün sürecek olan sempozyumun ilk gününde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan video mesaj gönderirken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Anayasa Mahkemesi Üyesi Selahattin Menteş siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, İslam ülkelerinin Ankara büyükelçileri, akademisyenler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Sempozyumda, Necmettin Erbakan ve Millî Görüş geleneği, siyasi, sosyolojik, tarihi ve ekonomik anlamda, alanında uzman akademisyenler tarafından ele alındı.

TEKİN: MİLLİ GÖRÜŞ TÜM DÜNYADA ETKİ BIRAKTI

Sempozyumun ESAM ve İstanbul Teknik Üniversitesi ile birlikte diğer bir ortağı olan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Tekin, yaptığı konuşmasında Erbakan’ın hem ülkemiz hem de dünya siyaseti açısından önemine değindi. Tekin, “Necmettin Erbakan Hocamız, İslam dünyasının doğal lideri konumundaki Türkiye’nin müntesibi olduğu zengin medeniyetten ve tevarüs ettiği dünyanın tüm mağdurları ve mazlumları adına yükselttiği mücadele bayrağı ile hem kendi döneminde karşılık bulan hem de kendisinden sonraki dönemlerde etkinliği devam eden bir toplumsal hareketin mimarı olmuştur” dedi.Milli Görüş’ün sadece ülkemizde değil, tüm dünyada etki bırakan bir fikir olduğunu vurgulayan Tekin, “Milli Görüş, Erbakan Hoca’nın düşünce ve görüşleri etrafında tanımlanan, hem entelektüel bir teori ve hem de pratik hayata uygulanabilecek bir siyasal ve toplumsal modelin şekillenmesine de imkan sunmuştur” diye konuştu.

KOYUNCU: TÜRKİYE’NİN VE İTÜ’NÜN EN GENÇ DOÇENTİ ERBAKAN İDİ

Programın bir diğer ev sahipliğini yapan İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, konuşmasında Erbakan’ın ülkemiz siyasetine sunduğu büyük katkıların dışında ülkemizin bilim ve teknik alanı ile üretim alanına da büyük katkılar sunduğunu kaydetti. Koyuncu: “Erbakan’ın akademik yönünün ve fikir dünyasının öne çıkacağı bu sempozyumdan gurur duyuyoruz” dedi. Erbakan Hoca’nın akademik yönüne değinerek konuşmasını sürdüren Koyuncu, şu bilgileri verdi: “Erbakan Hoca, İstanbul Erkek Lisesi’ni birincilikle bitirdikten hemen sonra 1943 yılında İTÜ’de öğrenimine başlıyor. Makine Mühendisliği Bölümü’nü de olabilecek en iyi ortalama olan 4.0 ortalama ile bitiriyor. Mezun olduğu yıl Motorlar Kürsüsü’nde asistan oluyor. Bu süreçte ders verme yetkisi sadece doçent veya profesörlere ait olmasına karşın kendisine özel bir izin çıkartılarak ders vermeye başlıyor. İTÜ, Erbakan’ı 1951 yılında Almanya'ya gönderiyor. Böylece Erbakan, İkinci Dünya Savaşı sonrası Almanya üniversitelerinde çalışan ilk Türk ilim adamı unvanını da kazanıyor. Doktora tezini bitirdikten sonra da doktor unvanını alıyor. Doçentlik sınavını vermek için yurda dönen Erbakan, 27 yaşında iken hem İTÜ’nün hem Türkiye’nin en genç doçenti unvanını alıyor.”

KUTAN: HOCAMIZ İLE 69 YIL YOL ARKADAŞLIĞI YAPTIK

Erbakan Hoca ile iyi veya kötü günlerde yaklaşık 69 yıllık bir yol arkadaşlığı yürüttüğünü belirten ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, “Yeri geldi yolu olmayan ıssız bir dağ köyüne erişmek için ter döktü, yeri geldi ekmek arabasının ardından yalın ayak koşan çocuk için gözyaşı döktü. Yeri geldi milletine, İslam âlemine selam durdu yeri geldi ırkçı emperyalizmin desiselerine karşı durdu. Peki bütün bunları yaparken ‘Erbakan Hoca’da ne gördün?’ diye sorarsanız derim ki, kesin bir inanç, aşk, azim, kararlılık, samimiyet, geceli gündüzlü bir koşuşturma, İslam alemi için çarpan bir yürek ve dünyayı değiştirebilecek bir mücadele gördüm” dedi.Milli Görüş’ün siyasi tarihimizde klasik sağ ve sol ayrımının dışında kendi öz kimliği ve değerleri üzerinden siyaset ürettiğini vurgulayan Kutan, “Erbakan Hoca’nın kullandığı semboller ve örnek gösterdiği modeller Milli Görüş’ün hüviyetine işaret etmektedir. Örneği; Osmanlı, Sultan Fatih ve Sultan Abdülhamit gibi şahsiyetlerin dile getirilmesi hem kimlik hem de düzen arayışında kullanılan ‘geleneksel motife’, Selahaddin Eyyubi ve Ebâ Eyyub el-Ensari gibi şahsiyetlerin öne çıkarılması etnik, mezhepsel ve kültürel ayrışmalara karşı ‘İslam kardeşliği ve birliği’ anlayışına, ‘Yeni Bir Dünya’ söylemi ve pratikleri ise hareketin ‘bütün insanlığın saadeti’ için çalıştığına işaret etmektedir” diye konuştu.

KUTAN: İSLAM ALEMİNİ BİRLEŞTİRMENİN MÜCADELESİNİ VERDİ

Erbakan Hoca’nın en çok kullandığı tabirlerin başında ‘maddi ve manevi kalkınma’ geldiğini ifade eden Kutan, “Hocamız bu anlayış ile içerisinde kalkınmayı iki kanatlı olarak tarif etti. ‘Sadece maddi kalkınma tek başına bir netice getiremez, dolayısıyla maddi ve manevi kalkınma bir arada olmalıdır’ diye yola çıktı. Kalkınmada milli, güçlü, süratli ve yaygın sanayileşmeyi hedefledi” değerlendirmesinde bulundu. Milli Görüş ve Erbakan Hoca’nın İslam alemini bir araya getirme yollarını aramaya ve oluşturmaya çalıştığını belirten Kutan, şunları söyledi: “Bunun için Erbakan Hükümeti döneminde D-8’leri kurduk. Böylelikle özellikle dünyayı kan ve gözyaşına boğan emperyalist ülkelere karşı, hak ve adalete dayalı yeni ve alternatif bir düzenin kurulabileceği mesajlarını verdik. Bunun en önemli göstergesi ise D-8’lerin kuruluş esasları oldu. O esaslarımız; savaş değil, barış. Çatışma değil, diyalog. Çifte standart değil, eşitlik. Sömürü değil, hakça paylaşım. Baskı ve zulüm değil, gerçek manada demokrasi ve insan hakları idi.”

ZAMAN GEÇTİKÇE HOCAMIZ DAHA İYİ ANLAŞILACAK

Ölümünün üzerinden 10 yıl geçmiş olmasına rağmen hala gök kubbemizde Erbakan Hoca’nın gür sesinin yankılanmakta olduğunu dile getiren Kutan, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Zaman geçtikçe Hocamız daha iyi anlaşılacaktır. Tıpkı bir dağın ihtişamının, o dağın eteklerinden uzaklaştıkça daha iyi algılanışı gibi. Hepimizin üzerinde çok büyük emeği ve hakkı olan muhterem Erbakan Hocamıza Cenab-ı Hak’tan tekrar rahmet ve mağrifet diliyorum.”

KARAMOLLAOĞLU: SADECE FİKRİ DEĞİL, TEKNİK ANLAMDA DA ÖNEMLİ İŞLERE İMZA ATTI

Erbakan Hoca’nın sadece fikri sahada değil, teknik anlamda da önemli işlere imza attığını belirterek sözlerine başlayan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, “Hocamız, Gümüş Motor Fabrikası’nın temellerini attı. Ancak bazı çevreler buna karşı olarak fabrikanın batmasına yol açtı. Bunun üzerine Erbakan, faaliyetlerinin siyasiler tarafından engellendiğini görmesi üzerine siyasete girme kararını aldı. Çünkü ülkenin ve milletin sorunlarını çözmenin yolu siyasetten geçiyordu” dedi.

‘BÜTÜN İNSANLIĞIN SAADETİNİ DÜŞÜNÜYORDU’

Erbakan Hoca’nın bütün insanlığın saadetini düşündüğünü kaydeden Karamollaoğlu, “Bunun için de dünya barış ve huzurun kamil manada sağlanması gerekirdi. Bunun ilk adımını da Türkiye’de atmak istedi. ‘Yeniden Büyük Türkiye’yi kurarak ‘Adil Bir Dünya’yı kurmak istiyordu. Dünyada sömürüyü, çatışmayı değil hakça paylaşmayı ve barışı tesis etmek istiyordu. Bunun için çalıştı” şeklinde konuştu.

‘BEDELİ KENDİ ÖDEDİ, MİLLETİNE VE ÜLKESİNE ÖDETMEDİ’

Milli Görüş’ün ve Erbakan Hoca’nın yolunun sürekli kesildiğini ifade ederek sözlerine devam eden Karamollaoğlu, şunları kaydetti: “Yolunu kesenler aslında Hocamıza en çok desteği vermesi gereken kesimlerdi. Ancak anlayamadılar, idrak edemediler. Partiler kapatıldı. Darbelere maruz kaldı. Ancak tüm bunlara rağmen hedeflerin vazgeçmedi. Küçük hesaplar değil, tüm dünyayı kuşatan fikirleri vardı. Her zaman mazlum ve muhtaçlardan yana oldu. Kardeşliği savundu. Gelirin ranta değil, millete hakça dağıtılmasından yanaydı. Tüketen değil, üreten yatırımlardan yanaydı. Kendisi bedel ödedi ama ülkesine veya insanlarına bedel ödetmedi.”

ŞENTOP: LİDERLİK VASIFLARI ERBAKAN HOCA’DA SOMUTLAŞMIŞTI

Her davanın, her zaman ve şartlar altında liderliğini yapacak insanların tarihte her zaman görüldüğünü belirten Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Mustafa Şentop, “O liderler o dönemin şartlarına uygun vasıfları içerecek şekilde gelişiyor. Erbakan Hocamız büyük bir gerilemenin ve öz güven kaybının mevcut olduğu bir dönemde bu davanın liderliğine başladı ve bunun liderliğini yürütecek vasıflara sahipti. Dönüp baktığımızda o dönem Erbakan hocamız dışında bu liderlik vasfında kimse yoktu” dedi.

‘HER DAİM MEŞRUİYETİ SAVUNDU’

Erbakan Hoca’nın her daim meşruluktan yana olduğunu ifade eden Şentop, “Hocamız meşrutiyetçi bir yaklaşıma sahipti. Hem siyasette, hem toplumsal alanda hem de hukuk alanında meşruiyetçi bir anlayışa sahipti. Bu anlayışını partilerinin hukuksuzca kapatılmasında dahi gördük. 1961 Anayasası Türkiye’de vesayetçi bir iklime neden oldu. Bir tarafta seçilen iktidar olurken diğer tarafta ise atanmış asker, sivil ve yargı erkinden oluşan bir grup vardı. Partiler seçimi kazansa dahi tam anlamıyla iktidar olamıyordu. Bu iklimde Erbakan Hoca, hem siyaset hem de sosyal hayatta meşruiyeti savunarak ortaya çıktı” diye konuştu.

Erbakan Hoca’nın ekonomi hedefleri ile ilgili de konuşan Şentop, “Hocamızın yeni ekonomik düzen ile ilgili hedefleri çok önemli. Belki bu hedeflerin dile getirildiği dönemde o ekonomik düzen çok uzak bir ihtimal olarak değerlendirilse dahi bugün dünyanın mevcut hali Hocamızı haklı çıkartıyor. Bu anlamda Hocamızın ekonomi fikri ile tekrar masaya yatırılmalı ve üzerine araştırmalar yapılması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Erbakan’ın 1970’lerden itibaren içinde yer aldığı koalisyon hükümetlerinin tamamında ‘Yeniden Büyük Türkiye’ idealine sıkı sıkıya sarıldığını ifade eden Erdoğan, “Ülkeyi esir alan, milletin kıt kaynaklarını adeta yurtdışına peşkeş çeken montaj sanayi yerine ağır sanayi hamlesini savunmuştur. Erbakan Hoca’mızın Kıbrıs Barış Harekâtı’ndaki rolü ise tarihimize altın harflerle yazılmış bir başka başarıdır. Kurduğu beş partinin dördü kapatılmasına rağmen o her zaman siyaseti savunmuş, sokağa ve şiddete asla prim vermemiştir. Merhum Erbakan, bizzat kendi iradesi ile batıl bir davada zirve olmaktansa hak olan bir davada zerre olmayı tercih etmiştir” dedi.

“ERBAKAN HOCA, MÜSLÜMANLARI DEMOKRATİK SİVİL SİYASETE TEŞVİK ETMİŞTİR”

Erdoğan, Erbakan’ı sadece Türkiye ve Türk siyaseti üzerinden okumanın kendisini dar kalıplara hapsetmek olduğunu belirtti. Erdoğan, “İlk günden beri, Erbakan Hoca’mız davasının esasının şefkat, hedefinin ise tüm insanlığın saadeti olduğunu söylemiştir. D-8 teşkilatı bu hedefin en somut göstergesidir. Hocamızın İslam âlemine yaptığı eşsiz katkılardan biri de hak ve batıl mücadelesinde Müslümanları demokratik sivil siyasete teşvik etmesidir. ‘Siyaseti önemsemeyen Müslümanları, Müslümanları önemsemeyen siyasetçiler yönetir’ diyen Erbakan, İslam âleminin kanaat önderlerine mücadelelerini meşru zeminde yapmaları çağrısında bulunmuştur” şeklinde konuştu.

“SÖMÜRGECİLERE KAFA TUTTU”

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül ise yaptığı konuşmasında Erbakan Hoca’nın dünyada iyiliğin kurulması için ömrü boyunca çalıştığını ifade ederek, “Milli ve yerli duruşu ile de tüm sömürgecilere kafa tuttu. Hiçbir zaman hukuk dışına çıkmadı. Gördüğü tüm hukuksuzluklara rağmen. Bu da adalete ve Hakk’a olan inancının bir yansıması idi” değerlendirmesinde bulundu. Erbakan Hoca’nın sadece ülkemiz ve ülkemiz insanı için değil, tüm dünya insanlığı için geceli gündüzlü çalıştığının altını çizen Gül, sözlerini şöyle tamamladı: “Erbakan Hoca, bu topraklarda, bu millette ve tüm mazlum, mağdur coğrafyalarda ve milletlerde bin yıl dahi geçse her zaman rahmetle, saygıyla anılacaktır.”

ÜST DÜZEY KATILIM

Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM), Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (AHBVÜ) ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) birlikte düzenlediği “4. Uluslararası Necmettin Erbakan ve Millî Görüş Sempozyumu” Ankara’da başladı. İki gün sürecek olan sempozyumun ilk gününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan video mesaj gönderirken, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Mustafa Şentop, ESAM Genel Başkanı Recai Kutan, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Anayasa Mahkemesi Üyesi Selahattin Menteş, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, İslam ülkelerinin Ankara büyükelçileri, akademisyenler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Sempozyumda, Necmettin Erbakan ve Millî Görüş geleneği, siyasi, sosyolojik, tarihi ve ekonomik anlamda, alanında uzman akademisyenler tarafından ele alındı.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum