Ecdadımızın mirası
Ecdadımız Osmanlı’nın engin hoşgörüsü yüzünden gücünü kaybetmesiyle Avrupalı’nın vahşetine maruz kalan bölgelerde kan ve gözyaşı hiç dinmiyor. 1900’lü yıllarda özellikle Balkanlar’daki Müslüman halk, Avrupalı’nın gerçek yüzünü yaşadığı katliamlarla görmüştü. Sadece Müslüman olduğu için yaşlı, kadın, çoluk çocuk Avrupalı’nın insanlığı utandıran vahşetlerine şahit olmuşlardı.
Bu canilik bugün yine devam ediyor.
Bir dostumuzun yıllar önce Balkanlara yaptığı gezide karşılaştığı yaşlı bir Türkle yaptığı muhabbette kendisine söylenen; “Biz burayı beklemek için Karaman’dan geldik. O günden beri de bekliyoruz. Ancak ya gelin yalnızlığımız bitsin, ya da biz dönelim.” sözlerinden hepimiz çok etkilenmiştik.
Avrupalı’nın oyunlarıyla bir asırdır uğraştığımız iç çekişmeler yüzünden maalesef ecdadın mirasına gereken ilgiyi gösteremedik.
1992 yılında yeniden Avrupalı’nın vahşetine maruz kalan Bosnalı Müslümanlara sahip çıkmak için çırpınan Milli Görüş lideri merhum Necmeddin Erbakan Hoca, hem yalnız bırakıldı, hem de yerli işbirlikçiler tarafından iftiraya uğradı.
Hatta aradan geçen kısa bir zaman sonra iktidara taşıdığı partisi de kapatıldı.
Şimdi Musul var önümüzde.
Yaşanan olaylara bakarsanız yerli işbirlikçiler yine sahnede.
Dün Haçlı ruhu ile saldırmışlardı Balkanlara.
Bugün de Haçlı ruhu ile saldırıyorlar Osmanlı coğrafyasına.
Konya, ecdadımızın mirasına ilgisiz değil.
Vakıflarıyla, yerel yönetimleriyle, sivil toplum kuruluşları ile asırlar önce beklemeye giden kardeşlerini unutmuyor.
Onları yalnız bırakmıyor.
RİDA Derneği Genel Başkanı Tamer Kalender anlattı.
“Yılın on iki ayı Balkanlardayız” dedi.
Neler yapıyorsunuz diye sorduğumda ise şunları paylaştı.
“Evladı Fatihan olan Balkan ülkelerinin birçoğu İstanbul’dan önce fethedildi. Asırlarca Osmanlı hâkimiyeti altında kalan bu topraklar, Balkan Harbi’nden sonra terkedilmek zorunda kaldı. 100 yıldır bölgede bulunan Müslüman halklar, Avrupalı’nın çok ağır asimilasyon çalışmaları ile dinleri ve kimlikleri yok edilme aşamasına getirildi. Bu insanlar bizim kardeşlerimiz. Bu topraklar Biladi İslam’dır. Osmanlı’nın çalışmaları sonucu Müslüman olmuş veya Anadolu’dan bu bölgelere gönderilmiş soydaşlarımızdan oluşmaktadır. Osmanlı’ya bağlılıklarının bedelini çok ağır ödediler. Balkan ülkelerindeki bu Müslüman halklar, Osmanlı’nın yeniden dönüşünü hasretle bekliyorlar. Bölgede tarihi sorumluluk gereği orta ve uzun vadeli çalışmalar yapmak, bölge halklarını bir ideal doğrultusunda toplamak hayati öneme sahiptir. Osmanlı’nın en son terk ettiği kalelerden olan Arnavutluk’taki İşkodra Kalesi, Hasan Rıza Paşa’nın destansı savunma yaptığı, şehit kanıyla sulanmış bir yer. Hasan Rıza Paşa şöyle diyordu: “İşkodra bizim kaderimizdir, mezarımız olabilir, ama utancımız asla olmayacaktır” İşkodra 5 bin Osmanlı askeri ve 10 bin Arnavut Mücahitle, 25 bin Karadağ ve 30 bin Sırp askerine karşı 7 ayı geçen bir süreyle kahramanca savunulmuştur. Şehre 50 binin üzerinde top mermisi düştü ve şehirde açlıktan ölümler başladı. Hasan Rıza Paşa ölmeden bu şehri alamayacaklarını anlayan düşman kuvvetleri Paşaya suikast yaptılar. Şehit düşmeden önce son vasiyeti, “İşkodra’yı teslim etmeyin” olan bu Osmanlı paşasına izafeten RİDA Derneği’nin bu bölgedeki medreselerin ismi Hasan Rıza Paşa Medreseleri olmuştur. Arnavutluk’ta Enver Hoca döneminde Müslümanlar neredeyse yok olma noktasına getirilmiştir. Vatikan’ın hemen karşı kıyısında bulunan bu İslam ülkesinde, yüzlerce misyoner kuruluş çalışıyor.
Müslümanların kefenlenmeden elbiseleriyle Hristiyan mezarlıklarına gömüldükleri bu ülkede İslami faaliyetlerin gerçekleştirilmesi çok önemli. RİDA 18 tanesi İşkodra’da olmak üzere toplam 25 ayrı bölgede, açtığı mahalli kurslarda, bini aşkın talebeye temel İslami dersler veriyor. Açılan bu kursların birçoğu tarihinde açılan ilk kurslar olmuştur. Çocukların nerdeyse tamamı Kelime-i Şehadeti bile bu kurslarda öğrendiler. RİDA ayrıca kurslardaki öğrencilere ve bölge halkına dağıtılmak üzere yüz binlerce Elif-Ba cüzü ve İlmihal hocası kitabını Balkan ülkelerinin diline çevirerek bastırmış ve dağıtmıştır. Ayrıca yıllarca kapalı kalan camilerde de kurslar başlatıp yeniden ibadete açılmasına ilim ve irfan yuvalarının şenlenmesine vesile oluyor.”
Kalender, insani olan bu çalışmaların halkın desteğiyle Karadağ, Sancak, Kosova, Makedonya, Bosna Hersek ve Bulgaristan’da da yapıldığını söyledi.
Mirasımızın olduğu yerler bataklık değil, aksine bizim kardeşlerimizin yardımına koşmamız gereken topraklarımızdır.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.