Doğal güzellikler arasındaki umutsuz ilçe: HALKAPINAR

Doğal güzellikler arasındaki umutsuz ilçe: HALKAPINAR

Beş bin yıldır insanların yurt ve medeniyet kurduğu, tarım yaptığı ve tarih yazdığı doğa cenneti olan Halkapınar ilçe sakinleri üzerlerinden atamadıkları umutsuzluklar ile mücadele ediyor.

Halkapınar İlçe Belediye Başkanı Fatih Şentürk ile yaptığımız söyleşide ilçenin binlerce yıllık tarihe sahip olmasına rağmen ne yazık ki yeterince tanıtımının yapılmadığı ve isminin bile halen ‘Zanapa’ olarak bilindiği gerçeği ortayla çıktı. Şentürk, yaptığımız söyleşide ilçe ile ilgili önemli bilgiler verirken yaşanan sorunların da kaynağına indi.
Bize ilk olarak ilçenin tanıtımını yapar mısınız?
Halkapınar Dereyüzü Vadisi Orta Toroslar ile Güney Dağı arasında kalan 30 kilometre uzunluğunda bir vadidir.  Halkapınar, beş bin yıldır insanların yurt ve medeniyet kurduğu, tarım yaptığı ve tarih yazdığı bir doğa cennetidir. Yoğun kar yağışlarının adını verdiği Bolkarlardan kaynaklarını alan kristal duruluğundaki buz gibi soğuk ve kristal berrak pınarlar vadinin hemen her yerinden şırıl şırıl akmaktadır. Tarihi İvriz Anıtı ise bu vadi içerisinde doğal güzellikleri, doğal kaynakları ve insanoğlunun tarihin derinliklerinde medeniyette ve tarımda zirve yaptığı bir diğer doğa tapınağıdır. Buralar birer saklı-köy, saklı-vadi, saklı-tarih, saklı hazinedir.
İnsanlar bölgede binlerce yıldır bu doğa cennetine yakışır bir hayat sürmüşler, meydana getirdikleri medeniyet, sürdürdükleri yaşam biçimi ve sosyal hayatın izleri günümüze kadar ulaşmıştır. Toprakların altı ve üstü adeta bir müze gibidir.  Nereye yürüseniz önünüze bir Hitit veya Roma Bizans eseri çıkar. Nereyi kazsanız toprağın altında saklı bulunan tarihi görürsünüz. Hitit Kaya Anıtı dünyanın ilk tarım anıtıdır ve gene kabartma tarzında oyulmuş ilk anıtıdır. Yeraltı şehirleri, üzüm sıkma ve şıra fabrikaları, mezarlar toprağın altında durmaktadır.
Böylesine tarih dolu bir ilçenin sorunları neler?
Evet, ne yazık ki 5 bin yıllık bir tarihe ve doğal güzelliklere sahip olan bu cennet vatanda şu anda yoksulluk, fakirlik, kimsesizlik, sahipsizlik, çaresizlik ve umutsuzluk yaşanmaktadır. Fakirlik ve yoksulluğun getirdiği sosyal hastalıklar toplumu kanser gibi sarmıştır. Bölgenin en dramatik ve inanılmaz çelişkisi maalesef bu kadar zengin doğal kaynaklar üzerinde oturan insanların bu derecede fakir ve yoksul oluşlarıdır. Bu derecede zengin ve verimli topraklara, eşsiz doğal kaynaklara, zengin tarım ve turizm potansiyeline rağmen geri kalmış olan bölge ve bölge halkının bir çıkış yoluna ihtiyacı vardır. Bölge halkı bu duruma bir çare bulunması için isteklidir. Ancak yılların getirdiği alışkanlıklar yenilik ve değişime karşı direnç oluşturmuştur. Yoksulluğun getirdiği imkânsızlıklar da bölge halkını çaresiz bırakmıştır.
Şimdiye kadar sorunları giderecek bir çalışma yapılmadı mı?
İlçe belediye başkanlarının ve köy muhtarlarının zaman zaman yaptıkları girişimler ve hizmetler nedendir bilinmez yerel ve kısa vadeli düşünülmüş, her köy kendini kurtarmayı planladığı için doğal kaynakları, coğrafi konumu ve sosyo ekonomik şartları itibariyle bir bütünlük arz eden ve birbirine bağlı olan bölge için doğru teşhis bir türlü konulmamış. Ne bölge halkının ne de devletin bölgeye makro düzeyde bakan, bölgeyi bütünlük içerisinde topyekün kalkındıracak bir mastır planı olmamıştır.
Her beş yılda yapılan seçimler yeni isimleri belediye başkanı ve muhtar yapmış, bu bir fırsat getireceğine hep acemilik, plansızlık, halkçı yaklaşımlar ve günübirlik politikalar getirmiştir. 
Bu durumun yıllar boyu böylece süregelmesi bölge halkında bir çaresizlik ve umutsuzluk doğurmuştur.
Peki, ilçede sosyal hayat nasıl?
İlçe Özel İdare Müdürlüğü’nün yaptığı tespitlere göre 15 köyün 11 inde 17 adet kahvehane mevcuttur. İlçe merkezinde 6 kahvehane vardır. Kahvehaneler köylülerin toplanma, görüşme, konuşma, kaynaşma mekanları olduğu gibi, boş vakit geçirme, insanları ve gençleri tembelliğe alıştıran, sağlıksız ortamlardır.  Bölgede ihtiyaçtan fazla traktör olması çok manidardır. Yardımlaşma kültürü, biri birileri için fedakârlık yapma ve komşusunun işini görme duygusu yok olmaktadır.
Traktörü boş yatarken komşusunun işini görmedikleri için diğeri de bir traktör almıştır. Tabii o da boş yatacak ama bir başkasının işini o da görmeyecektir. Birçok kişinin 100 dekardan fazla arazilerinin olduğuna bakarsak bu insanların zengin olması gerektiğini düşünürüz. Ama tam tersine Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına yardım için başvuranların çoğu bu arazi ve traktör sahipleridir.
Tarım ve hayvancılık ne durumda?
15 köy ve bir ilçeden oluşan ilçede Çiftçi Kayıt Sistemi’nde kayıtlı 37 milyon 054 bin 881 dekar arazi bulunmaktadır. Tüm ilçe genelinde 5 adedi sulama, 4 adedi tarımsal kalkınma olmak üzere 9 kooperatif vardır. 588 kişi büyükbaş hayvancılık yapmakta olup toplam büyükbaş hayvan sayısı 3 bin 800 dür. 70 kişi küçükbaş hayvancılık yapmakta olup toplam küçükbaş hayvan sayısı 6 bin 200’dür. Burada yer alan istatistikler incelendiğinde görülüyor ki bu topraklarda beş bin yıldır yetiştirilen ve Dünya Tarihinin ilk tarım anıtı olan İvriz Kabartmasına da konu olan üzüm meyveciliği sadece bin 250 dekar alanda yapılmaktadır. Vadimizin toprağı, suyu ve havası adeta üzümcülük için yaratılmıştır. Bizim üzümcülük yapabileceğimiz alan en az 100 bin dekardır.
İvriz barajı olmasına rağmen su sorunu var mı?
Ana problemlerden birisi olan sulama suyu problemi yüzyıllardır mevcuttur.  Yüksek iki dağın arasından çıkan sular doğal olarak Vadinin en dip çizgisinden aşağıya doğru akıp gitmektedir. Dağların yamaçlarında kurulmuş olan köylerin arazileri ise hemen aşağıda akıp gitmekte olan bu sudan istifade edememektedir. Yükseklik farkının yarattığı engelin yanı sıra kaynağı dağlardaki karlar olan bu sular sıcakların artması ve rüzgârların etkisiyle Haziran ve Temmuz aylarından sonra yüzde 95’e varan oranda azalmakta hatta kurak yıllarda tamamen kesilmektedir. Oysa köylülerin bu suya tam da bu aylarda ihtiyacı vardır. Nisan Mayıs aylarında yağan yağmurlar ise çoğu zaman sellerin oluşmasına sebep olmakta, büyük miktarlardaki sel suları gene aynı derenin içinden aşağılara inerek kaybolup gitmekte, bölge halkının hiç bir işine yaramamaktadır. Genelde geceleri yapılan sulama düzensiz, kontrolsüz, adaletsiz, bir sistem içinde yürütülmekte, köylüler arasında husumet, kin ve düşmanlık yaratmaktadır. Bugün birbiriyle ihtilaflı olan insanların arsındaki hemen tüm problemlerin kaynağı sulama suyudur. Hemen tüm belediye başkanlarının seçim kaybetme sebebi de maalesef gene sulama suyu problemidir. Muhtelif yerlerde çok sayıda su kuyuları açılmış ve açtırılmıştır. Bu kuyular probleme ayrı bir problem olarak eklenmiş, Kuyular bir taraftan yeraltı su dengesini ve doğal dengeyi bozarken, kurulum maliyetleri ve enerji sarfiyatlarıyla bölge ekonomisini iflas ettirmiş, geleceğini de ipotek altına sokmuştur.
Pek böylesine sorunlu bir ilçenin tarihi güzellikleri yetirince biliniyor mu?
Halkapınar, Anadolu'nun en eski yerleşim yerleri arasındadır. Hitit Şehir Devletleri’nden Tuvana Krallığı M.Ö. 1200 -M.Ö.742 yılları arasında Halkapınar’a hakim olmuştur. Bu krallıktan günümüze Kral Warpalavas’a ait İvriz Kaya Kabartması ulaşmıştır. Asur egemenliğine geçen Halkapınar M.Ö. 64 yılında Romalılara bağlanmış, M.S.395’de Bizans denetimine geçmiştir. Halkapınar, Malazgirt Zaferimizden 6 yıl sonra 1077’de Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından Selçuklular’a bağlanmıştır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Halkapınar, Ereğli ilçesine bağlı bir bucak olmuş, Belediye Teşkilatına ise 1954 yılında kavuşmuştur. Eski adı Zanapa iken 1962’de Halkapınar olarak değiştirilmiştir. Böylesine önemli bir tarihe sahip olan ilçemiz ne yazık ki yeterince tanıtılmamıştır.  Bundan sonraki hedefimiz ilçemizin tanıtımına katkıda bulunmak ve hak ettiğimiz değerlere ve gelirlere kavuşmak. Bu vesile ile Merhaba Gazetesi’nin ilçemize yaptığı ziyaret bizim için çok önemli. İnşallah bu yayından sonra ilçemiz ve doğal güzelliklerimiz keşfedilir.
 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.