Divan Edebiyatında Ramazan

Divan edebiyatının saray edebiyatı olduğunu halktan tamamen kopuk, “sanat için sanat” anlayışında olduğunu lise sıralarında bize anlatanlar. Edebiyatın yaşadığı toplumdan beslenmekte olduğunu neden söylememektedirler. Şair yaşadığı dönemin inançlarını, dünya görüşünü, önemli sosyal olaylarını direk olarak anlatmasa da yaşadığı dönemin özelliklerinden ipuçları vermektedir.
Ramazan on iki ayın sultanıdır. Müminler için mübarek bir aydır. Bu ay içinde Allah’ın rahmet kapıları açılır. Diğer aylardan insanı farklı kılan bu ayda insanlar oruçlarını tutarlar. İbadet ve taatla daha çok meşgul olurlar. İkindi namazı camiler dolup boşalır. Hafızlar mukabele okur. Mukabeleyi takip edenlerle camiler dolar.
İftar vaktine yakın herkes ramazan pidelerini alıp evin yolunu tutar. Orucunu açar. İftardan sonra akşam namazı evlerde kılınır, teravi namazı için camilerin yolu tutulur. Teravi namazı kılınır, herkes camilerden dağılır. Caddeler sel gibi akar alış veriş yerlerine ve evlerine koşarlar.
Divan şairleri bu günleri çeşitli şekilde ramazanın gelişini hatta (yevmi şek) olayını biraz nükteli şekilde anlatmışlardır.
İzzet Molla ramazanın başladığını bir beytinde şöyle dile getirmektedir.
İşaret idüp kaş uciyle hilal/Kılın emr-i Hak-ka didi imtisal.
Sabit ramazanını başladığını bir beytinde şöyle dile getirmektedir
Çileye vesvesesiz girdi kapandı zahid/Hapsolur ta ramazan ahır olunca şeytan.
Sabit bir beyitinde (yevmi şek)
Yevm-i şek sohbetine şîre sıkarken yârân/ Sık boğaz itdi şahne-i şehr-i ramazân. İfadeleri kullanır.
Mübarek ay hilâlin görünmesiyle başlar. Eskiden Şaban ayının son günlerinde Kadı birkaç kişiyi görevlendirirdi. Onlar yüksek yerlerden hilâli gözetler, hilâli görünce de Kadıya haber verir. Kadı da hilâlin görüldüğünü, dolayısıyla Ramazan'ın başlayacağını halka ilân eder. Kandiller ve mahyalar yakılırdı. Hava şartlarından dolayı hilâlin görülmediği zamanlarda Şaban ayı 30 gün olarak hesap edilmesi gerektiğinden, otuzuncu güne şüpheli gün anlamına (yevm-i şek) denilir. Bu şüpheli günde tiryakilerin, sadece oruç tutan Ramazan sofularının ve diğer insanların tutum ve davranışları Divan şairlerinin vazgeçemedikleri bir alay unsuru olarak Ramazaniyelere yansımıştır.
Kâmi bir beytinde ramazanın başlamasını şöyle nükte ile dile getirmektedir;
Yevm-i şek deyü boğaz cengin ederken yârân/ Zâhir oldu 'alem-i nusret-i şehr-i ramazân
Nedim bir beyitinde mubarek ramazanın geldiğini şöyle ifade etmektedir
Bağteten sabit olup gurre firaşında imam/Hap için yatmış iken itti teraviha kıyam.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi