Diş Kirası

Unutulan Ramazan Âdetleri: 2

Eskiden zenginler, ramazanlarda beldelerinin âlim ve hâfızlarının yanı sıra fakirlerini de iftara buyur ederlerdi. İftarda yemekler yenip kahveler içildikten sonra Kur’an-ı Kerim’den bir aşır okunur, ev sahibinin geçmişlerinin ruhuna hediye edilerek izin alınırdı. Ev sahibinin, davetlilerini uğurlarken her birinin durum ve konumlarına göre kâğıtlara sarılmış birer miktar para vermesi âdettendi. Bu paraya halk “diş kirası”, hafız ve medreseliler de “surre” derlerdi. Ev sahibinin bu davranışı o zamanki anlayışa göre şöyle yorumlanabilirdi: “Siz benim hânemde iftar ederek bana büyük bir ecir kazandırdınız. Bu ecri kazanmama vesile olan dişlerinizin hakkını bir nebze olsun ödeyebilmek için lütfen bu paraları kabul buyurunuz...”
Diş kirası tabirinin, “câize” karşılığı olarak “diyiş kirası”ndan geldiğini söyleyenler de vardır. Bu görüşte olanların açıklamaları da kısaca şöyledir:
Divan şairlerinin yazdıkları kaside mukabilinde câize almaları gibi, saz şairlerinin de muamma hallederken hazır bulunanlardan ileri gelenleri methederek bahşiş toplamaları âdetti. Bu duruma göre şiir ve kaside câizesi, bahşiş anlamında “diyiş kirası” kullanılmış, bu kullanım da zaman içerisinde “diş kirası” biçimine dönüşmüştür.
Her ne vesile ile nasıl söylenmiş olursa olsun günümüzde artık esamisi okunmayan bu âdetin geçmişte önemli bir yeri vardı. Bunu, eski şairlerimizin şiirlerinde bu kavramı mazmun hâline getirmelerinden de anlıyoruz. İşte birkaç örnek:

Rişteyle bağlayıp lebin ol şûh dedi kim
Mihmân-ı hân-ı vaslıma bu diş kirasıdır
Bâkî

[O cilveli güzel bir iplikle dudağını bağlayıp (kiraz şekline koyarak): “Bana kavuşma nimetine davetli olanlar için bu diş kirasıdır.” dedi.]

Gülnâr-ı la’li cennet-i hüsnün kirâsıdır
Cânın verirse âşık ana diş kirâsıdır
Sünbülzâde Vehbî

[Gülnara benzeyen dudakları güzellik cennetinin kirazıdır. Âşık (o kiraz için) canını verirse, (bu,) ona diş kirasıdır (gülnâr: Nar çiçeği; iri katmer yapraklı kırmızı renkli gülnar çiçeği ve kiraz anlamlarına gelir).]

Diş kirası sözü bir kiraz türüne de işarettir. Sünbülzâde Vehbî’nin oğlu Hayri, “gülnâr-ı la’l”i diş kirası mazmunu yapmakta babasından geri kalmamıştır:

Emip gül-nâr-ı la’lin eyleme ûzürde-i dendân
Ki can versen de sonra kurtuluş yok diş kirâsından
Sünbülzâde Hayrî

[Kiraz gibi dudakları emip dişinle ısırıp incitme ki; sonradan buna karşılık can versen de diş kirasından (tazminattan) kurtulamazsın.]

Yüz bin aman dedim bir bûse aldım
İftâr-ı vaslının diş kirâsıdır
Derdli

[Binlerce yalvarıp bir öpücük alabildim; (bu öpücük, sevgiliye) kavuşma iftarının diş kirasıdır.]
Görülüyor ki çoğu şairlerimiz kirâs (kiraz) ve diş kirâsı ile para anlamına gelen diş kirası arasında güzel söz oyunları yapmışlardır.

Oruç Satmak
Adı yaşasa da etkisini kaybetmiş güzel ramazan âdetlerinden biri de çocukların tuttukları oruçları satın almaktır. Bu gibi âdetler, çocukları namaz kılmaya, oruç tutmaya alıştırmak için eskilerin bulduğu güzel yöntemlerdendir. Henüz sorumluluk çağına gelmemiş bir yavrucuğun tuttuğu orucu evin büyüğünün iftarlık bir yiyecek, bir hediye veya bir miktar para karşılığında satın alarak onu oruç tutmaya teşvik etmesi beğenilen güzel âdetlerimizdendir. Bu güzel âdet de eski edebiyatımızda yerini bulmuştur:

O tıfl-ı rûze-dârım dün bana bir rûzesin satdı
Edib vaslın hele rûzî şeb-i hicrânı rûz etdi
Lâedrî

[Oruçlu olan küçük sevgilim dün bana bir orucunu sattı. Nasılsa ona kavuşmamı bana nasip ederek ayrılık gecemi gündüz yaptı (rûze: Oruç; rûze-dâr: Oruçlu; rûzî: Rızık, nasip; rûz: Gündüz).]

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi