"Devlet vatandaşına git evinde otur demekten başka bir şey yapmıyor"

"Devlet vatandaşına git evinde otur demekten başka bir şey yapmıyor"

Saadet Partisi Milletvekili Abdulkadir Karaduman, "İnsanların ekmek teknesi kapatılırken, geçim kaynağına mühür vurulurken devlet vatandaşına git evinde otur demekten başka bir şey yapmıyor." dedi.

Saadet Partisi Konya Milletvekili Abdulkadir Karaduman, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında konuştu. Gündemdeki konulara değinen Karaduman, artan koronavirüs vakaları ile ilgili uyarılarda bulundu. Karaduman, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, Kovid-19 saygınıyla ilgili "hayret verici bir süreç yönetimine" şahit olduklarını söyledi. 

 

İKTİDAR KRİZ YÖNETİMİNİ KÖTÜ YÖNETMİŞTİR

AK Parti hükümetine pandemi yönetimiyle ilgili eleştirilerde bulunan Saadet Partisi Milletvekili Karaduman, "Vaka ve ölü sayıları gizlendi, herkes için yasak olan gösteri mitingler iktidar için serbest oldu, sosyal mesafe kuralı sadece muhalif olanlar için geçerli oldu ve açıklanan tozpembe tabloların oluşturduğu rehavetin sonucu olarak da dün 28 bin gibi bir vaka sayısı açıklandı. Bu süreç göstermiştir ki iktidar kriz yönetimi konusunda yetersiz kalmıştır, kötü yönetimin nasıl olabileceğini göstermiştir." dedi.

VATANDAŞIN ÖNCELİKLİ GÜNDEMİ GEÇİM DERDİ

Salgın nedeniyle yeni tedbirler sonrası vatandaşların öncelikli gündeminin geçim derdi olduğunu aktaran Abdulkadir Karaduman, "Bu süreçte kapanan küçük bir kafeden en az 7 kişi ev geçindiriyor. İnsanların ekmek teknesi kapatılırken, geçim kaynağına mühür vurulurken devlet vatandaşına git evinde otur demekten başka bir şey yapmıyor. Darda kalan esnafa bankaya borçlanmaktan başka yol bırakmamak yasal tefecilerle işbirliği yapıldığını göstermektedir." diye konuştu.

DEVLET İMKANLARI VATANDAŞ İÇİN KULLANILSIN

İktidara seslenen Karaduman, "Salgın sürecinde işinden olan vatandaşlar, esnek çalışma yöntemi ile açlığa mahkûm edilen çalışanlar, kepenk kapatmak zorunda kalan esnaflarımız adına sesleniyoruz. Devleti yönetenler zor zamanda vatandaşını desteklemeyecekse ne zaman destekleyecektir? Devletin imkânları, zor zamanlarda vatandaşı ayakta tutmak için kullanılmayacaksa ne için kullanılacaktır?" diye sordu.

TOPLADIĞINIZ YARDIM PARALARI NEREYE HARCANDI?

Karaduman, konuşmasına şöyle devam etti: 

"Ülkede salgın olur, kriz olur, deprem olur, doğal afet olur ancak ne hikmetse iktidarın holdinglerden yana olan tavrı değişmez. Vatandaş geçim derdi ile boğuşurken holdinglerin milyarlık vergi borçlarının silinmesine devam edildi, böyle bir süreçte bile insandan yana değil, holdinglerden yana tavır alınmıştır.
Salgın sürecinde mağduriyet yaşayan vatandaşlara destek sağlamak amacıyla Cumhurbaşkanlığı koordinesinde “biz bize yeteriz” adı altında yine vatandaşlarımızdan toplanan yardım paralarının akıbetini cumhurbaşkanı yardımcısı Sayın Fuat Oktay’a sormuştuk, gelen cevapta konunun Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler bakanlığının alanına girdiği söylenmişti aynı soruyu Aile Bakanına yönelttiğimizde ise sorumuz cevapsız bırakıldı.
En başta bir vatandaş olarak bu soruyu tekrar etmek istiyorum. Bugün mağduriyet yaşayan bunca vatandaş varken, iban ve SMS yoluyla topladığınız yardım paraları nereye harcandı? Bu parayla kaç vatandaşın hangi mağduriyeti giderildi?"

REFORM SÖYLEMLERİ TIKANIKLIĞIN İTİRAFIDIR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son günlerde dillendirdiği reform mesajlarına ilişkin de konuşan Karaduman, şunları kaydetti:

"İktidar mensupları, son zamanlarındaki ekonomi ve hukukta reform yapacağız söylemleri bu tıkanıklığın itirafıdır. İktidar bu söylemlerle sanki iktidara yeni gelmiş gibi bir tavır içerisine giriyor. Bugün ülkede hukuk reformundan önce “hukuk var mı?” bunun konuşulması gerekir. Eğer mahkemelere talimat verirseniz, kanunun gerektirdiği şekilde karar veren hâkimleri sürgün ederseniz hukuku ortadan kaldırmış olursunuz. 

REFORMDAN ÖNCE ANLAYIŞINIZI DEĞİŞTİRİN

Eğer yandaşlarınızı kayırıyorsanız, suçlu olan değil de size muhalif olanlar cezalandırılıyorsa hukuk rafa kaldırılmış demektir. Eğer, yerel mahkemelerin Anayasa mahkemesi kararlarını uygulamayacağı bir ortama oluşturur da Anayasa mahkemesini itibarsızlaştırırsanız hukuku yok saymış olursunuz. Eğer bir reformdan bahsedilecekse evvela 18 yıldır iktidarda olan bu anlayışın değişmesi gerekir.

FAİZ LOBİSİNE BÜTÇE AYIRANLAR ÇÖZÜMÜN MİMARI OLAMAZLAR

Diğer yandan 2020 bütçesinde faiz lobisine 138 milyar TL ayrılmışken ve 2021 bütçesinde de faiz lobisine 180 milyar TL ayrılması planlanırken bir ekonomi reformundan bahsediliyor. 18 yılın sonunda Türkiye’nin kaynakları tüketilmiş, sorunlar büyüdükçe büyümüştür. Yaşadığımız sorunları ortaya çıkaran yanlış uygulamaların yürütücüleri, aynı zihniyetle 18 yıldır devleti yönetenler çözümün mimarı olamazlar.

YENİ BİR YÖNETİM ANLAYIŞINA İHTİYAÇ VARDIR

18 yıl bir iktidar için devleti yönetirken bütün metotları uygulayabilmesi konusunda oldukça uzun bir süredir. Mevcut iktidar, milletin sunduğu bu sınırsız kredi ve yetkiyi hak etmediğini geldiğimiz nokta itibarıyla somut olarak göstermiştir. Aynı zihniyetle yani faizci, sermayeyi koruyup kollayan, yandaşlarını ihalelerle zengin eden, üretim değil ithalat odaklı olan, ahlak ve maneviyatı ayaklar altına alan, liyakate önem vermeyen, taraftarını kayıran, adil olmayan, hak arayanı derdest eden bir zihniyetle sorunlar çözülemez.

Sizler de biliyor ve takip ediyorsunuz ki, artık bakan değişiklikleri ve genel müdür değişiklikleri de işe yaramıyor. Zira mesele isimlerin değil, anlayışın, sistemin değişmesi meselesidir. Çünkü daha köklü, daha derin ve daha kapsamlı bir değişikliğe ihtiyaç vardır. Milletimizi huzur ve refaha kavuşturmak için sadece belirli bir grubun değil, 83 milyon vatandaşın yararını gözetecek yeni bir yönetim anlayışına ihtiyaç vardır.

MİLLİ GÖRÜŞ İKTİDARINA İHTİYAÇ VARDIR

Dolayısıyla değerli arkadaşlar, sorunlar bir ya da iki bakan değişikliği ile değil tamamıyla yönetim ve zihniyetin değişmesiyle çözülebilecektir. Türkiye’nin ahlak ve maneviyatı önceleyen, adaleti üstün tutan, kimliğine ve siyasi mensubiyetine bakmadan bütün vatandaşların sorunlarıyla ilgilenen, şahsiyetli bir dış politika anlayışıyla hareket eden, faiz lobisine değil vatandaşa hizmet edecek olan Milli Görüş iktidarına ihtiyacı vardır."

AKADEMİSYENLER BELİRSİZLİKLERLE KARŞI KARŞIYADIR

Eğitim öğretim alanındaki sorunlara da değinen Abdulkadir Karaduman, "Üniversitelerde 50/D kadrosunda Araştırma görevlisi olarak görev yapan akademisyenler belirsizliklerle karşı karşıyadır." dedi. 

ARAŞTIRMA GÖREVLİLERİNİN ÖZLÜK HAKLARI KISITLI

Karaduman, konuşmasını şöyle sonlandırdı:

"ALES, Dil Sınavı, Alan Sınavı gibi aşamalardan geçtikten sonra kadro hakkı kazanan araştırma görevlileri 50/D kadrosunda özlük hakları kısıtlı, iş güvencesi olmadan çalışmaktadır. Üniversitelerde bilimsel üretim yapan Araştırma Görevlilerinin gelecek kaygısı yaşadığı, iş güvencelerinin olmaması sebebiyle dolaylı ya da doğrudan mobbinğe maruz kaldıkları bir ortamda bilime katkı sunmaları oldukça zordur. 

SÜRECİN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ

Üniversitelerin adil ve güçlü yönetilmesine ihtiyaç vardır. Siz üniversiteye öğretim görevlisi alımı yaparken kişinin ehliyet ve liyakatini değil de akrabalık bağlarını temel alırsanız bilimsel üretimi baltalamış olursunuz. Emek harcayarak kadro hakkı kazanan akademisyenlerin yıpranması, çeşitli mobbinğe maruz kalması, bilimden çok kendi kişisel sorunlarıyla uğraşmaya zorlanmaları kabul edilebilir değildir. Güçlü ve bağımsız üniversite yapısı refahın ve gelişimin teminatıdır. Bunu sağlamak amacıyla yapılması gereken çalışmaların içerisinde ve sürecin takipçisi olacağız."

TÜRK GEMİSİNE ARAMAYI EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE KINIYORUZ

Karaduman, bir soru üzerine, Akdeniz'de Türk gemisine yapılan hukuk dışı aramayı en güçlü şekilde kınadığını söyledi.

Ankara'nın girişimleriyle askerlerin bu yanlıştan vazgeçtiğini dile getiren Karaduman, "Umarım böylesi hukuk dışı uygulamalar bir daha yaşanmaz." dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum