Devlet, mesaj mı veriyor?
Yayınlanma:
Konya Aydınlar Ocağı Genel Başkanı Dr. Mustafa Güçlü, Salı Sohbetlerinde 74. Yılında Dersim Olaylarını anlattı. Dr. Güçlü, Dersim, Türkiyenin yumuşak karnı dedi.
Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirilen sohbette, Dersim olaylarının tarihi geçmişini ve alt yapısını Selçuklu ve Osmanlı’ya kadar götüren Dr. Mustafa Güçlü, coğrafyanın insan üzerindeki etkisinden de bahsederek dağlık bölgelerde yetişen insan topluluklarının her türlü zorluğa karşı daha dayanıklı ve mücadeleci olduğunu söyledi. 1241’de vuku bulan ve 6 bin Türkmen’in katledilmesinden sonra geri kalanlarının Dersim bölgesine çekildiklerini hatırlatan Dr. Güçlü, Osmanlı döneminde padişah Yıldırım Beyazid’e kadar o bölgeye kimsenin giremediğini, o bölgede yaşayan nüfusun Zaza, Türkmen, Kürt ve ekseriyetinin Alevilerden oluştuğunu belirtti. 1420’lerde Bedrettin İsyanı yaşandığını ve daha sonraki yıllarda da isyanların devam ettiğini kaydeden Güçlü, 1916’da çıkan isyanın Mustafa Kemal tarafından bastırıldığı ifade ederek 1915’de 20 bin Ermeni’nin Dersim’de kaldığını ve içlerinde Kürt-Aleviler’in de bulunduğunu kaydetti.
Dersim isyanının ele başısının Seyit Rıza olduğunu, 1924 anayasasında Kürtlük’ün yok sayılmasıyla birlikte 1926’da Dersim’le ilgili Mutasarrıf Hamdi Bey’e ilk raporun hazırlattırıldığını, 1931’de de Şükrü Kaya Raporu’nun hazırlandığını ve İsmet İnönü Başvekil iken 1935’de bütün raporların toplanıp yeni bir raporun ortaya çıktığını bildiren Güçlü, “Bu raporların ışığı altında devlet birtakım tedbirleri yürürlüğe koyar. Dersim’in ismi, “Tunceli” olarak değiştirilir. 3. Kolordu Komutanı General Abdullah Alpdoğan’la olağanüstü dönem başlar. Dersim bölgesinde 50 aşiret vardır. Bunları 12’si büyük, 6’sı ise daha büyüktür. 1937’de Nevruz gecesi köprü yıkılır ve karakollar basılarak 33 asker şehid edilir. Bunun üzerine 50-60 bin asker Dersim’i kuşatır. Kara harekâtında başarı sağlanamayınca daha sert tedbirler alınır ve ilk kadın pilot Sabiha Gökçen’in de bulunduğu 3 uçak, Dersim’deki isyancıları havadan bombalayarak ağır kayıplar verdirilir. İsyanın elebaşısı Seyit Rıza, sığındığı karakolda yakalanır. 20 Eylül 1937’de Başvekil İsmet İnönü görevden alınarak yerine Celal Bayar atanır. Devlet idam kararı alarak önce oğlu Hasan ve ardından da Seyit Rıza’yla birlikte 7 kişi idam edilir. 1938’de de karakol basılı ve 9 er şehid edilir. Bunun üzerine 2. harekât başlar ve isyan tamamen bastırılır” şeklinde konuştu.
DEVLET, BATI’YA MESAJ VERİYOR
6-20 Eylül’de Dersim’de 13 bin 800 kişinin öldüğün, 9 bin kişinin yaralandığını ve 12 bin kişinin de sürgüne uğradığını ifade eden Dr. Mustafa Güçlü, bu sürgünde bazı ailelerin Konya’ya geldiğini ve 1950’lili yıllarda çıkan afla bazı ailelerin döndüğünü, kalanların ise Konyalılardan daha dindar olarak yaşadıklarını belirtti. Dersim olaylarını siyasi açıdan da değerlendiren Güçlü, devletin isyanı bastırmakta haklı olduğunu fakat usul ve uygulama hatası yapıldığını ifade ederek “Dersim isyanında Musul ve Kerkük petrollerinde gözü olan İngilizlerin, Nuri Dersimi ile parmağı da yok değil. Dersim, Türkiye’nin yumuşak karnıdır. Dış etkiyle birlikte Türkiye’nin bu yumuşak karnı kaşınmaktadır. Devletin, kaşınan yaraları sarmak adına 1970’li yıllarda göçle birlikte çeşitli önlemler alarak tehlikeyi günümüz Türkiye’sinde yüzde 80 oranında bertaraf ettiği görülüyor. Yaşanan son gelişmeleri ise ben, devlet yaptığı bir hamleyle Batıya gerekli mesajı veriyor, şeklinde değerlendiriyorum” dedi.
HABER MERKEZİ
Dersim isyanının ele başısının Seyit Rıza olduğunu, 1924 anayasasında Kürtlük’ün yok sayılmasıyla birlikte 1926’da Dersim’le ilgili Mutasarrıf Hamdi Bey’e ilk raporun hazırlattırıldığını, 1931’de de Şükrü Kaya Raporu’nun hazırlandığını ve İsmet İnönü Başvekil iken 1935’de bütün raporların toplanıp yeni bir raporun ortaya çıktığını bildiren Güçlü, “Bu raporların ışığı altında devlet birtakım tedbirleri yürürlüğe koyar. Dersim’in ismi, “Tunceli” olarak değiştirilir. 3. Kolordu Komutanı General Abdullah Alpdoğan’la olağanüstü dönem başlar. Dersim bölgesinde 50 aşiret vardır. Bunları 12’si büyük, 6’sı ise daha büyüktür. 1937’de Nevruz gecesi köprü yıkılır ve karakollar basılarak 33 asker şehid edilir. Bunun üzerine 50-60 bin asker Dersim’i kuşatır. Kara harekâtında başarı sağlanamayınca daha sert tedbirler alınır ve ilk kadın pilot Sabiha Gökçen’in de bulunduğu 3 uçak, Dersim’deki isyancıları havadan bombalayarak ağır kayıplar verdirilir. İsyanın elebaşısı Seyit Rıza, sığındığı karakolda yakalanır. 20 Eylül 1937’de Başvekil İsmet İnönü görevden alınarak yerine Celal Bayar atanır. Devlet idam kararı alarak önce oğlu Hasan ve ardından da Seyit Rıza’yla birlikte 7 kişi idam edilir. 1938’de de karakol basılı ve 9 er şehid edilir. Bunun üzerine 2. harekât başlar ve isyan tamamen bastırılır” şeklinde konuştu.
DEVLET, BATI’YA MESAJ VERİYOR
6-20 Eylül’de Dersim’de 13 bin 800 kişinin öldüğün, 9 bin kişinin yaralandığını ve 12 bin kişinin de sürgüne uğradığını ifade eden Dr. Mustafa Güçlü, bu sürgünde bazı ailelerin Konya’ya geldiğini ve 1950’lili yıllarda çıkan afla bazı ailelerin döndüğünü, kalanların ise Konyalılardan daha dindar olarak yaşadıklarını belirtti. Dersim olaylarını siyasi açıdan da değerlendiren Güçlü, devletin isyanı bastırmakta haklı olduğunu fakat usul ve uygulama hatası yapıldığını ifade ederek “Dersim isyanında Musul ve Kerkük petrollerinde gözü olan İngilizlerin, Nuri Dersimi ile parmağı da yok değil. Dersim, Türkiye’nin yumuşak karnıdır. Dış etkiyle birlikte Türkiye’nin bu yumuşak karnı kaşınmaktadır. Devletin, kaşınan yaraları sarmak adına 1970’li yıllarda göçle birlikte çeşitli önlemler alarak tehlikeyi günümüz Türkiye’sinde yüzde 80 oranında bertaraf ettiği görülüyor. Yaşanan son gelişmeleri ise ben, devlet yaptığı bir hamleyle Batıya gerekli mesajı veriyor, şeklinde değerlendiriyorum” dedi.
HABER MERKEZİ
Gündem





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.