Değerleri Yitirerek Değişmek

Batılılaşma değişim rüzgârı, Tanzimat ile başlamış, ahlaki çöküntüyü de beraberinde getirmiştir. Sadrazam Mustafa Reşit Paşa’nın “Hatt-ı Hümayun’u, Topkapı Sarayı’nın Gülhane bahçesinde okuyup ilan etmesinden, 50 yıl sonra Ziya Paşa’nın yaptığı şu tespit, ahlaki değerlerimizdeki yabancılaşmanın ne kadar hızlı olduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir:
“-Tagayyür eylemiştir âlemin ol rütbe ahlâkı
 Bize nakli tevârîhin gelir gûyâ yalan şimdi.”
Ziya Paşa şöyle diyor: “Ahlâkımız öyle değişmiştir ki artık geçmişte cereyan eden birtakım hakikatleri anlatsak yalan diye kimse inanmaz oldu.”
Tanzimat Fermanı’nın ilan edildiği 3 Kasım 1839 tarihinden bu yana yaşamış olduğumuz sosyal değişmeleri, yıl yıl belgesel olarak hazırlama imkânımız olsaydı, özellikle ahlâkî değerlerimizi bir bir nasıl kaybettiğimizi görmemiz çok daha kolay olurdu...
Peşinen söyleyeyim! Ben değişime, teknolojik manada batılılaşmaya karşı değilim. Ancak çok hızlı değişip yabancılaştık. Kökümüze bağlı kalarak, Japonya misali özümüzü koruyarak, değişimi başaramadık. Cemiyette olup biten bazı dürüst davranışlara bile olumlu tepki veremiyoruz. Dürüst davranışlara bile, “olamaz böyle bir şey!” deyip geçiyoruz.
Ali Emirî adını biliyorsunuzdur. “Dîvânü Lügâti’t-Türk”ü ilim âlemine kazandıran zat... Bu büyük hizmetinden dolayı Talat Paşa kadirşinaslık göstererek kendisine 300 lira -o gün için bir servettir- gönderir. Ali Emirî’nin Talat Paşa’ya verdiği cevap şöyledir:
“Lütfunuza, kadirşinaslığınıza teşekkür ederim. Fakat parayı kabul edemem. Çünkü vatanî, millî bir ufacık hizmet mukabilinde para almış olacağım. Bu ise vicdanıma ağır gelen bir şeydir, bundan dolayı size teşekkür ile beraber parayı iade ediyorum.”
Milletvekili olmasına rağmen, paltosu olmadığından soğuk günlerde arkadaşı Şefik Bey’in paltosunu giyerek TBMM’ye gitmek zorunda kalan ama “İstiklâl Marşı” için kendisine verilen 500 liralık ödülü şahsî ihtiyaçlarına sarf etmeyi uygun görmeyip bir hayır kurumuna (Dâru’l-Mesâî) bağışlayan Mehmet Akif...
Sohbet esnasında Ali Amirî’nin, Mehmet Akif’in anlayışının toplumumuzda nasıl yok olduğunu anlatmaya çalışıyoruz ve aldığımız cevap tüyler ürpertici: “Enayiliklerini doymasınlar!” Açık konuşalım, insanımızın ekseriyeti Ali Amirî’nin, Mehmet Akif’in bu anlayışına inanmamaya başladı. Çünkü insanımız başkalaştı.
Yabancılaşma serüvenimizi bir başka şairimiz Necip Fazıl şöyle özetliyor:
“Üç katlı ahşap evin her katı ayrı âlem,
Üst kat: Elinde tespîh, ağlıyor babaannem,
Orta kat: (Mavs) oynuyor annem ve âşıkları,
Alt kat: Kız kardeşimin (Tamtam)da çığlıkları...”
Evet, yarım asır önceki bu üç katlı ev günümüzde artık tek katlı... Anne, baba, babaanne, büyük baba, ağabey, kız kardeş, âşıklar, mâşuklar, torun, torba... Hepsi bir arada, karman çorman... Kimi çalıyor, kimi oynuyor, kimi içiyor, kimi sarmaş dolaş...
Biraz abarttığımı söyleyenlere, tasvir etmeye çalıştığımız tek katlı evin yansıması olan, televizyon ekranlarını ya da başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere çoğu büyük şehirlerimizin sokak ve caddelerini adres gösteriyorum.
03 Kasım 1839 Pazar akşamı yatanlar “Ashâb-ı Kehf” misâli derin bir uykuya dalarak 01 Ocak 2011 Cumartesi günü saat: 00.1.00’de uyanıp sokağa çıksalardı hep bir ağızdan şunları haykıracaklardı:
 “-Beyinler ürperir, ya Rab, ne korkunç inkılâp olmuş;
Ne din kalmış, ne îman, din harâp, ahlâk türâp olmuş...”
Ali Amirîlere, Mehmet Akiflere ne kadar da çok ihtiyacımız var.
***
Aralık Ayında Mehmet Akif’i rahmetle anmaya çalıştık. O değerleri uğruna maddi imkânsızlıklarla boğuştu. Parasızlıktan arkadaşının paltosu ile Meclis’e gidip geldi. Milli Mücadele yıllarında Kastamonu Nasrullah Cami’den yaktığı ateş bütün Anadolu’ya yayıldı. Ardından Burdur Milletvekili olarak Meclis’e girdi. Ancak Milli Şef’in ayak seslerinin duyulmaya başladığı yıllarda, Mısır’a sürgün gitmeye mecbur edildi. Mehmet Akif’e, bu zihniyetin bir özür borcu var. Sadece bu zihniyetin değil, cenazesine sahip çıkamayan (sadece yüzlerle ifade edilebilen, bir grup üniversite öğrencisi hariç), bu Milletin de bir özür borcu var.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Arşivi