Bilal Değirmenci

Bilal Değirmenci

Cümle kapısı

Modern dünya bizi maraton koşucusu haline getirdi. Sürekli hareket etmek zorundayız. Böyle olunca kök salmamız zorlaşıyor.
Belki de durmaya ihtiyacımız vardır!
Hareket kabiliyeti kazanabilmek , yönümüzü tayin edebilmek, göğe bakabilmek, süreyyanın izini sürebilmek , menzilimizi özden geçirebilmek ve kök salabilmek için belki de durmaya ihtiyacımız vardır.
Herkesin herşeyi bildiği bu bili çağında “bilmiyorum” diyebilmeye, arayışa yeniden talebe olmaya ihtiyacımız vardır belki de.
Ne kadar tuhaf değil mi? Herşeyi hareket halinde yapıyoruz. Konuşurken, okurken, yemek yerken, telefonumuzu şarj ederken durmamıza erek yok artık. Sürekli koşuyoruz, bu doğru. Fakat buna rağmen hiçbir şeye yetişemiyoruz farkında mısınız?
Her bildirim sesi bize dopamin salgılatan bir uyarıcı haline geldi. Sürekli bilgiye maruz kalıyoruz. Bu bilgi bombardımanının dışına çıkabilmek için haberin doğrusuna değil mantıklısına meylediyoruz. Malumat bilginin yerine geçiyor. Gerçeğin alıcısı olmayınca hırsızlık artıyor. Her yanlış bilgi ile bir insanın gerçeğe ulaşma imkanını çalıyoruz. Öyle diyordu Uçurtma Avcısı’nda Emir’in babası.
"Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar, hırsızlığın bir çeşitlemesidir.
Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden bir kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun.
Yalan söylediğinde, birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın.
Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun."
Herkes hızlanmaya başlarsa birinin yavaşlama hakkını da çalmış olmuyor muyuz? Teknoloji gelişiyor ama insanların yaralarını sarmak yerine yeni sorunlar çıkarmak, gerçek ile gerçekliğin yerini değiştirmek için büyük bir alan kaplamaya başlıyor. Doğru promtu girdiğinizde yapay zeka ile neredeyse herşeyi yapmak mümkün. Ama soykırımcıyı yargılayamıyorsunuz. Amerika’nın istediği yere saldırabilmesinin önüne geçemiyorsunuz. Sosyal medyada anında tepki verebiliyoruz belki. Tuşlara basma hızımızla orantılı örgütsel tepkiler ortaya çıkarabiliyoruz. İran’da yaşananlar için hala Amerika’dan demokrasi davet etmeye çalışan kafalar bile olabiliyor. Irak’ı hatırlamıyor, Libya’dan haberi yok, Filistin’i çoktan unutmuş!
Sudan vardı ne oldu oraya? Doğu Türkistan, Ukrayna, Gazze. Daha Venezuela ile ilgili tartışma programları yapamadan magazin ürünlerinin İran yorumlarını tartışmaya açtık bile. Gazze için bişey dememişlerde İran için bla bla. Gazze için ses yükseltmiş olsalar İran için konuşmaya hakları mı olacaktı?
Bunları düşünmek için durmaya ihtiyacımız var. Zihnimizi dinginleştirmek için durmaya ihtiyacımız var.
Belki bu yüzden cümlelere sığınıyorum. Bu kapıyı seviyorum. Cümle kapısı literatürde “zindan” olarak anılsa da benim cümle kapımda parmaklıklar yerine kelimeler var.
Onlara sığınıyorum.
Yavaşlamak için. Sakinleşmek için. Dünyayı anlamak, olayları doğru okuyabilmek için.
İşin burasında bu kapıya bir cümle bırakayım. Rahmetli Teoman Duralı hocamdan olsun;
“Hareket halinde karar alınmaz!”

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bilal Değirmenci Arşivi