Çocuk, Şiddet, İstismar, Taciz

Öğretmenliğimin ilk yıllarında sınıfıma bir çocuk geldi. Çocuk mahalleye yeni taşınmış. Birinci sınıflardan bir şube bana verilmişti. İkinci gün bir baba ile bir çocuk sınıfa girdi. Çocuk babasının kolunda ‘hoş geldin’. Dedim çocuğun ilk yaptığı hareket beni tekmelemek oldu. İçimden ‘bulduk belayı’ dedim. Çocuk ne tutulur. Ne kapılır. Babayla konuştum. Çocukta bir hastalık var mı? Dedim. Baba olsa da saklamaktadır.
Çocuğu sınıfa almak zorundayız. Yapacak başka bir şey yok. İlk bir hafta sınıftaki diğer öğrenciler ve ben sabrettim.
Bir hafta iki hafta derken bir iki ay geçti. Çocukta yazma yok. Sadece elektrik direklerinde ölüm tehlikesi olan resimleri çiziyor. Ne zaman kalem kâğıt versem aynı resmi çiziyor. Şaştım kaldım. Herkese düşman her şeyi düşman görüyor. Sınıftaki çocuklardan bir yaş büyük. Sınıftaki diğer öğrenciler bayağı rahatsız idareye çözüm üretmesi için diğer veliler gidip gelmekte. Çocuğa biraz kızsam, sınıftan kaçıyor kömürlüğün üstüne çıkıyor atlayacağım diye bağırıyor.
İdarenin yapacağı ilk önlem rehberlik merkezine gönderdi. Bir iki ay olmuştu okul açılalı, sınıfa girdim sınıftaki çocukların kalemlerini, defterlerini hepsini sobaya atmış Çoğunu da dövmüş. Baktım çocukların hepsi ağlıyor. Kaynaştırma işe yaramayacak gibi görünüyor. Yoklamayı almaya başladım ertesi gün, yine okula gelmiş. Yanıma yaklaştı, ellerini bana gösterdi ne göreyim annesi televizyonu bozdun diye demirle avuçlarını dağlamış. Canım yandı. Hemen anneyi ve babayı okula çağırdım. Anneye ve babaya bir daha olursa savcılığa vereceğimi söyledim. Çocukları, öğretmen olarak hiçbir zaman suçlamadım hep anneleri ve babaları suçlamışımdır. Sınıfın diğer velileri çocuklarını göndermeyeceklerini söylediler. Bu çocuk sınıfa gelirse diye. Sonunda çözüm bulundu gibi beceri derslerinde sınıfta, diğer derslerde emekliliğine bir dönem kalmış yaşlı bir öğretmen arkadaş vardı. Kadro fazlası idi. Müdür bey sınıf vermemişti. Bu çocukla ilgilenmesini istedi. O arkadaşın da biraz psikolojik sorunları olduğu için sınıf verilmemişti. Çocuğu birkaç hafta okuttu. O da çocuğu iyice haşlamış, dövmüş.
Ama çocuk beni görünce ‘öğretmenim beni sınıfına al, yaramazlık yapmayacağım’ diye ayaklarıma sarılıyordu. Sonra çocuğu sınıfa tekrar aldım. Evi yolumun üstündeydi araba ile evine bırakıyordum. Beni sevmeye başladı. Evdeki dayaktan da kurtuldu. Aileyi iyice sıkıştırdım. Çocuk sosyalleşti, mendil kullanmasını, ellerini yıkamasını, sene sonuna doğru oyunlara katılmaya başladı. Okumaya geçemedi. Bir cümle öğrendi. Ama çiçek resmi, insan figürleri, ağaç figürleri çizmeye başladı. Babası illa sınıfta kalmasını istedi kaynaştırmaya tabii olduğu halde sınıfta bıraktık. Okul açıldığında sınıfta yerini almıştı. Dedim sen bu sınıfta değilsin dedim. ‘Ben başka sınıfa gitmem’ dedi
İkinci gün törende bacağımda sinek ısırığı gibi bir şey hissettim. Baktım elinde küçücük bir bıçak bana batırmış. Sen beni sınıfta bıraktın. Seni sevmiyorum artık dedi.
Fiziksel Şiddet
Fiziksel şiddet, en fazla hiperaktif, zihinsel özürlü ve uyum güçlüğü çeken çocuklar okul ortamında, çevreden ve akran guruplarından fiziki şiddet görürler. Stresli aile çocukları ve problemli anne ve babaların çocukları anne ve babalarından ya da evdeki diğer büyüklerden fiziksel şiddet görmektedirler. Çok şükür okullarda ‘eti senin kemiği benim’ diye teslim ediliyordu, çocuklar. O zihniyet yıkıldı. İlkokul öğretmenimden o kadar dayak yedim ki adamın ismini dahi telaffuz etmek istemiyorum. Fiziksel şiddet gören çocuklar kendilerine zarar verici davranışlar sergilemektedirler. Fiziksel şiddet gören çocuklar fiziksel, bilişsel, duygusal bozuklukların yanında ölümlere kadar ciddi sonuçlarla karşılaşmaktadırlar. Bunları haberlerde maalesef okuyup, duymaktayız. Fiziksel şiddet gören çocuklar, içine kapanır, çocuk sürekli kaygı yaşamaktadır. Çocuğun kendine güveni azalır. Kendi öz saygısını kaybeder. Bunun yanında çocuk, saldırganlık göstermekte, çocuk kendini değersiz, çaresiz hissetmekte, sosyal ilişkilerinde sorunlar yaşamakta, sosyal hayatta da saldırgan olmaktadır. Yoğun kaygı yaşamakta, gördüğü şiddetin bir hayat tarzı olduğunu benimser, bunu normal kabul etmekte ve ana baba olduğunda gördüğü şiddeti transfer ederek aynı şekilde çocuklarına uygulamaktadır. Topluma karşıda da saldırgan olur.
Duygusal İstismara Karşı
Anne ve babası tarafından aile dışındakilerin yanında sürekli eleştirilen, aşağılanan sevgi ve ilgi ihtiyacı yeterince karşılamayan çocuk pasif kişilik özelliklerine sahip kendine güveni olmayan, anti sosyal davranışlar gösteren kişiler olurlar. Çocukların duygusal istismarı çocuğun zihinsel ve fiziksel gelişimini de etkiler. Aşağılanan çocukta öğrenme güçlüğü, dikkat dağınıklığı gözükür. Derslerindeki başarıyı etkiler. Çocuklarınızla birilerinin alay etmesine aşağılamasına izin vermeyin. Çocuğun gücünün üstesinde yapamayacağı derste olsa istemeyin, aşırı korumayın, şuram ağrıyor buram ağrıyor dediğinde hastalığını ciddiye alın. Çocuklarınızdan sevgi şefkati esirgemeyin, genelde babalar televizyon ve kahvelerde geçireceği vakitleri çocuklarına ayırsalar, çocukların gelişimi için daha yararlı olur. Duygusal istismarın en önemlisi sevgi yoksunluğudur. Çocuğunuza onu sevdiğinizi hareketlerinizle gösterip ve konuşmalarınızla söyleyin.
Tacize Karşı Önlemler
Çocukların en fazla cinsel istismara maruz kaldıkları yaşlar 4–9 yaş arası olduğunu uzamanlar söylemektedirler. Hayır demeyi çocuklarınıza öğretin! Her şeye evet saygı gereği öğretiliyor. Çocuklarınızın öfkesini öldürmeyin, kendilerini korumaları gerektiğinde öfkelenip, bağırmayı, çağırmayı, yardım istemeyi öğrensin, birileri onları rahatsız edici davranıyorsa, korkmadan size söylemelerini tembih edin. Biri rahatsız ettiğini söylerse, ona inanın. Sır saklama konusunda başkaları onlara söylerse, başkasının sırrını saklamamasını öğretin. Vücuduna kimsenin dokunamayacağını söyleyin, biri öper, eller, bunu kimseye söyleme, sır kalsın diyorsa, bunun sır olmayacağını muhakkak anne ve babaya söylenmesi gerektiğini, böyle bir şeyi çocuğun söylediği için, çocuğunuza, kızmayacağınızı ona anlatın. Çocuğa ben senin babanın, annenin, ağabeyinin ablanın, arkadaşıyım seni şurada bekliyorlar. Gel benimle onların yanına götüreyim gibi durumları çocuklarınıza anlatın. Yabancılarla konuşulmayacağını yaklaşılmayacağını öğretin.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi