Camii ile irtibat kopmasın
Çevre esnafının Kapu Camii ile bütünleşen ve çıraklar vasıtasıyla yeni kuşaklara aktarılan manevi geleneğinin yaşatılması isteniyor. Bölgede 68 yıldır esnaflık yapan Hüseyin Pekyatırmacı, maneviyatın zayıflamasından şikayetçi
Kapu Camii civarında bulunan ayakkabıcılar, yeni kuşağın manevi eğitimini de üstlenen geleneklerini yaşatmak istiyor. Manevi olarak eskiden birçok geleneğin uygulandığı ve satılan ürünlerde belirli mesajların verildiği ayakkabıcılarda eski günlere özlem duyuluyor. Kapu Cami civarındaki en eski ayakkabıcı esnaflarından Hüseyin Pekyatırmacı ayakkabıcı esnafında geçmişe özlem olduğunu söyledi. Pekyatırmacı, “1944 yılından bu yana burada ayakkabıcılık yapıyorum. 10 yaşında bu mesleğe başladım. Bizim zamanımızda burada uyulması gereken ve gönüllü olarak uyulan bazı kurallar var idi. Dükkana çırak olarak bir eleman alındığı zaman çırağın dini eğitimini dükkan sahibi üstlenirdi. Kapu Camii’nde temel dini bilgilerin yanı sıra elemanlara geniş kapsamlı ilim dersleri verilirdi. Ayrıca namaz hususunda tüm esnaflar son derece hassas davranırdı. Burada çalışan çocuklar da istekli olarak namazlarını kılarlardı” dedi. Satılan ayakkabılarda dini bir mesajın verildiğini dile getiren Pekyatırmacı, “Satılan ve üretilen ayakkabılar ile müşteriye dini bir mesaj verirdik. Örneğin mest ayakkabısı sattığımız zaman alıcı bunda namaza yönelten bir mesaj alırdı. Ayrıca ayakkabılardaki isimler şimdiki gibi yabancı isimler değildi. Türkçe isimler ve genelde ayakkabıyı imal eden kişinin soy ismi kullanılırdı. Kültürel olarak çok güzel bir yöntemdi bu” diye konuştu.
KAPU CAMİ BİZİM İÇİN EN BÜYÜK KAZANÇ
Kapu Cami’nin civardaki esnaflar için büyük bir kazanç olduğunu ifade eden Hüseyin Pekyatırmacı, Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi tarafından Kapu Camii’nin Konya’nın Harem-i Şerifi olarak tanımlandığını söyledi. Kapu Cami cemaati olmanın büyük önem taşıdığını vurgulayan Pekyatırmacı, “Burada bulunan esnaflar yıllardır Kapu Camii’nin cemaatidirler. Yetiştirdikleri elemanlar da bu manevi duygudan yararlanıyordu. Şimdi baktığımız zaman bu geleneklerde büyük bir gevşeklik yaşanıyor. Eskiyle karşılaştırdığımız zaman kültürel bir yozlaşma ön plana çıkıyor. Biz yetişen nesle sürekli nasihatlerde bulunuyoruz manevi yönden. İnşallah fayda sağlar” ifadelerini kullandı. Konya’da ticaretin kalbinin bedesten içi olduğunu belirten Pekyatırmacı, “Burası Konya’da ticaretin merkezi idi. Eski esnaf olduğumuz için bazı ahbaplarımız var. O yüzden müşteri bulmada sıkıntı çekmiyoruz. Ama süpermarketler, büyük mağazalar açılınca buranın hareketliliği neredeyse hiç kalmadı. Birçok dükkan el değiştirdi. Buranın ömrünün tamamladığını düşünenler var. İnşallah bizden sonra burayı yaşatmak için çalışma gösterirler” dedi. Üretimin bedesten içinden tamamen kalktığını dile getiren Pekyatırmacı, Konya kalabalıklaştığı için buranın yükünün büyük bir bölümünün sanayilere taşındığını söyledi. Bedesten içi ayakkabıcı esnafı Muammer Özçatal ise, eskiyi aradıklarını söyledi. Özçatal, “Eskiden buralarda çalışan çırak ve kalfalar ezan okunduğu zaman koşarak Kapu Camii’ne giderlerdi. Şimdiki nesil biraz daha işin gırgırında. Sadece namaz konusunda değil, ustalara ve patrona olan saygı da gün geçtikçe azalıyor. Buranın eskisi olan esnaf arkadaşlar eski günlere özlem duyuyor” diye konuştu. Ayakkabılara verilen isimlerde de yabancılaşmanın yaygınlaştığını söyleyen Özçatal, “Ayakkabının tamamı Konya’da üretiliyor ve kullanılan malzemelerin tamamı yerli olduğu halde ayakkabılara yabancı isim veriyorlar. Adam ayakkabıyı aldığı zaman onun Türk malı olduğunu anlayamıyor. Ayakkabı artık tamamen yabancılaşıyor. Yerli üretime bile yabancılaşma hakim oldu” ifadelerini kullandı.
İBRAHİM ÇİÇEKÇİ





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.