Cadı kazanı Konyaspor
Yayınlanma:
Konyaspor için ne yazarsak ne söylersek söyleyelim hiçbir zaman tedavi için doğru teşhisi belirleyebileceğimizi düşünmüyorum. Futbol anlamında istikrara ve başarıya aç bir takım Konyaspor. Ancak yıllar geçtikçe kısır bir başarısızlık döngüsünden kurtulmak ve ligimizde adını söz ettirmek yerine aynı hataları tekrarlayan şehrin kendisiyle bir türlü bütünleşemediği bir takım oldu Konyaspor.
Yıllardır kümede kalma savaşı verdikten sonra şampiyonluk yaşayan Bursaspor ve şimdilerde düşme hattında olmasına rağmen iki sezon önce şampiyonluk kupasının kulpuna yapışmış bir Sivasspor, anlayış ve futbola bakış açısından fersah fersah uzakta artık. Sivasspor küme düşse de böyle düşmese de.
Ara transferde bir takım kadar oyuncu alan Konyaspor ise üç haftada topladığı bir puanla yine krizden çıkamadı. Bursaspor karşısında rakibine baskı yapan, ısıran yeşil-beyazlılar umut verdiler ancak Eskişehirspor ve Gaziantepspor maçlarında bu oyun galibiyete dönüşmeyince camiada yine çatlak sesler yükselmeye başladı.
Ve bugünlerde Konyaspor‘la yatıp kalkan, endişelenen her insanın zihninde aynı soru: Ziya Doğan gitsin mi kalsın mı?
Ziya Doğan bir makine değil, galibiyete ayarlanmış bir robot hiç değil. Konyaspor için günün büyük bir bölümünde mutlaka düşünceleri, endişeleri olan, kafasındaki planları hayata koymaya çalışan, bunun için mücadele eden ortalama bir teknik adamdır. Her defasında takımın düşmeyeceğini yineleyen ve şehrin takıma olan güvenini kaybetmemesini istemesi bu sebeptendir, bu sebeptendir takımın yarısını değiştirerek takıma yeni bir heyecan araması.
Yani gitsin mi kalsın mı?
Ligde son haftanın son saniyesine kadar Ziya Doğan görevde kalmalı. Ligde onuncu hafta geride kaldığında gönderilmediyse Ziya Doğan ve ara transferde kamyonla oyuncu alındıysa bu saatten sonra Doğan’ın gitmesi kelimenin tam anlamıyla bir Konyaspor intiharıdır.
Diyebilirsiniz ki, ‘sen Ziya Doğan için gönderilmesini isteyen bir yazı yazmıştın. Şimdi ne oldu?’
Bir kere bütün samimiyetimle söylüyorum, devre arasında tam anlamıyla ateşten gömlek giyerek, elini taşın altına koymuş ve ‘hadi bana eyvallah ben gidiyorum’ dememiştir. Bu davranışıyla Yılmaz Vural, Erdoğan Arıca, Raşit Çetiner, Samet Aybaba gibi istikrarsızlık abidelerinden ayrılmıştır. O yazının yazıldığı günlerde Ziya Doğan şehir ile tam anlamıyla bütünleşmemişti. Konyaspor’u sahiplenme noktasında sıkıntılar vardı ve söylem olarak olmasa da belki zihinsel olarak her an çekip gitmeye hazırdı.
Yani şimdiki Doğan ile o zaman ki Doğan arasında ciddi farklar var. Bu nedenle Ziya Doğan’ın sonuna kadar kalmasından yanayım.
Ziya Doğan’ın Gaziantepspor maçından önce basın toplantısında açıklamalarını okudum. Gaziantep maçında sahaya yansımasa da kendine güveni ve Konyaspor’a kefil olması önemli. Şehre seslenerek, ‘Çok samimi Konya kamuoyuna sesleniyorum, panik yaparsanız bu takım düşer. Sakin olursanız bu takımın düşme korkusu yok. Sadece ben ve futbolcularla bitmiyor bu iş. Biz sakiniz ama bir maçta bizi Real Madrid, bir maçta da Çatladıkapıspor yapamazsınız’ sözleri de futbol kamuoyundan sakinlik ve destek isteği olarak olumlu yorumlanabilir.
BUCA MAÇI 6 DEĞİL 100 PUANLIK BİR MAÇ
Konyaspor için Buca maçı öyle bir maç ki hani bazı maçlara 6 puanlık, 9 puanlık deriz ya, işte Buca maçının Konyaspor için puandan daha çok bir nefes alma ve galibiyet istikrarı yakalama adına 100 puanlık bir maç olduğunu düşünüyorum. Ziya Doğan’ın kefil olduğu Konyaspor için Buca deplasmanı tam anlamıyla bir ölçü, bir kırılma maçı. Gençlerbirliği ve Ankaragücü takımlarının puantajda biraz olsun rahatladığını ve Sivasspor’un da Trabzonspor ile maçının olduğunu düşünürsek bu maç Konyaspor için ‘ben de buradayım’ çığlığı atma maçıdır.
Buca deplasmanının ayrıca Ziya Doğan için de kırılma noktası olacağını hatırlatmaya bile gerek yok.
Yıllardır kümede kalma savaşı verdikten sonra şampiyonluk yaşayan Bursaspor ve şimdilerde düşme hattında olmasına rağmen iki sezon önce şampiyonluk kupasının kulpuna yapışmış bir Sivasspor, anlayış ve futbola bakış açısından fersah fersah uzakta artık. Sivasspor küme düşse de böyle düşmese de.
Ara transferde bir takım kadar oyuncu alan Konyaspor ise üç haftada topladığı bir puanla yine krizden çıkamadı. Bursaspor karşısında rakibine baskı yapan, ısıran yeşil-beyazlılar umut verdiler ancak Eskişehirspor ve Gaziantepspor maçlarında bu oyun galibiyete dönüşmeyince camiada yine çatlak sesler yükselmeye başladı.
Ve bugünlerde Konyaspor‘la yatıp kalkan, endişelenen her insanın zihninde aynı soru: Ziya Doğan gitsin mi kalsın mı?
Ziya Doğan bir makine değil, galibiyete ayarlanmış bir robot hiç değil. Konyaspor için günün büyük bir bölümünde mutlaka düşünceleri, endişeleri olan, kafasındaki planları hayata koymaya çalışan, bunun için mücadele eden ortalama bir teknik adamdır. Her defasında takımın düşmeyeceğini yineleyen ve şehrin takıma olan güvenini kaybetmemesini istemesi bu sebeptendir, bu sebeptendir takımın yarısını değiştirerek takıma yeni bir heyecan araması.
Yani gitsin mi kalsın mı?
Ligde son haftanın son saniyesine kadar Ziya Doğan görevde kalmalı. Ligde onuncu hafta geride kaldığında gönderilmediyse Ziya Doğan ve ara transferde kamyonla oyuncu alındıysa bu saatten sonra Doğan’ın gitmesi kelimenin tam anlamıyla bir Konyaspor intiharıdır.
Diyebilirsiniz ki, ‘sen Ziya Doğan için gönderilmesini isteyen bir yazı yazmıştın. Şimdi ne oldu?’
Bir kere bütün samimiyetimle söylüyorum, devre arasında tam anlamıyla ateşten gömlek giyerek, elini taşın altına koymuş ve ‘hadi bana eyvallah ben gidiyorum’ dememiştir. Bu davranışıyla Yılmaz Vural, Erdoğan Arıca, Raşit Çetiner, Samet Aybaba gibi istikrarsızlık abidelerinden ayrılmıştır. O yazının yazıldığı günlerde Ziya Doğan şehir ile tam anlamıyla bütünleşmemişti. Konyaspor’u sahiplenme noktasında sıkıntılar vardı ve söylem olarak olmasa da belki zihinsel olarak her an çekip gitmeye hazırdı.
Yani şimdiki Doğan ile o zaman ki Doğan arasında ciddi farklar var. Bu nedenle Ziya Doğan’ın sonuna kadar kalmasından yanayım.
Ziya Doğan’ın Gaziantepspor maçından önce basın toplantısında açıklamalarını okudum. Gaziantep maçında sahaya yansımasa da kendine güveni ve Konyaspor’a kefil olması önemli. Şehre seslenerek, ‘Çok samimi Konya kamuoyuna sesleniyorum, panik yaparsanız bu takım düşer. Sakin olursanız bu takımın düşme korkusu yok. Sadece ben ve futbolcularla bitmiyor bu iş. Biz sakiniz ama bir maçta bizi Real Madrid, bir maçta da Çatladıkapıspor yapamazsınız’ sözleri de futbol kamuoyundan sakinlik ve destek isteği olarak olumlu yorumlanabilir.
BUCA MAÇI 6 DEĞİL 100 PUANLIK BİR MAÇ
Konyaspor için Buca maçı öyle bir maç ki hani bazı maçlara 6 puanlık, 9 puanlık deriz ya, işte Buca maçının Konyaspor için puandan daha çok bir nefes alma ve galibiyet istikrarı yakalama adına 100 puanlık bir maç olduğunu düşünüyorum. Ziya Doğan’ın kefil olduğu Konyaspor için Buca deplasmanı tam anlamıyla bir ölçü, bir kırılma maçı. Gençlerbirliği ve Ankaragücü takımlarının puantajda biraz olsun rahatladığını ve Sivasspor’un da Trabzonspor ile maçının olduğunu düşünürsek bu maç Konyaspor için ‘ben de buradayım’ çığlığı atma maçıdır.
Buca deplasmanının ayrıca Ziya Doğan için de kırılma noktası olacağını hatırlatmaya bile gerek yok.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.