Telefonum uzun uzun çaldı. Telefondaki kişinin sesinden bir kadim dostum olduğunu anladım. Lakin çoktan beri görüşmüyorduk. Hoş sohbet, hal ve hatır sorduktan sonra: “Nelerle meşgulsün abi?'' Diyerek söze başladı. Öykü, şiir ve pedegoji yazılarıyla uğraştığımı söyledim... Bölünmüş ve parçalanmış aile çocuklarıyla ile ilgili hiç yazın var mı?” Diye sordu. Bu konuda yazım olmadığını söyledim.
''Bu konuyla ilgili sizden bir yazı bekliyorum'' diyerek sözü uzattı. Niye? dedim. Başımdan şöyle bir olay geçti.
''Bu yaz umre ziyareti nasip oldu. Orada başıma şöyle bir olay geldi. Kâbe'nin etrafını tavaf ettikten sonra, bir çocuk gördüm. Elimde dua kitabı vardı. Çocuğun Türk olduğu belliydi hiç bir şey sormadan:
--Kaçıncı sınıfa gidiyorsun? dedim:
- İkinci sınıfa gidiyorum, dedi.
- Şu, dua kitabını sana versem: Okuya bilir misin? diye. Çocuğa söyleyince:
''Ben o sayfadaki edilecek duayı ezbere biliyordum, abi. Çocukla beraber dua edelim, dedim. Lakin çocuğun, dudaklarından'' Allah'ım babamla annem bir araya gelsin. Yine evimizde mutlu yaşayalım ne olur Allah'ım! Onlar bir araya gelsin. Diye. Kitaptaki duayı okumaya başladı. Şok oldum. Kitapta öyle bir dua yazmıyordu. Parçalanmış aile çocuklarınla karşılaşmıştım. Fakat çocuğun gözlerinin bulutlanıp nemlendiğini ardından göz yaşları dökülürcesine dua ettiğini gördüm. Benimde gözlerim birden bulutlandı, nemlendi, ağlamaklı oldum. Kitabı elime aldım. Duamı bitirdim. Bütün parçalanmış ve bölünmüş ailelerin birleşmesi ve çocukların acı çekmemsi için dua ettim. Çocuğu aldım biraz sohbet ettik. Annesinin yanına gittik. Annesine durumu dilimin döndüğü kadar anlattım. ''Baba sevgisi hasret olmuş, özleme dönüşmüş, büyümüş büyümüş çözülmez düğümler olmuş, yüreğinde, duygularında zihninde, dedim.'' Anneye bunları konuştuktan sonra, annenin bana cevabı daha kötüydü:
- Biraz düzeldi. Biraz daha kendini toparlaması için buraya getirdim. Diyen, anne ve çocuktan: Hoşça kalın, Allah'a emanet olun! Diyerek ayrıldım.''
-Maalesef, batının bulaşıcı hastalığı ülkemize de yayıldı. Hocam demekten başka bir şey aklıma gelmedi.
-Evet hocam:
Tarifsiz üzüntü yaşıyorum. Ebeveyn: sevgi, şefkat ve ilgisine muhtaç binlerce yüz binlerce minik yürekleriyle çocuklar acı çekmektedirler. Hiç bir sorumluluğu ve günahı olmayan günahsız yavrucaklar anne ve babalarının enaniyetlerinin acılarını çekmektedirler evet boşanmaların çoğu eşler arasındaki enaniyetten kaynaklanmaktadır. Minik yürekleri güllük ve gülüstanlık bir hayatı yaşarken hiç beklemedikleri bir anda çocukların büyük bir yük omuzlarına çökmekte: yüreklerinin derinliklerinde; tarifsiz acılar yaşamakta. Hayata başlarken, diğer çocuklara göre hayatın mağlubu olarak ensesine çöken yükle yüreğinin derinliklerinde acı hüzün taşıyarak, yürek burukluğu ile hayata başlarlar.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.