Bu Sene de Okullar Açıldı

Yazımın başlığını okuyup da gelecek sene okullar açılmayacakmış gibi bir anlam çıkartmayın. Okullar bu sene açıldı, önümüzdeki yıl da açılacak ve açılmaya da devam edecek. Daha açığı tatillerin dışında hiç kapanmayacak. Eğer bu açılışları, okulların açılması kabul ediyorsanız. Önümüzdeki yıllarda Doğu ve Güneydoğuda okullar açılmayabilir. Çünkü öyle bir eğilim var. Her dediklerini de zaten yaptırmaya veya kabul ettirmeye de başladılar.  Kürtçe eğitim yoksa biz okulları açmıyoruz veya açtırmıyoruz diyebilirler. O zaman vatanımızın bölünmez bütünlüğünü, üniter devlet yapısını, istiklâl ve hürriyetimizi savunmakla görevli olanlar ne yapacaklar. Ne yapacaklarını veya nasıl davranacaklarını şimdiden kestirmek mümkün değil, o zaman göreceğiz
Her yıl olduğu gibi bu sere de okullar açıldı. Okulların açıldığını, özel kıyafetli öğrencilerin sokaklarda ve taşıtlarda çokça görülmelerinden de anlıyoruz.  PKK terör örgütünün Doğu ve Güneydoğuda çocukların okulları bir hafta süreli boykot etmeleri çağrısı pek fayda vermedi.  Gerçi bir kısım medya fayda vermiş gibi ve PKK nın okulları boykot kararı tutmuş gibi göstermeye çalışsa da durum gösteriyor ki bekledikleri gibi olmadı.
Okulların açılmasına sevinmeyen kimselerin olabileceğini pek sanmıyorum. Her şeyden önce anne ve babalar çocuklarının başlarından gitmiş olmasına sevinmişlerdir. Kendilerinin başa çıkamadıkları çocuklarıyla öğretmenlerin ve okul idaresinin nasıl başa çıkabileceğini düşünmeden sevinmişlerdir. Bir kısım esnaf, kitapçı ve kırtasiyeciler okul malzemelerinin satışında artış olacak diye sevinirler. Simitçiler simit satacağız,  poçacılar poça satacağız,  sokak  çeteleri  esrar, eroin gibi zehirleyici ve uyuşturucu madde satacağız, tiryaki öğrenciler anne ve babalarının takip ve baskısından kurtulup sigara içeceğiz,  gözü dışarıda olan gençler kız tavlayacağız, sinemacılar ve kantinciler müşteri bulacağız, taşıtlar öğrenci taşıyacağız,  bir kısım öğrenciler okulu bahane edip büyüklerden harçlık koparacağız  ve evden kaytaracağız diye sevindiler. Okulların açılmasına ne yalan söyleyeyim ben de çok sevindim. Çünkü gece saat bire kadar oturduğum sitenin bahçesinde bağırtılı, çağırtılı ve gürültülü oyun oynayan çocukların sesleri çıktığı kadar bağırmalarından kurtuldum da onun için. O gürültü ve patırdıyı duyan siz olsanız siz de sevinirsiniz.
Okulların açılmasına sevinenler olduğu gibi bir de sevinmeyenlerin olması gerekir.  Bakalım sevinmeyenler kimler ve neden sevinmemişler  bir de onları görelim.:
Okulların açılmasına özel dershaneler ve özel dershanelerde ders verenler herhalde pek sevinmezler. Yaz tatillerinde öğrencileri iş yerlerinde ucuz fiyatla çalıştıranlar ve sigorta pirimi falan ödemeyenler yine pek sevinmezler. Yaz tatillerinde çalışarak aile betçesine katkıda bulunan öğrencilerin okula gitmelerine bu durumda olan aileler galiba sevinmezler. Birbirleriyle kavgalı olan öğrenciler de okulda ve sokakta kavga etme ihtimalleri olduğu için okulların açılmasına pek sevinmezler.
Velilerin okullardaki işlere çok karışmaları, öğretmenleri çocuklarımızı dövüyorlar diye ikide bir şikâyette bulunmaları okullardaki disiplini sarstı ve örgencinin şımarmasına yol açtı, öğrencinin okul ve öğretmen korkusunu azalttı.  Öğrenci, kendisinin öğrenci olduğunu gösteren işaret, kıyafet, forma ve belgeden bir an önce kurtulmak ister. Bizim öğrencilik yıllarımızda kız öğrenciler bile başlarına kasket giyerlerdi.  Sokaktaki gençler arasında öğrenci olanlar hemen fark edilirlerdi. Şimdi öyle mi? 
Öğrenci olan bir kimse başında kasketi olduğu için davranışlarına dikkat eder ve elinde sigarasıyla sokaklarda yürüyemezdi. Bir nevi sivil üniformalı askeri öğrenci gibi. Şimdi öğrenci okulundan çıkar çıkmaz;  erkek öğrenciler ceketlerini omuzlarına atmalarından, kız öğrencilerde kısaltmak için eteklerini toplayıp kemerdin altına sokmalarından anlaşılıyor. Diyebilirsiniz ki devir değişti, ama senin gibilerin kafası değişmedi.  Benim gibileri bilemem, ama bu gidişle benim kafa hiç değişmeyecek.  Sizin öğrencilik yıllarınızla şimdiki bir olur mu diyeceksiniz. Doğru devir değişti, ama okula gitme ve bilgi edinme şartları ve yolları değişmedi. Bunu sağlamak için şart olan disiplin kaideleri hiç değişmedi.
Her okul, öğrencisine mutlaka sahip çıkmalı. Çocuk velileri bu konuda okul idarelerine yardımcı ve destek olmalı. Köstek olmamalı. İdareler, öğrencilerine, okullarının öğrencileri olduklarını evvela kendilerine sonra da sokağa kabul ettirmeli. Bu da öğrencilerin okullarının özel işaretlerini tanımaları ve taşımaları ile mümkün olur.  Bizim okul kasketlerimiz vardı ve şeridi beyazdı.  Beyaz şeritli kasket giyen öğrencinin, İmam-Hatip Okulu öğrencisi olduğu hemen anlaşılırdı.  Lisenin kasket şeridinin rengi sarı idi.  Sanat Okulunun kasket şeridinin rengi yeşildi. Ticaret Lisesinin kasket şeridinin rengi kırmızı idi.  Hepsinin kasketinin önünde şimdi bayrağımızda bulunan ay yıldız vardı.  Böylece öğrenciler başlarında okullarının kasketi bulunduğu için ayıplanırız korkusuyla ve utanma duygusuyla diğer sokak çocukları gibi hareket edemezlerdi. Ne yapsak ki, yine eskiye mi dönsek? Belki bir tedbir ve çare olabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi