Boşanmış Eşlerin Çocuklara Yanlış ve Doğru Tutumları
Yıllar önce bir okulda göreve başladım. Çocukları tanımam vakit alsa da bir kaç hafta içinde sınıfın hemen hemen hepsini tanıdım. Bir öğrencimin parçalanmış aile çocuğu olduğunu öğrendim.
Zeki bir çocuk ama derslere karşı ilgisiz davranmakta, ödev kontrolü yaptığımda, sürekli bahaneler uydurmaktaydı.
Çocuğun aile bilgilerini tanıma formunu inceledim. Babası ve kendinden dört yaş büyük abisiyle birlikte yaşamakta olduğunu öğrendim. Annesiyle görüşmesi, babası tarafından tamamen yasaklanmış. Anneyi, görmeyen çocuğunun neler yaşadığını, iç dünyasında ne fırtınalar koptuğunu düşünmek dahi istemezdim. Babası, bana annesi gelse dahi görüştürmemem için benden ciddi ciddi söz almak istiyordu. Çocuk, çoğu zaman okula beslenmesiz geliyordu.
Çocuğa:
- Niye beslenmesiz geliyorsun? dediğimde. Bahaneler üretiyordu.
Öğlenci olduğum için; okula saatinde gelirdim. Bir gün okula erken geldim. Baktım çocuk üç ders önce gelmiş. Sabah kahvaltısı yapmadan, akşamdan hazırlanan beslenmeyi de erken geldiği için, getirdiği beslenmeyi okulda yediği için beslenme saatine beslenmesi kalmamaktadır.
- Niye bu kadar erken geldin? diye sorunca:
- Ben hep böyle gelirim öğretmenim. Abim liseye giderken kapıyı kilitler. Beni de okula getirir bırakır, dedi.
- Her gün böyle mi geliyorsun?
- Evet, dedi.
Babayı aradım okula geldi. Benim size yapacağım tavsiye şunlardır. Beni dikkatlice dinleyin dedim.
Boşanmalarda iki tarafta mağdur olmuş olabilir. İki tarafta acı çekmiş olabilir. Esas mağdur olan acı çeken, unutulmamalıdır ki çocuktur, dedim. Çocuğun daha fazla acı çekmesini istemiyorsan, anneyi suçlayıcı davranış ve sözleri çocuğun yanında kesinlikle konuşma. Çocuğun annesiyle görüşmesine izin ver. Anne çocuğu reddetmediği takdirde, hatta mahkeme kararı annenin yanında kalması gerektiği halde çocuğu anneden almışın. Sen sadece anneden öç almak için çocuğu görüştürmüyorsun. Bu davranışlarınla çocuğun ruh dünyasında açtığın yarayı hiç düşündün mü? Ruh sağlığını ve geleceğini nasıl etkilediğini hiç düşündün mü?
Bu çocuk tepkisiz büyümüş. Çocuk benim yanımda kalsın, anneyi aramasın bana bağlansın ya da annesin yanına gitmesin düşüncesiyle çocuğa sorumluluk duygusu vermemişin. Doğru yerde doğru zamanda doğru tepkiyi koymamışın. Çocukta sorumluluk duygusu gelişmemiş. Çocukta disiplin ve sorumluluk eksikliği var. Diyerek sözümü bitirdim.
Veli ile çok konuştuğumuzu gören bir öğretmen arkadaş.
- Ne problem var? Bu kadar uzun uzun konuştunuz. diye sordu.
Parçalanmış aile dedim.
Benim sınıfta da var. Parçalanmış bir aile çocuğu dedi. Öğrenci annenin yanında kalıyor. Niye ders çalışmadım? desem. Gözleri doluyor.
Sebebi demek ki; anne çocuğu kendi tarafına çekmek için, çocuğun her dediğini yapmış. Annenin bu davranışı; çocukta disiplin eksikliğine yol açmış. Disiplinli olmamaya alışmış. Çocuğa, şimdi okul kuralları ve ders sorumluluğu ağır gelmektedir.
Anne ve babanın değeri çocuğun gözünde işleriyle değil, iyi bir anne baba olmalarıyla ölçülür. Çocukların gözünde iyi bir anne ve baba olmak, çocuklara karşı besledikleri sevgi, şefkat ve onlara ayırdıkları vakit ile değerlendirmektedirler. Aile parçalanmış olsa bile çocuklar kendini dışlanmış hissetmemeleri için, çocuklara vakit ayırmalıdır. Yoksa çocuk kendini aileye ait hissetmeyecek. Aidiyet duygusunu sokakta aramaya kalkacaktır.
Cinsel kimlik gelişimi konusunda da erkek çocuk babayı özdeş model aldığı için anne yanında kalsa dahi ara ara babayla vakit geçirmelidir. Kız çocuğunda anneyi özdeş model aldığı için baba yanında kalsa dahi ara ara anne ile vakit geçirmesi gereklidir. Parçalanmış ailede çocuklarının hem anne hem de babalarıyla diyalogunu kesmeyip sürdürmelidirler. Çocuğa, anne ve babanın sahip çıkması durumunda çocuk, kendini daha güvende hissetmesini sağlayacaktır.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.