Biz nasıl Müslüman bir ülkeyiz
Yayınlanma:
Türkiye’deki insanların yüzde 99’u Müslüman olduğu söylendiğini aktaran Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, “Biz Müslüman’sak Irak’ta yaşanan katliama neden sessiz kalındığını sorgulanması gerekir” dedi.
Bilgi İletişim Kültür Araştırma Derneği (BİLKAD), 2010-2011 Sezonu Salı Söyleşileri toplantılarına başladı. ‘Ahir Zamanda İslam ve Müslümanlar’ konulu söyleşi Alaaddin Keykubat Konferans Salonu’nda düzenlendi. Sezonun ilk Salı Söyleşisini konuşmacı olarak Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Hayri Kırbaşoğlu yaptı. 2010-2011 Salı Söyleşileri açılış konuşmasını yapan BİLKAD Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın, “Salı Söyleşilerinin hepimize faydalı olmasını diliyorum. Alanında uzman kişileri bu kürsüye getirmeyi ve Konyalı insanlarımıza bir şeyler katmayı hedefliyoruz. Özellikle üniversite öğrencilerinin bu söyleşilerden çok şey kazanacaklarını temenni ediyorum” diye konuştu. Konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu, öncelikle kendini politik olarak muhalif, entelektüel olarak da eleştirici olarak tanımladı. Müslümanlar olarak davamızı hatırlama, düşünce ile eylemi nasıl yürütmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Kırbaşoğlu, “Bizim Müslümanlığımız tarihe gömülmüş olduğu için biz sürekli Ahir Zaman kelimesinin kullanılmaktadır. Ülkemiz üzerinde gelişmeleri nazara alarak gözlem yapan bir insan, bu ülkenin nasıl bir Ahir Zamandan bulunduğunu sorar” dedi. Dünya Müslümanlarının sorunları var mı İslam dünyası bir tehdit altında bulunuyor mu? Bu soruların cevabını dış ülkelerden buralara bakarak çözümlenebileceğini ifade eden Prof. Dr. Kırbaşoğlu, “Öncelikle Müslümanlığın olmazsa olmazı dış ülkelerde ve çevresinde gelişen olayları gözlemleyerek, bir tehditle karşı karşıya mıyım diye. İslam ülkeleri bir çok tehditle karşı karşıyadır. Öncelikle Nükleer Silah tehdidi var. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya, Fransa, Almanya sürekli Nükleer Bomba üretiyor. Bu ülkeler bir çılgınlık sonuçu bu silahları patlatması sonucu neler olur bunun soru sorulmalıdır. Bu ülkeler zamanında bu bombaları kullanmışlardır. Örnekleri mevcut, Hiroşima mesela” ifadelerini kullandı.
‘TÜRİYE’NİN YÜZDE 99’U MÜSLÜMAN DEĞİL’
Müslümanların bu sorunların çözümü tarafında olması gerekirken etkilenen tarafta olduğu vurgulayan Prof. Dr. Kırbaşoğlu, “İslam ülkelerinin yönetimleri halklarını yansıtmıyor. Tüm İslam ülkeleri yönetimleri tek adam despotizmi tarafından yönetiliyor. Yanlarındaki Müslüman kardeşlerinin öldürülmelerini seyrediyorlar. Buraya Türkiye’yi katmak mümkün. Irak’ta Müslümanları öldüren uçaklar Adana İncirlik Üssü’nden kalktı. Filistinli Müslümanları öldüren Pilotlar Konya’da eğitim ve tatbikatlarını yapıyorlar. Türkiye’nin yüzde 99 Müslüman diyorlar. Burada sormak gerekir biz nasıl Müslüman bir ülkeyiz? Eğer biz Müslüman insanlarsak bu tatbikatlara neden izin veriyoruz. 3 milyon kişi toplanıp İsrailli askerlerin Konya Hava Üssü’nde eğitim yapmalarını engelleyemez mi? Demek oluyor ki bizim yüzde 99’umuz Müslüman değil. Türkiye NATO’ya üye ülkelerden biri. NATO artık ne için vardı, Komünist Rusya tehdidine karışı vardı. Ama artık Komünist Rusya yok, NATO artık Müslüman ülkelere karşı bir yapılanmadır. Türkiye Müslüman ise buna nasıl izin veriyor. Türkiye’de NATO güçlerinin elinde 40 veya 80 tane Nükleer başlıklı künye olduğu söyleniyor. Bu bombalar kime karşı buralarda tutuluyor” diye konuştu.
‘İSTANBULDA İKİNCİ LALE DEVRİ YAŞANIYOR’
Müslüman ülkelerin içinde bir İslam burjuvazi sınıfının olduğunu anımsatan Prof. Dr. Kırbaşoğlu, “ sözlerine şöyle devam etti: “İslam ülkelerinde adaletsiz gelir dağılımı çok fazla. Bunu ülkeler arasında ve aynı ülkenin insanları arasında görmek mümkün. İstanbul’da ikinci bir Lale Devri yaşanmakta. Her şeyi altından olan evler ve restoranlar bulunuyor. Zengin insanlar burada eğlenirken Müslüman kardeşleri Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da hayatlarını kaybediyorlar. Burada yaşananlar Müslüman Burjuva sınıfının dikkatini bile çekmiyor. Bugün Iraklı, Filistinli insanların başına gelen savaşların, yarın bizim başımıza gelmeyeceğinin garantisini kim verebilir. Türkiye’deki insanlar daha güzel giyinelim daha kaliteli yiyelim diye düşünüyorlar. Türkiye’deki insanların hepsi tüketim robotu haline gelmiş durumdalar.”
Mustafa AKÇA
‘TÜRİYE’NİN YÜZDE 99’U MÜSLÜMAN DEĞİL’
Müslümanların bu sorunların çözümü tarafında olması gerekirken etkilenen tarafta olduğu vurgulayan Prof. Dr. Kırbaşoğlu, “İslam ülkelerinin yönetimleri halklarını yansıtmıyor. Tüm İslam ülkeleri yönetimleri tek adam despotizmi tarafından yönetiliyor. Yanlarındaki Müslüman kardeşlerinin öldürülmelerini seyrediyorlar. Buraya Türkiye’yi katmak mümkün. Irak’ta Müslümanları öldüren uçaklar Adana İncirlik Üssü’nden kalktı. Filistinli Müslümanları öldüren Pilotlar Konya’da eğitim ve tatbikatlarını yapıyorlar. Türkiye’nin yüzde 99 Müslüman diyorlar. Burada sormak gerekir biz nasıl Müslüman bir ülkeyiz? Eğer biz Müslüman insanlarsak bu tatbikatlara neden izin veriyoruz. 3 milyon kişi toplanıp İsrailli askerlerin Konya Hava Üssü’nde eğitim yapmalarını engelleyemez mi? Demek oluyor ki bizim yüzde 99’umuz Müslüman değil. Türkiye NATO’ya üye ülkelerden biri. NATO artık ne için vardı, Komünist Rusya tehdidine karışı vardı. Ama artık Komünist Rusya yok, NATO artık Müslüman ülkelere karşı bir yapılanmadır. Türkiye Müslüman ise buna nasıl izin veriyor. Türkiye’de NATO güçlerinin elinde 40 veya 80 tane Nükleer başlıklı künye olduğu söyleniyor. Bu bombalar kime karşı buralarda tutuluyor” diye konuştu.
‘İSTANBULDA İKİNCİ LALE DEVRİ YAŞANIYOR’
Müslüman ülkelerin içinde bir İslam burjuvazi sınıfının olduğunu anımsatan Prof. Dr. Kırbaşoğlu, “ sözlerine şöyle devam etti: “İslam ülkelerinde adaletsiz gelir dağılımı çok fazla. Bunu ülkeler arasında ve aynı ülkenin insanları arasında görmek mümkün. İstanbul’da ikinci bir Lale Devri yaşanmakta. Her şeyi altından olan evler ve restoranlar bulunuyor. Zengin insanlar burada eğlenirken Müslüman kardeşleri Irak’ta, Filistin’de, Afganistan’da hayatlarını kaybediyorlar. Burada yaşananlar Müslüman Burjuva sınıfının dikkatini bile çekmiyor. Bugün Iraklı, Filistinli insanların başına gelen savaşların, yarın bizim başımıza gelmeyeceğinin garantisini kim verebilir. Türkiye’deki insanlar daha güzel giyinelim daha kaliteli yiyelim diye düşünüyorlar. Türkiye’deki insanların hepsi tüketim robotu haline gelmiş durumdalar.”
Mustafa AKÇA
Gündem





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.