Birlikte Ağlayabiliyorsak Milletiz
Yayınlanma:
Hiçbir canlı, doğaya karşı sigortalı değildir. Deprem, sel, yangın ve çığ gibi doğal afetler canlılar içindir. İnsanoğlu da her türlü doğal afet tehdidi ve tehlikesine karşı açık bir yaratıktır.
Yaratıklar içinde en akıllısı, zekâ ve bilinç sahibi, hiç şüphesiz insandır. İnsanlar kendilerinde var olan akıl, zekâ ve bilinç sayesinde, doğal olayların felakete dönüşmesi önleyebilirler. Şayet bu özelliklerini kullanamazlarsa, doğal olayın felakete dönüşmesini önleyemezler. Bu bağlamda cana hayat veren su çığırından çıkarılırsa sel olur boğar, ısıtan odun sınırı araşsa yangın olur yakar ve her türlü besini ve madeni bağrında barındıran doğa deprem olur yıkar. Bütün bunlar tabiat olaylarının özellikleridir.
Tabiat olaylarında hazırlıklı olmanın veya olmamanın, ya felakete ya da fırsata dönüştürülebileceği, kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Kriz ya da felaket anlarında, dost ile düşmanı, keskin çizgilerle ayırabilirsiniz. Standart karar mekanizmalarının işlemediği anlar, gerçeklerin olduğu gibi ortaya çıktığı anlardır.
Felaketlerin olduğu anlar, insanların kendilerine karşı uyguladığı oto sansürü işlemez hale getirir. Yıkımlar bilinçaltında itilen duyguları, bilinç üstüne çıkarır. Asil ya da rezil, güçlü ya da zayıf davranışların felaket zamanlarında nüksetmesinin nedeni de budur. Normal olmayan şartlar, insanların ya da toplumların normal zamanlardaki bağlarını koparır. Kriz zamanları suni ile doğalın, içtenlikle yapmacıklığın arasındaki farkı en aza indirir. Normal ve doğal zamanlarda nüksetmeyen özellik anormal şartlar altında bir gerçeklik olarak belirir.
Van depremi, Doğuyu vurdu ama Batıyı kavurdu. Van’a yağan yağmur ve kar, Ankara’yı ıslattı. Van’ın sızısını, önce Ankara, İstanbul, İzmir, Edirne duydu. Erciş’te enkaz altında kalanlara en fazla İstanbul gözyaşı döktü. Ercişliye ve Vanlıya, Kızılay’ın çadırları kol kanat gerdi. Depremzedeleri Konya, Erzurum, Eskişehir, Kayseri ve Sivas’tan giden battaniyeler ısıttı.
Van’da ve Erciş’te insanlar; canlarını, mallarını ve evlerini kaybettiler ama Türkiye ruhunu kazandılar.
Doğal afet vururken, insanları etnisite, mezhep ya da kimlik olarak ayırt etmedi. Onların farklılıklarını öne çıkarmadı. Deprem sonrası da bu millet, etnisite, mezhep ya da kimlik ayrımı yapmadı. İnsanlığını öne çıkardı.
Depremler, milletleri millet yapan en zor sınavlardandır. Deprem milli bir sınavdır. Türkiye’de halk, doğusu ve batısıyla kendiliğinden ilan ettiği seferberlikle, bu sınavı başarıyla verdi. 74 milyon insan, kaderi, acıyı ve sızıyı bir somun ekmeği ortadan bölüşüp paylaştı. Bu deprem, “Türk-Kürt”, “Alevi-Sunni” ayrımının ne kadar yapay ve anlamsız olduğunu ispatladı.
Diğer özellikler bir yana, birlikte ağlayabilen insan bir millettir. Birlikte ağlamak için binlerce ortaklık ve benzerlik aramaya da ihtiyaç yoktur. Birlikte ağlamak için insan olmak, yeterlidir. Aynı acıyı, aynı kaderi paylaşan ve aynı terbiyeyi alan insanları, farklı oldukları diğer ayrıntılar birbirinden ayıramaz.
Türkiye Van’da, Erciş’te birlikte öldü. Enkazın altında kaybedilen canlar için birlikte gözyaşı döktü. Kurtarılan canlar için birlikte sevindi. Bir dilim ekmeği birlikte paylaştı. Millet olma özelliği fazlasıyla sergiledi. Dostlarını sevindirdi, düşmanlarını üzdü.
Van ve Erciş’te meydana gelen deprem de gösterdi ki; Biz doğusuyla-batısıyla, güneylisi-kuzeylisiyle, tarihte bir yaşadık, gelecekte de birlikte yaşama azim ve kararındayız. Cenab-ı Allah birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmasın, birlikteliğimizi daim kılsın!
Yaratıklar içinde en akıllısı, zekâ ve bilinç sahibi, hiç şüphesiz insandır. İnsanlar kendilerinde var olan akıl, zekâ ve bilinç sayesinde, doğal olayların felakete dönüşmesi önleyebilirler. Şayet bu özelliklerini kullanamazlarsa, doğal olayın felakete dönüşmesini önleyemezler. Bu bağlamda cana hayat veren su çığırından çıkarılırsa sel olur boğar, ısıtan odun sınırı araşsa yangın olur yakar ve her türlü besini ve madeni bağrında barındıran doğa deprem olur yıkar. Bütün bunlar tabiat olaylarının özellikleridir.
Tabiat olaylarında hazırlıklı olmanın veya olmamanın, ya felakete ya da fırsata dönüştürülebileceği, kabul edilmesi gereken bir gerçektir. Kriz ya da felaket anlarında, dost ile düşmanı, keskin çizgilerle ayırabilirsiniz. Standart karar mekanizmalarının işlemediği anlar, gerçeklerin olduğu gibi ortaya çıktığı anlardır.
Felaketlerin olduğu anlar, insanların kendilerine karşı uyguladığı oto sansürü işlemez hale getirir. Yıkımlar bilinçaltında itilen duyguları, bilinç üstüne çıkarır. Asil ya da rezil, güçlü ya da zayıf davranışların felaket zamanlarında nüksetmesinin nedeni de budur. Normal olmayan şartlar, insanların ya da toplumların normal zamanlardaki bağlarını koparır. Kriz zamanları suni ile doğalın, içtenlikle yapmacıklığın arasındaki farkı en aza indirir. Normal ve doğal zamanlarda nüksetmeyen özellik anormal şartlar altında bir gerçeklik olarak belirir.
Van depremi, Doğuyu vurdu ama Batıyı kavurdu. Van’a yağan yağmur ve kar, Ankara’yı ıslattı. Van’ın sızısını, önce Ankara, İstanbul, İzmir, Edirne duydu. Erciş’te enkaz altında kalanlara en fazla İstanbul gözyaşı döktü. Ercişliye ve Vanlıya, Kızılay’ın çadırları kol kanat gerdi. Depremzedeleri Konya, Erzurum, Eskişehir, Kayseri ve Sivas’tan giden battaniyeler ısıttı.
Van’da ve Erciş’te insanlar; canlarını, mallarını ve evlerini kaybettiler ama Türkiye ruhunu kazandılar.
Doğal afet vururken, insanları etnisite, mezhep ya da kimlik olarak ayırt etmedi. Onların farklılıklarını öne çıkarmadı. Deprem sonrası da bu millet, etnisite, mezhep ya da kimlik ayrımı yapmadı. İnsanlığını öne çıkardı.
Depremler, milletleri millet yapan en zor sınavlardandır. Deprem milli bir sınavdır. Türkiye’de halk, doğusu ve batısıyla kendiliğinden ilan ettiği seferberlikle, bu sınavı başarıyla verdi. 74 milyon insan, kaderi, acıyı ve sızıyı bir somun ekmeği ortadan bölüşüp paylaştı. Bu deprem, “Türk-Kürt”, “Alevi-Sunni” ayrımının ne kadar yapay ve anlamsız olduğunu ispatladı.
Diğer özellikler bir yana, birlikte ağlayabilen insan bir millettir. Birlikte ağlamak için binlerce ortaklık ve benzerlik aramaya da ihtiyaç yoktur. Birlikte ağlamak için insan olmak, yeterlidir. Aynı acıyı, aynı kaderi paylaşan ve aynı terbiyeyi alan insanları, farklı oldukları diğer ayrıntılar birbirinden ayıramaz.
Türkiye Van’da, Erciş’te birlikte öldü. Enkazın altında kaybedilen canlar için birlikte gözyaşı döktü. Kurtarılan canlar için birlikte sevindi. Bir dilim ekmeği birlikte paylaştı. Millet olma özelliği fazlasıyla sergiledi. Dostlarını sevindirdi, düşmanlarını üzdü.
Van ve Erciş’te meydana gelen deprem de gösterdi ki; Biz doğusuyla-batısıyla, güneylisi-kuzeylisiyle, tarihte bir yaşadık, gelecekte de birlikte yaşama azim ve kararındayız. Cenab-ı Allah birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmasın, birlikteliğimizi daim kılsın!





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.