Dert deyin, noksanlık deyin, adını ne koyarsanız koyun; ama konu bu: Kitap okumamamız. Okumuyoruz veya az okuyoruz. Okuyanımız az. Bu gizlenilmemesi gereken bir ayıbımız. Kimse inkâr edemez. Bunun en güzel ölçüsü, şehrimizdeki kitapçıların hali; şehrimize getirilen kitapların satış miktarı… Zaman zaman kitapçı dostları ziyaret ve gözüme çarpacak kitapları almak için Rampalı’ya uğrarım. Yılın birkaç belli günlerinde, o da ders, sınav kitabı almak için ziyaretçilerin arttığını, diğer zamanlar oradaki kitapçıların melûl, mahzun müşteri beklediklerini görür, üzülürüm. Siftah yapamadan kepenk indirenler çoktur, bilirim. Okumuyoruz, okutmuyoruz. Bu bir gerçek. Koskoca İl Halk Kitaplığı’ndaki salonlarda, kitap okuyanların toplam sayısı, iki elin parmakları miktarını bulmaz. Yusuf Ağa’daki, Mevlânâ’daki, Koyunoğlu’ndaki okuyucu sayısı bunun yarısı kadar bile değildir, maalesef. Kabahat gençlerde mi? Kütüphanede mi? Kitapçıda mı? Hayır; bu noksanlığı birinin üzerine yükleyivermek doğru değil. Belki hepsinin. Ama bu tesbit ve teşhisle kalmamalı, telâfi imkânlarını araştırmalıyız. Kısacası, karanlıktan şikayet etmek yerine, kalkıp bir mum yakmamız lâzım. Bu işte en büyük görev, öğretmenlerimize düşüyor. Her vesile ile, ödevler vererek, öğrencilerimizi araştırmaya, yazmaya, kitap ve kütüphaneye yönlendirmeliyiz. İyi, güzel ama burada bir noksanlığımız göze çarpıyor. Öğrenciliğimizin ilk yıllarından beri, haftalık ziyaretlerimizden birisi de bakanlıkların Konya’daki yayınevleri idi. Alâeddin Tepesi civarında, Ceylâni Sineması’nın yanında, sonra da Mevlânâ Caddesi’ne taşınarak hizmetine devam eden Milli Eğitim Bakanlığı Yayınevi, son yıllarda Şükrü Doruk Reviri’nin altında idi. Kültür Bakanlığı Yayınevi de, İl Halk Kitaplığı altında küçük bir yerde halkımıza hizmet sunuyordu. Gelin görün ki, yıllar boyu yorulmadan görev yapan, bakanlıkların yayınları ile okuyucularını buluşturan bu her iki yayınevi de şimdi artık yok! Evet, maalesef yok. Dört üniversiteli Konyamız’da öğrencilerine bakanlıkların yayınlarını sunacak yayınevleri şimdi maalesef yok. Bu nasıl olur? Gençlerimizi yayınlardan mahrum bırakmaya kimin hakkı var? Kitaplar, az satılabilir; çok satılabilir. Bu gün satılmaz, yarın satılır. Bunu takdir, bize düşmez ki. Hem bakanlıklar, kâr amacı gütmezler ki… Gaye yayın sağlamak ve okuyucularla buluşturmaktır. Öyle ise yayınevlerinin kapısına kilit vurmak neden? Hangi akıllı(!) kişi buna karar verdi anlayamadım. Yeni yeni üniversitelere kucak açan Konyamız, bakanlıklarımızın yayınevlerine tekrar kavuşturulmalı. Önceki yıllar Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Başkanlıkları özel araçlarla Konyamız’a yayınlarını getirir, okullar, fakülteler civarında mobil satış imkânlarıyla, yeni yayınlarını duyurup, satarlardı. Şimdiler de onları da Konyamız’da göremiyoruz. Himmet eri bir makamımız acaba bu konulara el atıp da, bu durum müsbet alana taşıyama mı? Niye olmasın. Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini diyor, himmet ve ideal sahibi ellerin himayesini dörtgözle bekliyoruz.
Önceki ve Sonraki YazılarYAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.