Ali Emre Yaşar: Gençlerin Ömrü İşsizlikle geçiyor!

Ali Emre Yaşar: Gençlerin Ömrü İşsizlikle geçiyor!

Siyasi partilerin Konya’daki il başkan yardımcıları; fikirlerini, siyasi görüşlerini, şehrin sorunlarını ve çözüm önerilerini Merhaba Gazetesi “Siyasetin Nabzı” sayfaları için kaleme aldı.

CHP Konya İl Başkan Yardımcısı Ali Emre Yaşar'ın yazısı şu şekilde:

 

Gençlerin Ömrü İşsizlikle geçiyor!

Bir varmış, bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; çalışkan insanlardan oluşan ve verimli topraklar üzerine kurulu bir ülkede yaptırdığı sarayında bir padişah yaşarmış. Bu padişah öyle yüce, öyle adaletliymiş ki ülkesini hukukun ilkelerinden ayrılmadan, adil bir şekilde yönetir, vatandaşlarına çoğulcu değil eşitlikçi yaklaşır ve her bireyin hakkını sonuna kadar savunurmuş. 

Padişah öyle adilmiş ki padişahlığı döneminde hiçbir gazeteci yaptığı haberler sebebiyle hapse girmemiş ve hatta kendi padişahlığından önceki dönemlerde hapis cezası alan gazetecilerde salıverilmiş. Zaten hiç suçlu olmayan bu ülkede hapishaneler de günden güne yıktırılır, yerine büyük kütüphaneler yaptırılırmış. Ülkede işçiler açlık ve sefaletle boğuşmadan yaşar, öğretmenlerininse geçim sıkıntısı olmadığı için yalnızca öğrencilerinin eğitimi ile ilgilenebilirlermiş. Öğrencilerin kredi borcu, iş, aş gibi gelecek kaygısı olmadığı için bilim, teknoloji ve edebiyat ile ilgilenir, bu sayede ülkede nice bilim insanları yetişir, şairler, yazarlar yaşarmış. Bilim ve teknoloji ile büyüyen yeni nesil sayesinde teknolojisi bulunduğu yüzyıldan çok ileride olan bu ülkede yapılan anlaşmalar ile diğer dünya devletlerine çağın ihtiyaçlarını karşılayacak teknolojik ürünler satılır ve bu sayede ihracat oranları sürekli artarmış. Padişahın komşuları ile kurduğu ikili ilişkiler sayesinde de yeni ticari iş sahaları yaratılırmış. İşsizliğin olmadığı bu ülkede her bir vatandaşında ulu padişaha olan bağlılığı günden güne artarmış. Market reyonlarında bulunan ürünlere indirim üzerine indirim gelirken; devlet memurlarının ve işçilerin maaşlarına zam üzerine zam yapılırmış. Hatta padişahın maaşının işçi maaşlarından az olduğunun anlaşılması vatandaşlar tarafından takdirle karşılanırmış. Dünyada yaşanan sağlık sorunları ve ekonomik krizler sebebiyle küçülen ekonomilere karşı, bu ulu padişahın ülkesinde ekonomi ile ilgilenen yaverler o kadar saygın, eğitimli ve azimliymiş ki ülkenin ekonomisi diğer dünya devletlerinin çok çok ilerisindeymiş. İşte böyle güzel bir ülkede günlerden bir gün padişah yaverlerine "Ülkemiz o kadar gelişti ki artık bu hukuk sistemi bize kafi değil, Hukuk Reformları İstiyorum !" fermanını buyurmuş ve güçlü ülkenin hukuk alanında uzmanlaşan kadroları kolları sıvayarak çalışmaya başlamış. Tabi bu güçlü ülkede hukuk reformu yapmakta çok zor olmuş. Yasama, yürütme ve yargı erkleri her ne kadar padişahta olsa da bu erkler ulu padişahın yüceliği sayesinde ayrı ve tam bağımsız olarak işleyişini sürdürmekteymiş. Mahkemelerde hiç iş yükü olmadığı için nizam sürekli korunur, hakimlerin izinli olduğu günlerde avukatlar mazeret dilekçesi bile yollamazlarmış. Ceza Kanunları öyle caydırıcı uygulanırmış ki eşlerinden dayak yiyen erkekler şikayetçi olduklarında eşleri tarafından öldürülmezler ve hatta şiddet uygulayan eşler hapis cezası alırlarmış. Yaptığı tüm bu yeniliklerle de yetinmeyen padişah kendisi gibi ulu bir liderin daha gelemeyeceğini düşünerek iktidarın halk tarafından yapılacak seçim sistemi ile meclisi oluşturulmasına ve bu meclisin de hükümeti kurmasını sağlayacak kanuni değişiklikleri yaptırmıştır. Tabi ki bu çözüm önerisi hazırlanırken düzenli olarak hakimler, savcılar, avukatlar, hukuk fakültelerinde bulunan öğretim üyeleri bilgilendirilmiş ve yapılan hukuk reformuna her bir hukukçunun dahli olması sağlanmış. Huzur ve mutluluğun hakim olduğu bu ülkede insanlar kan bağıyla gelen iktidarı bu ulu padişahın sayesinde seçimle oluşturur hale gelmişlerdir. Vatandaşlar geçim sıkıntısı yaşamadıkları için seçim zamanları rüşvet, yardım, vergi affı vb. gayri ahlaki tekliflere boyun eğmek zorunda kalmamışlar, çalışmayan iktidarı her seçim döneminde değiştirmişler ve sağlıklı, mutlu yaşamlarını ömür boyu sürdürmüşlerdir.

* İktidarını seçimler sayesinde oluşturan ancak adeta bir prova yaparak İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinde olmayan şeyleri oldurup seçim tekrarlatanlar; Hukuk Reformu haberleri ile başlayıp önce bir başsavcıyı Yargıtay üyesi yapması, daha üyeliğinin ilk günlerinde bu başsavcının Anayasa Mahkemesi üyeliğine aday adayı gösterilmesi ve Yargıtay üyelerinin oylarıyla Anayasa Mahkemesine aday üye olarak seçilmesi neticesinde maalesef başsavcılar, Yargıtay Anayasa Mahkemesi kısaca tüm yargı erklerinin artık tek kişinin kontrolüne geçmiş olduğu ispatlanmış oldu. Maalesef Hukuk Reformu da ayyuka çıktı.

*Ülkemizde genç nüfusun önemli bir bölümü üniversitelerde demokrasi aradığı için yargılanmakta, eğitim dönemleri bitince kredi borçları ile boğuşmakta ve ömürlerini işsizlikle geçirmektedirler. Gençlere sorun olarak değil, kaynak olarak yaklaşılması gençlerin yaşadığı maddi-manevi sorunların önemli bir bölümünü yok edecektir. Maalesef ülkemizde genç neslin bir bölümü diplomalarını aldıktan sonra üretemeyen; üretemediği gibi tüketemeyende bir yaşam sürmek zorunda bırakılmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu ise, İşgücü İstatistikleri verilerinde 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranının bir önceki yılın aynı dönemine göre 1,2 puanlık azalışla %25,9, istihdam oranının ise 4,5 puan azalarak %30,4 olduğunu açıklamıştır.

**Günümüzde basın özgürlüğü konusunda en zor günlerini yaşayan Türkiye’de, gazetecilerin ve gazetelerde çalışan tüm emekçilerin 10 Ocak çalışan Gazeteciler Günü kutlu olsun.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.