Akören’den buruk veda
2001 yılında yayın hayatına başlayan ve yaklaşık 7 yıldır Akviranlıların gözü kulağı ve sesi olan “Akören Dergisi” yayın hayatının sonuna geldi. Ekonomik nedenlerden dolayı kapanan Akören Dergisi’nin veda gecesi hüzünlü oldu. Derginin bugünlere gelmesinde emek ve pay sahibi olanlara, işadamı Feyzullah Ertaş, önceki gün Özkaymak otelde plaket verdi. Çok sayıda davetlinin katıldığı plaket törenine Akviran’ın yetiştirdiği ilim adamları, bürokratlar, akademisyenler, iş ve spor adamları da katıldı. Törende bir açılış konuşması yapan işadamı Feyzullah Ertaş, Akören Dergisi’nin yayın hayatına son verecek olmasının hüzün verici olduğunu belirterek, “Akören Dergisi bence, dergiden daha öte bir şeydir. Bu dergiyi basit bir dergi olarak görmek, kesinlikle yanıltıcı ve o dergiye emek verenlere haksızlık olur” dedi.
Akören Dergisi’nin Akviranlılar için önemine dikkat çeken Feyzullah Ertaş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Geceyi düzenlemedeki amacımız hepinizin bildiği gibi, 2002 yılında yayın hayatına başlayıp 2009 yılına kadar çalışmalarını aralıksız sürdüren ve 2010 yılında da maalesef yayın hayatına son verecek olan Akören Dergisi’nin değerli mensuplarına teşekkür etmek, onları bir plaketle ödüllendirmektir. Bu dergi vesilesiyle burada bir arada olmamız, aynı mekânı paylaşmamız bile, aslında ne anlatmak istediğimi açıklamaya yeter. Sayın Muzaffer Tulukcu ve ekibi, tam 8 yıl boyunca, mahallî tarihimize ait her ne çeşit belge, bilgi varsa, tozlu raflardan bir bir indirip nazarlarımıza sundular. Ortak kaderimiz olan Akviranlılığımızı bizlere yeniden hatırlatıp, birbirimizle kaynaşmamız gerektiğini anlattılar hep. Hiçbir ayırım yapmadılar... Hiçbir insanımızı dışlamadılar. Hiç kimsenin düşüncesini, inancını, yaşantısını sorgulamadılar…“Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü” felsefesi onlarda yeniden hayat buldu. İstisnasız hepimizi kucakladılar. Her Akviranlı kendisine bir yer buldu bu dergide…Derginin siyah beyaz fotoğraflarına, kimisi yırtık, ya da rengi solmuş o nostaljik resimlerine uzun uzun bakarken, hepimizi mazimizle bir kez daha yüzleştirip, nereden gelip nereye gittiğimizi anımsattılar bize.” Akören Dergisi’ne emek verenlerin büyük bir özveriyle çalıştıklarına da dikkat çeken Feyzullah Ertaş, “Bu kadronun gıpta edilecek özverisiyledir ki, kimin nerede ne yaptığından daha çok haberdar olduk. Dünyaya henüz teşrif edenlerden, âhirete göç edip gidenlere, yeni iş hayatına atılanlardan, emekliliğini hak edenlere varıncaya kadar, bize ait ne varsa, hepsini haber yapıp sundular bize. Deyim yerindeyse, Akviran’ın tarihini yazdılar. Abartmadan söylüyorum. Çıkan her sayısı neredeyse bir belge niteliğinde. Onların çalışmalarıyladır ki, memleketimiz, sülalelerimiz, akrabalarımız, konu komşumuz hakkında bilmediğimiz nice şeyler öğrendik. Ne yazık ki şu an, “Kardeşliğimizin çimentosu, geleceğimizin sigortası” olarak gördüğüm böyle bir derginin kapanma sürecini yaşıyoruz. Ama gelinen nokta ortada. Başarılı bir derginin kapanış kutlamasını yapmak! Gibi tuhaf bir duyguyu da içinde barındıran bu birlikteliğimizde, dergi yönetiminden benim tek bir istirhamım olacak. Umarım aldıkları bu kapatma kararını yeniden gözden geçirip, en kısa zamanda yayın hayatına geri dönerler” dedi. Fehzullah Ertaş’ın konuşmasının ardından Akören Dergisi’ne emeği geçenlerle maddi ve manevi destek verenlere plaket verildi.
VEDA GECESİNDE DUYGULU
ANLAR YAŞANDI
Konya Ticaret Odası Konferans Salonu’nda gerçekleşen veda gecesinde de hüzünlü anlar yaşandı. Akören Dergisi Yayın Kurulu Başkanı Muzaffer Tulukçu’nun konuşması herkesi duygulandırdı. Derginin 12 Mayıs 2002 yılında yayın hayatına başladığını dile getiren Muzaffer Tulukçu, dergiyi çıkartırken dünyanın her tarafına yayılmış Akörenlilere ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. Bu kapsamda kenarda köşede kalmış birçok Akörenliyi dergi sayesinde gün yüzüne çıkardıklarını anlatan Tulukçu, “Herkes memleketini ve memleketlisini sever. Bizde seviyoruz. Bu amaçla birbirimizle kavuşmamız için dergiyi çıkardık. Birçok ilde ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde temsilcilik yapacak arkadaşlar bulduk. Bunların çoğu gönüllü çalıştı. Ancak gelinen noktada bu yükü kaldıramaz duruma geldik. Şimdiye kadar 64 sayfalık dergi için 300 bin TL giderimiz oldu. Derginin şimdiye kadar 180 sayfası renkli, 2 bin 672 sayfası siyah beyaz çıktı. Hemşerilerimizin evine kadar dergiyi götürdük. Fakat dergiyi dağıtırken veya abone parasını toplarken çok zorluk çektik. Çoğu kez dağıtımda çalışan arkadaşlarımızın parasını ödeyemez duruma geldik. Hemşerilerimiz bize yeterince destek olmadı veya olamadı. Akörenli birçok işadamlarımızdan reklam alamadık. Ama artık yorulduk. Daha fazla yürüyemez duruma geldik. Bu amaçla derginin 46. sayısında size veda etmeye karar verdik. Veda etmeye 1 yıl önce karar aldık. Fakat kimse niye böyle bir karar aldınız? Diye bir şey söylemedi. Ancak kapanma gecesine gelince herkes ‘Niye kapanıyor?’ diyor. Bunu diyen arkadaşlar lütfen geriye dönüp bir düşünsünler. Ama inşallah bu dergiyi genç arkadaşlar kucaklar, Akören ve Akörenli’yi dünyaya tanıtmaya devam ederler” dedi. Muzaffer Tulukçu’dan sonraki konuşmacılar da derginin kapanmasından son derece üzüntü duyduklarını belirterek, derginin bundan sonra da kaldığı yerden yayın hayatına devam etmesi temennisinde bulundu. Gecede Abdülkadir Gök’ün ‘Sılaya Özlem’ ve İsmail Aslan’ın ‘Ben Unutmam Akören’imi’ şiirleri dinleyenleri duygulandırdı. Veda gecesinin sonunda Akören’e hizmet edenlere şilt takdim edildi.





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.