Akif’i anlamalıyız
Yayınlanma:
İrşad Vakfı tarafından düzenlenen Mehmet Akif Ersoyu anma gecesinde konuşan Vehbi Vakkasoğlu, Ersoyun anılmaya değil ama bizim onu anlamaya ihtiyacımız var"dedi
İstiklal Marşımızın şairi Mehmet Akif Ersoy’un ölümünün 73. yılı nedeniyle önceki akşam Alaaddin Keykubat Salonu’nda düzenlenen ve çok sayıda davetlinin katıldığı etkinlik, İstiklal Marşı’nın 10 kıtasının da ayakta okunması ile başladı. Daha sonra Sabahattin Şener tarafından okunan Kuran’ı Kerim ve Grup Gönül’ün seslendirdiği birbirinden güzel ezgilerin ardından Mehmet Akif Ersoy’un hayatının anlatıldığı sinevizyon gösterisi sunuldu.
İrşad Vakfı Başkanı Ali Galip Doğan, programın açılışında yaptığı konuşmada, vakfın çalışmaları ve hedefleri konusunda bilgi verdi. Doğan, vakıf olarak yaptıkları her programda gençlere ayrı bir önem verdiklerini ifade ederek, “Gençlerimizin Akif’in düşüncelerine ve fikirlerine ihtiyacı var. Bu nedenle bu programı düzenledik. Gençlerimize bu anlamda sahip çıkmazsak her türlü felaketi yaşarız. Bunun örneklerini de gazetelerde, televizyonlarda görüyoruz. Anne babasına eziyet eden, uyuşturucu tuzağının ağına düşen gençlerimizi yeniden kazanmak için bu programların daha fazla yapılmasına ve daha fazla kesime ulaştırılmasında fayda var” diye konuştu.
Ali Galip Doğan’ın konuşmasının ardından kürsüye gelen Vehbi Vakkasoğlu, ‘konuşmasına, Mehmet Akif’in anılmaya ihtiyacı yok ama bizim onu anlamaya ihtiyacımız var, diyerek başladı. Vakkasoğlu, “Bugün bin bir türlü olumsuzluk içerisinde yetişen gençlerimizin Akif’in ruhuna ihtiyacı var. Mehmet Akif Ersoy ne yazık ki bugün bile tüm olarak anlatılmıyor. Birisi İstiklal Marşı’nın yazarı diyor, diğeri bir başka sıfat söylüyor. Mehmet Akif Ersoy bizim gözümüzde adı olup da tadı olmayan bir ‘Akif dede’dir. Bazı masa başı araştırmacıları diyor ki, ‘Mehmet Akif Ersoy parasızlıktan hiç palto alamamıştı’ Zavallılar bilmiyorlar ki Akif dedemiz dönemin en çok paltoya para veren insanıdır. Ne var ki birini üşürken gördüğünde dayanamaz hemen çıkarır üşüyen insana verirdi. Bunu bilmeyen insanlarımız var” dedi.
Mehmet Akif Ersoy’un hayatında geçen bazı olaylara da değinen Vakkasoğlu, “Akif dedemiz kesinlikle yalanı sevmeyen yalansız bir insandı. Ve samimiyeti çok severdi. İnançsız olan bir kişiye dahi samimi davranırdı. Ancak bir gün kendisini ‘Ateist’ olarak tanıtan bir kişinin daha sonra Eyüp Sultan Camii’nin şadırvanında abdest aldığını görünce, ‘Cancağızım bari küfründe sebatkâr (sabırlı) olsaydın’ diyerek uyarmıştı. Akif Bey şu sözü sıkça tekrarlardı, ‘İnsan hayatta iki şeyi bilmeli haddini ve hesabını. Ben haddimi hep bildim ama hesabımı hiç bilemedim’. Gerçekten de Akif Bey şahsi bütçesini hiçbir zaman denk getiremedi. Daima giderler ağır bastı. Hep borçlu yaşadı. Para sıkıntısı yaşadığı zaman şu fıkrayı anlatırdı, ‘Bir Arap şairine sormuşlar, bizi niçin bizi arayıp sormuyorsun diye. Şair o şahsa şunu söylemiş, “Kalbimde birkaç yer var biri kasaba, biri bakkala, biri manava. Bunlardan başkasına sıra ve yer kalmıyor’. Rahmetli kendini bu şaire benzetirdi” diye konuştu.
Vakkasoğlu, konuşmasının son bölümünde, “Akif dedemizin vefatından kısa bir süre önce kendisini ziyarete gelenler ile sohbet ederlerken söz nasıl olduysa dönüp dolaşıp İstiklal Marşı’na gelir. Misafirlerden biri düşüncesizce, ‘Acaba yeniden yazılsa iyi olmaz mı?’ der. Bitkin bir halde yatan Mehmet Akif birden bire başını kaldırır ve kesin bir ifadeyle cevap verir, ‘Allah bir daha bu millete bir İstiklal Marşı yazdırmasın’ Akif dedemiz parasız olduğundan değil, sünneti yaşadığından sade idi. Taceddin Dergâhı’nda kaldığı odanın tek sergisi bir kilimdi. Bir akşam dostlarını evine çay içmeye çağırmıştı. Ancak o ikindi vakti dostlarına koştu, ‘Çayı sizde içeceğiz’ dedi. Sebebi sorulunca da şu açıklamayı yapmak zorunda kaldı, ‘Bizim odanın kilimini bir fakire vermişler’ Aslında odanın kilimini veren başkası değil, kendisiydi. Mısır’da yaşadığı sırada evini taşıyacağı zaman geceleri tercih ederdi. Sebebi ise kırık dökük eşyalarının görülmemesi için. Varlıklı dostları, yoksulluğunu görür de yardım etmek için kendisini zorlar diye korkardı.
İşte Akif dedemizin özü buydu. Hayatı sünnet ve Kur-an’dı. Hayatında hiç yalan söylemedi. Akif'in çevresindeki insanlar, Akif'in çok sessiz olduğunu söylerlerdi. Ancak Mehmet Akif dedemiz de buna şöyle cevap vermişti, ‘Yumuşak başlı isem zannetme ki uysal koyunum.
Kesilmeye gelir amma çekmeye gelmez boyunum” diyerek Mehmet Akif Ersoy’un bu hayatının ve düşüncesinin herkese örnek olmasını istedi.
ALİ SAİT ÖGE
Gündem





Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.