Ahmet Altan'dan Öcalan'a Mandela övgüsü

Ahmet Altan'dan Öcalan'a Mandela övgüsü

Öcalan'ı siyasi gündemin odağındaki isim yapan tartışmaya Ahmet Altan da dikkat çeken bir yazıyla katıldı.

Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan yaptığı çağrıyla sona eren açlık grevleri çarpıcı bir tartışmanın da kapısını araladı. Fatih Altaylı'nın Öcalan için "Türkiye'de Erdoğan'dan sonraki en büyük ikinci siyasi lider" demesinden sonra tartışma konusu olacak bir başka yorum da Ahmet Altan'dan geldi.

ÖCALAN İÇİN KÜRT MANDELA'SI DEDİ

Öcalan'ı siyasi gündemin odağındaki isim yapan tartışmaya Taraf'ın tepe ismi Ahmet Altan da katıldı. Altan, Öcalan'ı politik kimliğini yorumladığı yazısında PKK liderinin giderek Nelson Mandela'ya benzediğini yazdı. Mandela ile Öcalan arasındaki benzerlikleri sıralayan Ahmet Altan, PKK lideri için "Kürt Mandelası" dedi.

"ÖCALAN STAR KUMAŞINA SAHİP BİR LİDER"

Kürt sorunundaki en kudretli ismin hala Öcalan olduğunun net bir şekilde ortaya çıktığını

vurgulayan Altan, "Öcalansız savaş oluyor ama Öcalansız barış olmuyor"diye devam etti. Türk medyasının ve siyasetçilerinin Öcalan'a karşı daha özenli ve saygılı olması gerektiğini kaydeden Altan, "Bir insandan hem barışı bekleyip hem de onu bir hücrenin içinde tutamazsınız çünkü. Barışı ondan bekliyorsanız, gereken saygıyı ve özeni de kendisine göstermeniz gerekir." dedi. Öcalan'ın eninde sonunda Mandela gibi ev hapsine çıkacağını iddia eden Ahmet Altan, "Öcalan siyaset sahnesinde “star” kumaşına sahip bir lider." diye yazdı.

İşte Altan'ın "Kürt Mandela’sı ve Erdoğan" başlıklı yazısındaki ilgili bölüm:

Bugün Kürt meselesinin çözümünde ne Türk siyasetçileri, ne Kürt siyasetçileri, ne de Kandil’deki PKK yöneticileri Öcalan’ın gücüne sahipler.

Öcalansız savaş olabiliyor ama Öcalansız barış olamıyor.

Bunu Öcalan herkese bir kez daha gösterdi.

Şunu da kabul etmek gerekir ki Öcalan siyaset sahnesinde “star” kumaşına sahip bir lider.

Öcalan’ı bir siyasi star yapan özelliği, gerektiğinde “susabilme” ve gözden kaybolmaktan korkmama yeteneğine sahip olması.

Ortalıktan çekilebiliyor ama o ortada yokken bile “varlığı” hissediliyor.

Bunu bugün bu ülkede Öcalan’dan başka yapabilen kimse yok.

Herkesin “görünür” olabilmek için kendini parçaladığı, Türk ve Kürt liderlerin hiç durmadan konuştuğu bir ortamda, Öcalan “sustuğunda” da ağırlığını sürdürebiliyor.

Üstelik Öcalan olabilecek en olanaksız koşullarda yapıyor siyasetini, on iki yıldır hapiste, onsuz da“savaşabildiğini” kanıtlamak isteyen PKK yöneticileri var, onu “silmek ve unutturmak” isteyen Türk siyasetçileri var, onu korkutmaya çalışan bir devlet var ve o sonunda herkesin kapısında toplandığı ve “çare”beklediği lider olma özelliğini sürdürüyor.

Bizimkine benzer “iç savaşların” yaşandığı ülkelerde barışı sağlayan lider daima tarihe geçti ve neredeyse her zaman bu “lider” isyan edenlerin arasından çıktı.

Güney Afrika’da Mandela, İrlanda’da Gerry Adams tarihe adlarını yazdırdılar.

Öcalan’ın kader çizgisi Mandela’nın kader çizgisine gittikçe daha çok benziyor.

Mandela da çok kanlı eylemlerin emirlerini vermişti, Mandela da uzun yıllar hapiste yatmıştı, Mandela da barış sürecini hapisten yönetmişti.

Artık Öcalan’ı aşağılamaya, kendi halkı önünde küçük düşürmeye uğraşmaya, ona sürekli hakaret etmeye Türk tarafı bir son verse iyi olacak.

Belli ki bir barış olacaksa onun altında Öcalan’ın imzası bulunacak.

Ve, eninde sonunda, aynı Mandela’nın macerasında olduğu gibi Öcalan ev hapsine çıkacak.

Bir insandan hem barışı bekleyip hem de onu bir hücrenin içinde tutamazsınız çünkü.

Barışı ondan bekliyorsanız, gereken saygıyı ve özeni de kendisine göstermeniz gerekir.

Bugün Türk tarafında Öcalan’ın özelliklerine sahip bir siyasi muadili yok, çünkü o, aynı zamanda “silahlı bir mücadeleyi” başlatan bir halk kahramanı taraftarlarının gözünde.

Yazının tamamı için

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.