4+4+4

Eğitim ve öğretim kesintili kesintisiz kademeli. Zaman sürelerini ayarlamayla uğraşıp dursunlar. Ben olayı farklı yönden alacağım. Eğitimin felsefesi ve hedefleri amaçları neticeleri bakımından nereye gidiyor. Hayattan örnekler vererek konuya şöyle bakacağım.
Yunanca’da çocuk eğitimi anlamına gelen pedagoji; Osmanlı’da çocuklar için ‘tıfl’ kelimesi ve eğitim için ‘ilmi terbiyeyi eftal’ Arapça’da terbiye, ilim edep öğretme, besleyip, büyütme çocuğun yeteneklerini geliştirme sanatıdır. Günlük pedagoji dilinde kasıtlı olarak istendik davranışları kazandırmak. Eğitimin davranışa dönüştürülmemesinden kaynaklanan eksiklikler yığınla problemler getirmektedir.
İnsanın yaratılış özelliği gereği kundaktan mezara kadar eğitilmeye ihtiyacı vardır. Hatta ana rahminde başlamaktadır. İnsan kabiliyetlerini geliştirme yönünden başkalarının eğitimine ihtiyacı vardır.
Çocuklarımıza okullarda eğitim veriyor muyuz? Yoksa sadece öğretimle mi uğraşıyoruz. Elbette öğretimin yanında eğitim de veriyoruz ama; eğitim okulların elinden alınmış, maalesef eğitim; kitle ve görsel iletişim araçlarının eline geçmiş. Sokaklarda yürüyen konuşan gençlerin kurduğu cümlelerin üç kelimden ikisi küfür, ya da argo konuşarak yola devam etmekte. Güzelim Türkçenin duruluğu, sadeliği, yalınlığı kaybolup gitmektedir. Diyeceksiniz ki bunlar fabrika hatası, o kadar olur. Ama, lakin bu fabrika çok hatalı mamul üretmekte. Güzel Türkçemizin kullanışı argoya kurban edilmektedir.
Evet nerede hata yapıyoruz özdeş modellerimizi mi seçemiyoruz. Yoksa çocuklara iyi modeller mi sunamıyoruz. Çocuklarımız edep ve erdem fukaralarını mı örnek alıp küfürlü konuşuyorlar.
En basiti şu çevre temizliği konusunu dahi çözemedik. Sebebi ise ilköğretim de eğitim veremediğimizden. Çözüm ne? Çözüm okullarda sınıfını sırasını dahi temiz tutmaktan aciz öğrencilerin, sokağı ve caddeyi temiz tutmalarını beklemek hayal ve ahmaklık olur. Hele bazı okullarda veli çocuğunun çöp toplamasına dahi karşı geliyor. “Benim oğlum burayı çöp toplamaya mı geldi? Diyecek kadar ileri gidiyorlar.” “Temizlikçi tutun, aidat veriyoruz’’ lafları hemen dile getiriliyor.
Yapılacak iş ilk önce okullarda sınıf temizliği tamamen öğrenciye bırakılmalı kesinlikle hizmetli girmemesi sadece camların ayda bir temizlenmesi temizlikçi getirilip yaptırılması ve tuvaletlere hizmetlilerin bakması gerekir. Geri kalanından tamamen öğrenci sorumlu olmalı. Bahçeyi öğrenciler dönüşümlü ya da her sınıfın belirli bir bölgesinin olması sınıfların ve bahçenin temizlenmesi. Bununla birlikte çevre koruma şuuru geliştirmeli sokakları ve caddeleri korumaya kadar davranışa dönüştürmeliyiz. Yoksa her okulda sürekli çöp atan “burnu yere düşse alamayacak” bireyler yetiştirip. Sokakların ve caddeleri kirli bir şehirde yaşamaya katlanmak zorunda kalmalıyız. Ve şehri temizlemek için temizlik için harcanacak masraflara katlanmamız gerekir.
Şahit olduğum bir olayı anlatayım. İngiliz bir bayanla evlenen bir Türk gencinin düğün davetine gittik. Kapalı düğün salonu. İngiltere’den gelen aile içinde sigara içinler varmış. Bizim Türkler’den de sigara içenler var. Sigara içenler dışarı çıktılar. Bizimkiler sigarayı içti, izmaritini hemen yere atıp ayağınla çiğneyip içeri girdi. İngiliz’in kendi vatan toprağı değil ama sigara izmaritini atmak için İngilizce konuşarak çöp kutusunun yerini sordu ve yirmi metre uzağa gidip attı.
Geçen biri anlatıyor
—Yurt dışından gelen akraba çocuklarla cadde üzerinde geziyorduk. Bizim çocuklarla beraber dondurma aldık. Dondurmam bitince külahını ben kaldırdım attım diyor. Yurt dışından gelen çocuk
— Çöp yok mu dedi?
—Yere at gitsin dedim.
— Yok, dedi.
— Çöpün yanına gelene kadar elinde taşıdı. Götürüp çöpe attı. Büyüklüğümden utandım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Arşivi